DerinDunya Haber Açıldı! Sizleri de bekliyoruz : DerinDunya Haber
DerinDunya Sözlük açıldı! Sizlerin de katılımını bekliyoruz...

Mektup37: YAHUDİ GENETİĞİNİN ŞİFRESİ ve Hiksoslar

AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288
Ağustos 22 düzenlendi Kategori DERİNDUNYA MEKTUPLARI
Siyonist İsrail’in Dört Köşeden Topladığı Toprak  
YAHUDİ GENETİĞİNİN ŞİFRESİ

 

İki bölümünü, “Yehova Şahitleri ve İslami Kült” olarak yayınladığımız makalemize sorularıyla kapı aralayan İlbey İlingi, ne demişti mesajındaki sorusunun ikinci bölümünde; hatırlıyor musunuz? Unutulmuş olabilir elbette.  O halde geçelim geçelim ikinci hususa… Diyordu ki ikinci hususta İlbey: “Besni’nin Fırat kenarındaki Kızılin köyünde tarihi bir yerleşim yeri bulundu. Bu yerden İsrail'in önemli miktarda toprak aldığı, halk arasında söylenmekte... Sizce sebebi ne olabilir? Bu durumda biz, kime güvenecegimizi şaşırmış durumdayız. Bu hususta da bilgilendirme talep etmekteyim…”  

***

Bu mevzu, 1980'lerden beri yani Merhum C.Başkanı Özal zamanından beri, kafamı kurcalayan bir husustu. Aynı şekilde o zaman da İsrail'in yerli işbirlikçileri eliyle Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu'sunda geniş topraklar aldığı iddia edilirdi. Ve denirdi ki tıpkı, “Musevilerin yüz küsur yıl önce Osmanlı’nın Filistin'inde yaptıkları gibi onların torunları da Arzı Mevud’un oluşması için Güneydoğu'dan çiftlikleri aldırıyorlar…” Doğrusu ya o zaman da bu iddianın çok akla yatkın değildi. İnsan, soruyordu kendi kendine; “O halde neden, Arzı Mevut’un sadece Güneydoğu Anadolu kısmında? Niye Mısır'da değil; Suriye'de, Ürdün'de ve Arzı Mevud’a dahil edilen diğer ülkelerde değil? Ve neden Asur krallarının bölgesinde… Mesele, sonra anlaşıldı…  Ve yıllar sonra İlbey, bir soru ile çıkageldi karşımıza, yukarıdaki gibi… O halde dilimizn döndüğünce, anlatmaya çalışalım. İnşallah!  

Bilindiği üzere MÖ 720 ‘de Filistin’in kuzeyindeki Yahudi Devleti İsrael'e saldıran Doğu Anadolu merkezli Asurluların Kralı Sargon; uzun bir kuşatma sonunda muradına nail olmuştu. Ardından çökerttiği Kuzey İbrani Devletinin, neredeyse nüfusunun tamamını yanına alıp memleketine döndü. Bilindiği üzere Asurlu Devletinin merkezi, Adıyaman ve çevresiydi. Bu nedenle Esir Yahudiler, söz konusu çevrede sürgün hayatı yaşamaya başladılar. Bize göre, Kral Sargon’un peşinde olduğu Mısır'dan çalındığını tahmin ettiğimiz “İlahi Bilgi idi. Ve zaten söz konusu İsrail Devletini de bu nedenle çok etmiş ve akabinde ülke halkını Asur ülkesine taşımıştı. Buradan anladığımız kadarıyla Sargon, ülkenin tapınaklarında saklı olduğunu sandığı ve ısrarla peşinde olduğu bilgiyi, ele geçirememiş. Ancak bu bilgiyi, zihinlerinde sakladığını düşündüğü halkı, yanındaa götürerek onların, “Akıl Kodlarını” çözmeye çalışmış olmalı. Tıpkı birkaç yüz yıl sonra Babil Kralı Nabukadnezar’ın yapacağı ve yaptığı gibi… Urartuların, yaklaşan sonundaki durumlarına bakarak anlıyoruz ki Kral Sargon, bu planında da bir sonuç elde edememişti

Daha sonra Sargon’un söz konusu halkı, öfkeyle ülkesinin uzak topraklarına saçıp savurduğunu görüyoruz. Peki, ne oldu bu halk?

Kuzey İbrani Devleti anlamında İlk İsrael'in kalıntısı olan bu halkın bir kısmının, Kafkasya üzerinden, Pontus bozkırlarına; bir kısmının da İran üzerinden İndüstan'a geçmiş olmaları ihtimali var. Her iki durumda da tarihin onları yuttuğu vaki... Mevzubahis halkın nerede olduğuna dair tarihçiler, flu bir fotoğraf koyuyorlar önümüze ve diyorlar ki; “On İbranik Kabile, Urartu ve periferisindeki topraklarda kayboldu.”

Gerçekten kayboldu mu? Bu ayrı bir konu…

Geçmiş zaman içinde çektiğimiz, “Yahudiler ve Türkler” konulu videolarımızda bu mevzunun bir kısmına değinmiştik. Malum! Asur arazisin’den kuzeye çıkan “10 Kabile” artıklarının, bölgede hakim olan Şamanist Hazar Türklerinin içine, ondan da öte hanedanlığına sızarak onlarıi, Musevileştirdikleri hatta Yahudileştirdikleri de bilinmekte. Daha sonra Hazar Devleti'nin yıkılması ile birlikte,  bu “Sızıntı Kriptoların” Ukrayna ve Polonya üzerinden Kuzey Almanya'ya göçtüklerini de söylemiştik. Bu nedenle daha sonra onların adı, Kavimler Sözlüğünde “Almanyalı Yahudiler” anlamında Eşkanazi olarak yer tutmuştu.

Bahismevzuu halkın, Asur Sürgünü sonrasında, doğuya giden kısmı ise henüz üzerinde konuşmadığınız bir konu olarak sırasının gelmesini beklemekte… Ancak burada ve yeri gelmişken şunu söyleyebiliriz ki: Sargon’un ülkesine taşıdığı “10 Kabile”nin tamamının kanı, Hazreti İbrahim'e dayanan İsrailoğullarına ait olmasa gerek... Belki de her kabilenin içerisinde, bir o kadar da bir başka kan ve genetik söz konusuydu.  Burada, Eksodüs’ten beri yani Mısır’dan çıkıştan bu yana, Musa’nın Kavmi içinde, İbranilerle aynı kanı taşımayan bir halka işaret ediyoruz. O halde kimdi onlar?

Efendim; onların adını ilk defa, “Derindünya” ifşa etmişti.  Hatırlayın lütfen “Çoban Krallar” halkını yani Hiksosları… Yahudi analizlerimizde, söz konusu kavramı ortaya attığınızda ima ettiğimiz “Anahtar Konu” işte buydu.

 Şimdi bu noktada, akla ilk gelen soru ya da sorular ne olmalı? Anlaşılan o ki “Sargon’un İbranileri” iki kola ayrılmıştı: İsrailoğulları ve Hiksoslar… Bu iki “Kuzey İsrael” sürgün, sürgün hayatlarını beraber mi yoksa ayrı ayrımı ve nerelerde yaşadılar? Daha sonra ne tarafa gittiler? Veya mesela, kuzeye çıkanlar, Hiksoslar mıydı; yoksa ibraniler miydi? Aynı şekilde bugün, Mizrahi Yahudileri olarak bilinen Doğu Yahudileri artığının dedeleri olan ve Hindistan'a doğru göç eden kol Hiksoslar mıydı; yoksa İsrailoğulları mıydı? Soru çok… Lakin bu konu, henüz deneysel yolla açıklığa kavuşturulmuş değil.

Buradan hareketle günümüze ulaşır ve son soruyu sorabiliriz: İngiliz’in omuz vermesiyle Eşkenazi Yahudilerinin, 1948’de kurmuş olduğu “Siyonist İsrail Devleti” halkının genetiği, İbranilere mi yoksa Hiksoslara mı dayanmakta?

İşte, temel soru bu. Öyle zannediyoruz ki günümüz İsrail'i de bu sorunun ve cevabının peşine düşmüş durumda.

Bu nedenle zamanında, Kral Sargon eliyle Asurluların belli bölgelerinde kümeleştirilmiş olan Yahudi Sürgünlerinin, bulundukları bölgelerin mezarlıkları ve yaşam alanlarından toprak toplayarak, kendi kodlarını aradığı bir seri genetik araştırması yapmakta olan İsrailliler, bunun sonunda, hangi bölgede Hiksos ve hangi bölgede İbrani oturduğunu tespit etmiş olacaklardır kanaatimizce. Ve arkasından, o bölgelerin tarihsel derinliklerindeki göçlere ve göç yollarına bakarak,  Hazarya üzerinden Almanya'ya inen Eşkanazilerin genetiklerine ulaşmış olacaklar. Doğrusu, bu çalışmaların sonunda nereye varılacağını biz de merak etmekteyiz.

Lakin tahmininizi söyleyebiliriz ki… Asur’da sürgün hayatı yaşayan Yahudi halkının kesin hatlarla Hiksoslar ve İbraniler olarak ayrıştırılabilineceği kanaatinde değiliz. Fakat bahis mevzuu gruplarda, baskın unsurlar olabilir. Ve ikinci tahmin olarak şunu da eklemeliyim ki doğuya gidenler büyük ihtimalle ve çoğunlukla Hiksos gruplarıydı. Ya da bu iki halkın toplamının alt kuşakları, kaçış yolu olarak doğuyu tercih etmiş olmalılar. Zira günümüzde olduğu gibi o yıllarda da Batı, göçmen almakta oldukça nazlı davranmaktaydı. Bu itibarla önce kuzeye, sonra batıya giden grupların hem Hiksos ve hem de Yahudilerin “Elit Aileler”i olduğu kanaatindeyiz.  

Burada, iddiamıza şunu da ekleye biliriz: MÖ 930 yılında bölünen “Büyük İbrani Devleti”nin ikiye ayrılmasındaki temel neden bilinmekte. Hz Süleyman’ın vefatı üzerine,  ortaya atılan iki kral adayından birinin, Süleyman Peygamberin oğlu Rehovam olduğunu biliyoruz. İkinci adayın, İsrailoğullarına göre farklı bir damardan geldiği de belli. Onun, 15. Dönem Mısır Firavunlarından Hiksos boyunun temsilcisi, Yerovam olduğunu iddia eden tarihçiler var. Bu nedenle ayrışan Büyük İbrani Krallığının kuzeyinde kurulan Kuzey İsrael Devleti'nin, bir Hiksos olduğu kanaatini taşımaktayız.

Kral Yerovam zamanında, söz konusu Hiksos karakterli Musevi devletinin başşehri olarak Samiriya adlı bir şehir kurulmuştu. Ve bu şehrin tapınağına “Mısırlı Oğul Tanrı Horus’un Simgesi” olan “Hotor/Hathor” yani “Altın Buzağı konmuştu. Aynı Horus’un anası İsis’i de İnek sembolüze ediyordu ve o da daha sonra aynı damar üzerinden Hindistan’a taşınacaktı. Boğa ise Giritliydi ve adı Minotaur’du. Yani Filistiler eliyle Filistine taşınan Helen Mitosu.

Hülasa… Kral Sargon sürgününden sonra, iki yöne yollanan Hiksoslu İsrael Devleti artıklarının idarecilerinin, her iki tarafta da aynı kanı taşıdıkları ve bu kanın sahibinin Hiksoslu Çoban Krallar olma ihtimali çok yüksek…

Doğuya giden “Doğulu Hikso-Judikler”  Hindistan üzerinde bir operasyon yaparak “Kutsal Altın Buzağı”larını büyüttü ve onu “Hiksos Sığırı” yani inek haline getirdiler. Ve de bugünkü “Hindistan Brahma İnancının İnek Kültü” işte, onlardan hediye kaldı. Onlara da Mısırlı İsis’in armağanıydı denmişti ya yukarıda.

Önce kuzeye giden ve orada mukim Hazarya’ya sızan ve onların üzerinden Almanya'ya inen Yahudilerde de baskın unsur, doğal olarak yine Hiksoslardı ve onlar yani “Batılı Hikso-Judikler” de gittikleri ülkelerdeki “Soylu Aileler”in içine sızarak kutsallaştırdı ve onları,  birer “Firavunoğlu” haline getirdiler yani Tanrıların, Mavikanını onlara da geçirdiler.  

İşte, bunun için 19.Yüzyyılın son çeyreğinde, Bavyera İllimünati Locası'nın Üstadıazamı olan İtalyan Masonu Mazzini, patronu Rotschilt’e yazdığı mektupta şöyle demişti mealen: “Fransa'da öyle bir ortam oluşturduk ki. Orasını, “Altın Buzağı İnancının Tanrısı”nın ülkesi haline getirdik. Eğer bugün isterse “Gizli Yüce” Fransa da kral olabilir…”

Burada sözü edilen “Gizli Yüce” kimdi?  Prusya'yı Prusya yapan 1. Frederik olmalıydı. Ve onunla iş tutanlar; Fransız Volter, Rotschilt ailesi ve Masonik ekollerinin en derini sayılan “York Riti”ne mensup Masonlar ve yer altındaki tüm gizli örgütlerin hepsini deneleyen Töton Şövalyesi olsa gerek…

***

Gelelim konunun sonuna… Yukarıdan beri iddia edildiği gibi Siyonistlerin, Antik İsrael’inin 10 Kabilesinin yaşadığı, Asur bölgelerinin mezalarından topladığı toprakta aradığı bir şey var. Genetik şifre… İsrailli Genetikçilerin, laboratuvarlara taşıdıkları çalıntı topraklarda uyuyan genler yoluyla ulaşmak istedikleri bilgi, çözülen genetik şifrenin İbranilere mi ait yoksa Hiksoslara mı olduğu… Buradan hareketle diyebilinir ki bu bilgi sayesinde Siyonist Museviler, kendi kök durumlarını yeniden tarif edecek ve soylarındaki karmaşaya bir son verecekler.

Bununla birlikte İsrail Devleti'ni kuran, İngo-Siyonist Siyaset Elitizmi, genetik olarak Yahudi mi ya da Hazar Türk mü yoksa Hiksosyalı mı? İşte, bu durum ortaya çıkacak… Eğer, toprak incelemelerinden alınacak sonuç ve ona göre verilecek birinci cevap; “Evet Siyonistler de Yahudi kanlıdır!”  ise bu netice, iki Yahudi toplumu yani Sefarad ve Eşkanaziler arasındaki temel ayrılığın çözümü hususunda bir yolu açacak kanaatindeyiz. Yok, eğer ikinci cevap “Siyonistler Hazaryalıdır…” olarak çıkarsa Telaviv’in önünde, bu sefer de Türklerle ilişkide yeni bir sayfa açılacaktır. Son olarak, genetik deneylerden alınacak olan üçüncü cevap; “Siyonistler Hiksosludur!” neticesini verecekse bu sefer İsrailliler, Hindistan'a yönelecek diyebiliriz.

Ve de üçüncü durumda, Hindistan üzerinden bir Hiksos tarifine gerek duyulacaktır. Buradan çıkacak tarifin ne olacağı, şu anda belli değil. Zira Hiksosların İranlı mı, Turanlı/Türk mü yoksa Hindistanlı mı olduğu hususunda hala karanlıkta kalan noktalar bulunmakta. Bize göre, her üçünün melezi ya da Türk-İranlı, Türk Hindistanlı seçeneklerinden biri olsa gerek… Büyük ihtimalle Orta Asyalı ve İndüstanlı… Eğer genetik araştırmalardan çıkacak sonuç, Hiksosları işaret ederse, İsrail Genetikçileri, bir kez de bu konuyu analiz edip kavimlerine, Asya'da yeni bir rota çizecekler sanıyoruz.

Peki! Bütün bunlar, “İsrail açısından neden önemli?”  sorusunun karşılığı nedir? Çünkü ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, “Yaklaşan Spontan Kıyamet Savaşı”nda yani “Kontroldışı Son Savaş”ta çarpışan fillerin arasında ezilecek kavimlerin başında Yahudiler gelmekte… Hatta öyle ki… Gelecekte var olan bir Yahudi kavminden ya da İsrail Devleti'nden söz etmek mümkün görünmüyor demekte de bir mahzur görmüyoruz. Aslında, bunun böyle olacağının, Yahudilerin kendilerinin de malumu olduğunu söylemeliyiz.

Zira iddia o ki… “Ya Derin Yahudi Rabbileri, “Derin ve Kadim Bilgi”leri sayesinde gelecekle bedeni irtibat kurmakta ya da transa geçerek, istikbale dair bilgi almaktalar…” Bu arada, başka bir iddiayı da kayda geçelim: İddia sahipleri; “Tetra Kramoton” diye bir kavramdan söz ediyorlar yani “Zaman Yolculuğu Matematiği Bilimi”nden… Üstelik bu “Derin Matematik” bilgisinin biliniyor olması yeni bir şey de değil. Ta, 1099’a kadar uzanmakta yani Haçlı Seferlerinin başlangıç yılına kadar… Aziz Benar ya da Bernard’ın söz konusu “Zaman Matematiğinin Cifir”ini, Kudüs’te keşfettiği öne sürülmekte. Dendiğine göre, daha sonra bu bilgi, İtalya’ya götürülüyor. Orada, Latinlerin soylu ailelerinden “Mediciler”e veriliyor. Ancak orada da kalmıyor ve yıllar sonra “Zaman Bilgi”si Rotscild ve Rockfellerlere intikal ediyor.

Dönelim ve devam edelim kaldığımız yerden… İsrail, “Derin Zaman Bilgisi” sayesinde, bulduğu sonuçla kendisinin olmadığı geleceği, kendinin var olduğu bir gelecek olarak hazırlamak için, geçmişinde bağlı olduğu kavmin içine sızmayı planlamakta. Buna, Kıyamet sonrasına tohum ısmarlamak da diyebiliriz. Eğer Derin Yahudi, bu yöntemle gelecekte var olmayı becerebilirse tek taşla iki kuş vurarak, bir dnem daha kâra geçecek diyebiliriz.  İstikbali, içine sızdığı toplumla Türkiye, Hindistan ya da temel husumeti kaldırdığı Sefaradlarla birlikte gücünü katlayacak ve “Temel kavim” üzerinden Son İmparatorluğu'nu bina etmek için sağlam bir hamle yapmış olacak.

 Anlaşılan o ki… Tarih boyunca, gözüne kestirdiği “Kalabalık ve Güçlü Kavimler” üzerinden kendi hükümranlığını ilan eden İsrail ya da Yahudi anlayışı, bunun palyatif bir yol olduğunu artık kesin olarak anlamış görünüyor. Ve bu yolun, sağlam bir yol olmadığının da farkında. Bu farkındalık nedeniyle “Son Zaman”da son bir imparatorluk denemesi yapmak niyetinde. Ancak bu imparatorluğun, kalıcı olması için modifiye edilmiş, kendi ırkı üzerinden yükselmesini arzu etmekte. İşte, o zaman kalıcı bir imparatorluğun ya da tam adıyla “Dünya Yahudi Krallığı”nın sahibi olacağını düşünmekte. Yoksa bir önceki aralıkta "İngo-Eşkenaz ortaklığı"nın hiç beklenmedik bir şekilde sonlanması gibi bu aralıkta da yeni bir palyatif imparatorluk, İsrail tarihinde yaşanacak yeni ve bir kaç yüzyıllık “ağız yanmışlığı” denemesi olmaktan öteye gidemeyecek zannediyoruz. Ki kanaatimizce Siyonist Yahudiler de böyle düşünüyor. 

Bir soru daha: Ya Sefarad Yahudilerinin düşüncesi ne? Daha önce, bu yahudi kolunun tam karar veremediğini yazmıştık. Galiba karar verdiler artık. Allahualem…  Ve "Adios Amigo!" 

***

Yorumlar

  • nevresnevres Gönderiler: 383
    Bu yahudiler sanki 2 kutupa düşmek istiyor sanki, hatta olası bir tehlike halinde 1 kutupa.Onun için yol yapıyorlar.
  • AzerAzer Gönderiler: 478
    italyanin neden 1 dunya savasinda silahlari birakib cekilmesinin cevabi bu makalededi bence
  • yörükyörük Gönderiler: 230
    daha biraz önce haberlerden barzaninin türkmen arap kakai vs. ile toplantı yapıp birşeyler söylediğini okuyordum. bu kakai de ne ilk defa duydum bir göz attım aklıma ilk gelen bunların yahudi kalıntısı olduğu imajı oldu. inançlarını saklıyan bir gurp etraflarında çoğunluk ne ise onlarda o inanç milletten görünüyor, ilk defa bilmemne meclisinde sandalye falan verilmiş kakailere. yukarıdaki yazıyı okurken bu yahudi sızma işinde ehil olduğuna göre asur a da sızmış olmasın diye aklıma gelmedi değil.
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .