DerinDunya Haber Açıldı! Sizleri de bekliyoruz : DerinDunya Haber
DerinDunya Sözlük açıldı! Sizlerin de katılımını bekliyoruz...

MHP YOK MU OLUYOR ?

hakimbeyazhakimbeyaz Gönderiler: 400
Başkanlık seçim ittifakı açıklamalarını duyduğumuz şu günlerde ilginç gelişmelerinde olduğunu söyleyebiliriz.

Bunların başında da MHP nin lideri Bahçeli' nin  ve Ak partinin lideri Erdoğan' ın  beraber  açıklamaları gündemi  SALLIYOR  diyebiliriz doğrusu. Hani birileri beraber iyi sallamıştık diyor du ya işte öyle bir şey.

Bu süreçte BERLİN in Yeni yüzü Akşener'le MERLİN mi oldu ?

Bahçeli Erdoğan ile pazarlık mı yapıyor, pazarlık ise neyin pazarlığı ?  Yoksa bu durumu içinden geçtiğimiz zaman dilimi içinde Türkiye'ye uygulanan  sıkıştırmanın getirdiği zorunluluk  hali  mi ?

MHP yok mu oluyor ? 50-60 yıllık MHP nin üzeri mi çizildi ?

Erdoğan - Gül & Bahçeli - Kılıçtaroğlu kombinasyonu      Erdoğan - Bahçeli & Kılıçtaroğlu - Gül  formatına mı dönüşüyor ?
Fazilet partisini kapattıran CHP Saadet partisi ile ittifak kuruyor da Bahçeli'nin Erdoğan ile ittifakını neden PATRON ÇILDIRDI olarak yorumluyor ?

Konuyu fikirlerinize açıyorum. Elbette bende ara ara naçizane fikirlerimi beyan edeceğim.

Selam ve saygılarımla. 
Abdulhakim AK.
Teşekkür edenler (1)BiKarınca

Yorumlar

  • yörükyörük Gönderiler: 254
    bahçelinin pazartesi günki gazetecilerle yaptığı konuşmayı izledim. çok farklı bir durum vardı, bahçeli soluna esmeri sağına sarışını oturtmuş adnan oktar pozları veriyordu, tesadüf bir durum yok kasten öyle bir oturma düzeni yapılmış. bunu sihirbazlar yapar dikkatleri kendi üzerinden dağıtmak için kullanılır. benim bildiğim bahçeli böyle birşey yapmaz biyerlere mesajmı verildi noldu artık bilmiyoruz. şekil olarak böyleydi de konuşmada ne vardı dersek kısaca özetlersek bahçeli şöyle dedi ak parti ile aramızdaki ilişkinin ismini artık koyalım dedi sevgilimiyiz nişanlımıyız evlimiyiz neyse bunu bilelim ona göre durumu resmi evrakla imzalıyalım, sonrasında bahçeli erdoğana beştepenin tapusunu üstüme yap dermi der.
    Teşekkür edenler (2)BiKarınca hakimbeyaz
  • hakimbeyazhakimbeyaz Gönderiler: 400
    Ocak 11 düzenlendi
    MHP yok mu oluyor ?
    Yaşadığımız süreç aslında  partilerin 21.yüzyıla kendisini formatlaması olarak okunabilir. Dünya ve özellikle bölgemiz olağanüstü bir süreçten geçmekte, Devlet yeniden yapılanmakta. Başkanlık sistemi  ile yönetilmeye  geçen Türkiye de herşey gibi siyasetinde değişeceği ve dönüşeceği kaçınılmazdır. Devlet bey bunu öngörmüş partisinde bu değişim ve dönüşümü başlatmıştır. Burada bir yok olmadan bahsedilemez kanaatindeyim.
    Devlet beyin yerli ve milli olanların yanında olmasından da daha doğal ne olabilir ki ?
    Burada çeşitli yakıştırmalarla Devlet beyi suçlamak doğru da değildir, haklı da değildir, ahlaki de değildir.  Türkiye de artık yerli ve milli olanlar ile onların karşısında olanlar şeklinde iki bloklaşmadan söz edilecektir.  Batının Türkiye için olmasını istediği  Başkanlık modeli aslında bu değildi.  Onlar ABD deki gibi  Demokratlar ve Cumhuriyetçiler şeklinde bir model  yada sağcılar solcular şeklinde bir yapılanma modeli istemişlerdi. Ama olmadı.  Türkiye işte burada kendi sistemini kurguladı ve hayata geçirmeye çalışıyor. Bu model batının hiç de hazetmediği  bir model olarak karşılarına çıktı. Şimdi ne yapar ederiz de  ilk başkanı biz seçtirerek işi sulandırıp  Türkiye'yi buradan döndürebiliriz  kaygısı ve çalışması içerisindeler.
    Dikkat ederseniz  Sayın Bahçeli sırf bu yüzden Erdoğan' a desteğimiz  2019 a kadar değil sistem oturana kadar devam edecek demiş ilk etapta 2024 ü işaret etmiştir. Buradan da anlıyoruz ki Sayın Bahçeli' nin derdi kendisi ve partisi değil. Devleti ve milletidir. Bu sebeple de  bu pazar Osmaniye' ye gelecek olan Bahçeli' yi karşılamak ve desteklemek  üzere şahsen bende o meydan da olacağım. Yaptığı bu doğru stratejik hamlenin belki de bir ödülü olarak. Serde biraz da hemşehrilik var. O da bizim buranın gülü. Dalından kopan GÜL solacaktır. GÜL dalında güzeldir ya.


    Selam ve saygılarımla.
     

    Teşekkür edenler (2)gurkanmertguven BiKarınca
  • burak78burak78 Gönderiler: 1
    Esselam-u Aleykum,
    Ahmet Hocam, yaklaşık birbuçuk yıldır, youtube derin dünya kanalını takip etmekteyim. işlerimin yoğunluğundan dolayı foruma ilk defa girebiliyorum. Genelde yatmadan önce telefonuma kulaklığımı takıyor, “büyüklere hikayelerinizi” dinleyerek uykuya dalıyorum ve bundan büyük bir keyif alıyorum. derin dünya kanalında dinlemediğim videonuz kalmadı. Hatta ve hatta video yayınlamadığınız zamanlarda da aklıma takılan videolarınızı defalarca dinlediğim de oluyordu. Allah (cc) emeklerinizi boşa çıkarmasın inşallah.
    Geçmişten beri okuduğum, dinlediğim, ama bir araya getiremediğim tüm konuları, orda burda, berberde, kahve köşelerinde konuşulan, dış mihraklar, dünyayı yöneten aileler, tapınakçılar, siyonistler vb. Toplumumuzun kafasını karıştıran ama adını koyamadığımız ne kadar soru işareti varsa hepsini, tek tek geçmişten bugüne gelişimlerini ve aklıma gelmeyen bir çok şeyi o kadar net bir şekilde ele alıyorsunuz ki mest olmuş bir şekilde dinliyor ve kendimi gayet aydınlanmış hissediyorum.
    Sizin deyiminizle uzuuunca bir girizgahtan sonra konumuza girmek isterim.
    Bugüne kadar dinlediğim videolarınızdan çıkardığım sonuç bir ata sözü de olan “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur”. Sizi dinlemeye başladığım günden bu yana, Şöyle bir dünyaya bakıyorum, Ülkemin komşularına bakıyorum, geçmişe bakıyorum bu milletin ve bu ümmetin hiçbir tarihte dostu olmamış. Güçlüyken içimize devşirmeleri sokup güçsüzleştirmişler, güçsüzken de içimize yerleştirdikleri adamlarını ve parayla satın aldıkları hainleri kullanarak güçlenmemizi engellemişler. Her tarihte bu böyle olmuş ne yazık ki!!!
    Bizim ülke olarak bu hatalara düşme nedenimiz bence, milletimizin iyi niyeti, dinimizin emrettiği hoşgörü ve kolay affetme özelliğimizdir. Elin gavuru bu özelliklerimizi zaaf olarak çok güzel kullanmışlar ve Halen de kullanıyorlar ne yazık ki! Hiçbir şekilde bir araya gelmemize birlik olmamıza da izin vermiyorlar.
    MHP konusuna gelince, bence yukarıda bahsettiğim zaaflar konusunda, ülkemiz üzerine oynanan oyunlar konusunda, Sayın Devlet Bahçeli ve kurmaylarının aklı başına geldi diye düşünüyorum. 15 Temmuz 2016 tarihinden bu güne sergilediği duruş ve açıklamaları, Hükümetin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın duruşunu ve siyasi rotasını desteklediği yönündedir. Gerçek MHP tabanının da bu durumdan rahatsız olmadığını ve hatta desteklediğini gören Sayın Bahçeli ve kurmayları bu doğrultuda gitmenin doğru oldunu düşündükleri de aşikardır.
    Malumunuz önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanlığı Sistemine tamamen geçmiş olacağız ve bir çok parti tarihin tozlu sayfalarında kaybolup gidecekler. Bunun farkında olan Devlet Bey’in düşüncesi, zaten 15 Temmuz’dan bu yana destek verdiği Sayın Erdoğan ile aynı safta yer almak ve partisinin muhalif olup kaybolup gitmektense, Onurlu bir şekilde ülkesine hizmete hükümet kadrolarında görev alıp devam etmek olduğunu düşünüyorum. Dikkat ettiyseniz hep birlik, bir olup güçlü olmak mesajları veriyor Sayın Bahçeli. Bu durum Akparti cephesinde de olumlu karşılanıyor ve sanırım sayın Bahçeli önümüzdeki seçimlerden sonra, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda, hükümet kabinesinde yer alacak gibi görünüyor. Allah (cc) birliğimizi, dirliğimizi daim kılsın inşallah.
    Ve Sizin de dediğiniz gibi, “Herşeyin doğrusunu Alim olan Allah biliyor”
    Teşekkür edenler (1)hakimbeyaz
  • BiKarıncaBiKarınca Gönderiler: 211
    Ocak 18 düzenlendi
    İç siyasette Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde özellikle de son 2 yıldır afallayan bir hükümet ve idare görmekteyiz. Birbirleri ile koordine olamayan bakanlıkların ve dolayısıyla hükümetin afallamasının temelinde olağanüstü olayların dışında “programsızlık” ve “geçiş süreci sancısı” olduğunu görüyorum. Mevzuyu birkaç kez forumda dile getirsem de bazen tekrarın önemli olduğunu düşünüyorum.

    Normal dönemlerde hükümetin başkanı Başbakan’dır. OHAL’de ise hükümetin başkanı Cumhurbaşkanı’dır. Bu anlamda bakanlar kurulundan yani idareden uzak kalmak istemeyen Reis bunu anayasaya uygun bir şekilde yürütmek için OHAL’i devam ettiriyor. Bir anlamda OHAL ile hükümet başkanı olan Cumhurbaşkanı, bu uygulama ile fiili hatta hukuki fakat sunî bir yöntemle Başkanlık sistemini uyguluyor. Böylece ülkemiz; geçiş sancısını ve sorunlarını 2019’dan sonra çekmek yerine, 2016-2019 yılları arasında hem bu sancıyı çekmekte hem de tecrübe kazanmaktadır.

    İlk OHAL çıktığında da bugün de seçimlere kadar bu sürenin uzatılması taraftarı oldum. Zira yeni sisteme geçişin sancısı, bugün çekilmeseydi yarın çekilecekti. Ayrıca Meclis’in tamamen devre dışı kaldığı da doğru değil. “Kanun gibi, kanun kadar güçlü” anlamına gelen KHK’lar bir ay içinde Meclis’e sunulmak ve Meclis’te onaylanmak zorunda. Meclis’te onaylanmayan KHK’nin hükmü olmuyor. Ayrıca KHK çıktıktan sonra hem partiler hem medya hem de toplum 1 ay boyunca doya doya tartışıyor. Dün KHK ile taşerona kadro verilmişti fakat KİT’ler istisna edilmişti. Taşeron KHK’sı tartışmaları sonunda bugün KİT’ler için de kadro çalışması yapıldı. Uygulamada KHK’nın da kanun çıkarma sürecindeki Meclis görüşmelerinden aşağı kalır yanı yok hatta fazlası var desek yalan olmaz. Elbette mevzuyu hukukçu kardeşlerimiz daha iyi bilir. Lakin bazı CHP’li vekiller tv programlarında hangi KHK Meclis’e geldi gibi enteresan laflar ediyorlar, şaşkınlıkla izliyorum. Zira Meclis’e sunulmayan KHK’ler “hükmünde” değil, “hükümsüz” olur. Kanun kitabına girmez.

    OHAL’in toplumla bir ilgisinin olmadığını düşünüyor ve özgürlüklerle vesair diğer öne sürülen değerleri kısıtladığı şeklindeki bütün iddiaları da asılsız buluyorum.

    CHP’nin istediği hükümetin başkanı Binali bey olsun, MHP ve Ak partinin istediği ise hükümet başkanı Erdoğan olsun ve şu süreci bir an önce atlatalım. Ülkemizdeki OHAL tartışmalarının temelinde partilerin bakışı bundan başkası değil. Arka plandaki mevzu budur. Yani CHP parlamenter sistem de diretiyor, Ak parti ve MHP ise artık başkanlık sistemine geçtik bir an önce yol alalım diyorlar. OHAL olmasaydı da yine CHP’nin Meclis’te hiçbir gücü yoktu. Ak Parti istediği kanunu istediği gibi Meclis’ten çıkaracak koltuğa sahiptir. Zira matematiksel anlamda CHP’nin Meclis’te herhangi bir kanunun çıkmasını engelleme ihtimali SIFIR’dır.

    Şu dönemde hükümetteki aksaklıkların temel sebeplerinden birisi işte bu “yeni sisteme geçiş sancısı” olarak ortaya çıkıyor. 15 Temmuz sonrası yeni sistemi gündeme getirip, tarihimizde yeni bir sayfa açan Devlet Bahçeli bir anlamda sistemin sahibi olarak Erdoğan’a daha doğrusu “sistemin tekamülüne” destek vermek zorunda. Zira bir tarih yazılıyor ve bu tarihin baş aktörü sadece Erdoğan iken artık Devlet Bahçeli de doğrudan doğruya Türk Tarihini yazan bir lider durumuna geldi. Bahçeli başladığı işi tamamına erdirmek istiyor. Devlet Bahçeli ve partisinin Erdoğan’a destek vermesi de, OHAL tartışmalarının arkasındaki mevzu da “Başkanlık Sistemi” tartışmasıdır. Bahçeli’nin desteklediği aslında Erdoğan değil, sistemin oturması ve güçlü teşkilatın kurulmasıdır.

    Bugün İyi parti, MHP ve Ak parti başkanlık sistemine konsantre olmuş durumdalar. CHP ise hâlâ bu sisteme karşı direniyor. Zira başkanlık sistemi CHP’yi etkisiz eleman moduna sokacak. Bunun farkındalar. Ahmet Ağabey, bu konu üzerine hazırladığı video da Perinçek’ten, Akşener’e ve Alman ekolüne kadar durum ve gelecek analizi yapmış ve ufkumuzu açmıştır. Buradan kendisine çok teşekkür ediyorum. O videodan ilham alarak bu yazıya devam etmek istiyorum. CHP bitiyor...

    16 Nisan’da evetçiler ve hayırcılar %51’e %49 olarak çıktı. Sanki Türkiye’de yarı yarıya iki kutup varmış gibi bir algı oluştu. Buna katılmıyorum. Türkiye’de iki kutup vardır burası doğrudur fakat yüzdeleri %35’e %65’dir. %35’lik kesim yani CHP ve HDP’nin bu oranının üzerine çıkması mümkün değildir. Bu şu anlama gelir; CHP hiçbir zaman “Cumhurbaşkanı” adayı gösteremeyecek. CHP’nin bulunduğu taraf %65-70’lik taraftan destek istemek ve bunu da seve seve yapmak zorundadır. 2019’da bu destek İyi Parti ile sağlanmak istenmektedir. İyi Parti ve Meral Akşener ise bu desteği vermek için masaya oturacağı CHP’den devlet idaresinin %99’unu değil, %100’ünü şart koşarak pazarlığa başlayacaktır. CHP kabul etmese ne olur? Yürütme yine karşı tarafta olur. Kabul ederse ne olur? Yürütme yine karşı tarafta olur. Yani tamamen etkisiz hâle getirilmiş durumdalar. Sonuç olarak yeni sistemle birlikte CHP, hükümet ortağı olma ihtimalini bile kaybedecek. Elbette bu durumu ortadan kaldırmak için bir planları olacaktır. Mesela CHP zihniyeti veya kemalist ekol diğer partilere sızmak isteyebilir. Ya da başka planlar devreye girebilir.

    Bu açıklamalardan sonra şunu söyleyebilirim. 2019 seçimlerinin sonucunu doğrudan doğruya Meral Akşener ve İyi parti belirleyecektir. Merak Akşener’ce 10 Kasım’da Anıtkabir için “iman tazeliyoruz” sözü ateist, kemalist oylara talip olduğum gibi Ak Partili, Ülkücü, Alperen, Milli Görüşçü olarak kendilerini tanımlayanlara bize oy atmayın, yerinizde kalın demektir. Bu bir siyaset oyunudur ve İyi Parti sürece göre ya Ak partinin ve MHP’nin oylarına talip olarak Başkanlığa oynayacak ya da kemalistler üzerine oynayarak bilerek ve isteyerek Erdoğan’ı başkanlık makamına getirecektir. Yani “ipler” iyi partinin yani İP’in eline verilmiş durumdadır. Kontrol ise Ahmet ağabeyin videosundan anladığımız gibi MHP’nin elindedir. Artık Türkiye’deki seçimlerin sonuçlarını İyi parti gibi azınlık kutbuna destek olanların tutumu belirleyecektir. O halde burada Meral Akşener ve Partisi için derin bir aklın oyunudur, diyebiliriz. Bugün İP olur yarın başka parti olur veya İP her zaman diğer kutbu kontrol edebilir; lakin hayırcılar kesimine destek olan kim varsa ipler daima onun elinde olacaktır. Bu anlamda şu yorumu da yapabilirim. Bahçeli ile birlikte MHP tarihinde ilk defa büyük oynuyor ve Türkiye’de tarih yazıyorlar.

    Görüldüğü üzere Ak parti, MHP, Akşener ve Perinçek (dahil) hep birlikte CHP’nin üzerine oynuyorlar ve hepsi de başkanlık sistemine hazırlanıyorlar. Aslında CHP’yi bitiriyorlar ve buna mevcut CHP yönetimi de marjinalleşerek destek oluyor. Bugün CHP bir azınlık partisine evriliyor. Dün dersimi bombalayan CHP, bugün dersimliler tarafından işgal edilmiş durumdadır. Türkiye’de ne kadar azınlık kripto unsur varsa özellikle de Ermeniler CHP’ye büyük bir operasyon çekmekte ve partiyi devralmaktadır. Son dönemde Atatürkçü politikaya geri dönelim diyen adamlar başkanlığa talip olsa da hatta genel başkan değişse bile bu işgalin ortadan kalkacağını düşünmüyorum. Ki derin aklın planında Atatürkçülüğün de el değiştirmesi var. Erdoğan’ın Atatürk çıkışı ile Meral Akşener’in Atatürkçülüğü de bu anlamda değerlendirilebilir.

    Başkanlık sistemi ile CHP’nin hükümet ortağı olma ihtimali yok olurken parti tabanını da kaybetmesi artık beklenilen bir sonuç olacaktır diye düşünüyorum. Burada parti tabanında anlaşılmaz bir problem ortaya çıkmaktadır. CHP; ben Türk ve Türkiye düşmanıyım, Atatürk’ün partisinden Dersimlilerin intikamını alıyorum, Ermenileşiyorum, Ateist bir partiye dönüşüyorum, Türkiye’de yönetime talip olmaktan tamamen vazgeçiyorum, azınlık olmayı tercih ediyor ve fitne üzerine politika geliştirmeye başlıyorum diye bangır bangır bağırmasına rağmen CHP tabanı uyanmıyor veya uyandırılamıyor. Bu sorunu çözmek içinde devreye İyi parti girecektir diye düşünüyorum. Zira CHP’li Türk seçmenlerin oylarına İP talip olacaktır. Zaten dinsiz de olsa bir Türk’ün Ermeniler tarafından işgal edilmiş bir partide ne işi var?.. Bu arada CHP yönetimi ile diğer partilerin çıkarları da bu noktada uyuşuyor. Zira CHP yönetimi artık “intikam” aldıklarının alenen görülmesini istiyor. Yani CHP yönetimi küçülmek ve azınlıkcı ateist -hristiyan partisi olarak yola devam etmek istiyor. Küçülerek iç ve dış siyasette çok daha etkin olacaklarını düşünüyorlar ve kesinlikle küçülmeyi onlar açısından doğru bir politika olarak görüyorum. Bugün CHP’de alenileşen Türk düşmanlığı da zaten CHP’li seçmelere partiyi işgal ettik artık “defolun” demektir. Fakat seçmen bir türlü anlamıyor!.. Uyuyan ve sızıntı olarak görülen CHP’li Türk seçmenler bugün hem CHP için hem de diğer partiler için büyük bir sorun olmuş durumda... Diyelim ve yeni bir fasıl açarak konuya devam edelim.

    Bugün Ak parti ve MHP “uyum yasaları” çalışmalarına başlamış durumdalar. Uyum yasaları 1982 Anayasına “yamalık” yapmak demektir. Zira parlementer sisteme göre hazırlanmış bir Anayasa, Başkanlık sistemi ile devleti yönetmeye izin vermez. Burada da MHP başladığı işi bitirmek istiyor. Hem uyum yasaları sürecinde hem de 2019’dan sonra sistemin oturması ve yamalıklı Anayasadan kurtulmak için yeni Anayasa yapımında yani teşkilatın zirve noktasında doğrudan etkin olmak istiyor. Aslında MHP kendine bir kapı aramıyor, başladığı işi bitirmek istiyor. Yeni Türkiye’yi tasarlayan yerli ve derin akıl da bunu istiyor.

    Konuya giriş yaparken Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde özellikle son 2 yıldır afallayan bir hükümetten bahsettim. Olağanüstü gelişmeler, geçiş süreci ve programsızlıktan bahsettim. Geçiş sürecine yukarıda kısaca değindim. Olağanüstü gelişmeler ise hepimizin malumu oldu artık. Peki programsızlık ne demek?

    Türkiye “bakan” yetiştiremiyor demektir. Devlet yönetimi bir ekip işidir, diye önceden bahsettik. Zaman zaman gündeme geliyor “kabine değişikliğine mi gidiliyor?” diye. Bakıyorsunuz kabine değiştiği zaman dün gümrük bakanı olan bugün savunma bakanı oluyor. Ya da Kurtulmuş gibi bir siyasetçi turizm bakanı oluyor... Alakasızlık almış başını gidiyor. Şimdi bu şahıslar bakan koltuğuna oturuyorlar da ne yapacaklar? Doğaçlama!..

    Türkiye hükümeti son yıllarda tamamen “doğaçlama yönetim” anlayışı ile yönetilmektedir. Mesele koltuk meselesine dönmüştür. Yani ana sorunlarımızdan birisi bakansızlık’tır. Burada bakan yetiştirememekten öte başka, yani bakan probleminin temelinde yatan bir sorundan bahsetmek istiyorum; Programsızlık!

    Türkiye’nin 2023, 2053, 2071 hedeflerinin olduğundan Erdoğan bahsediyor. Gerçekten 2053 ve 2071 hedeflerimiz var mı? Bence yok ama olabilir. Bu hedefler sayısal hedefler mi yapısal hedefler mi? Burası da önemli. Sayısal hedeflerden ziyade yapısal hedefler çok daha önemlidir. Bugün birçok bakanın koltuklarına oturduklarında önlerinde uygulayacakları bir program yok. Bu kişilerin çoğu deneyimli ve eğitimli fakat program YOK! Ne yapacaklarını bilmiyorlar. İyi de program hazırlasınlar! Diyemeyiz çünkü kişilerin değil devletin ya da devletin yoksa partilerin programı olur. (2019’dan sonra bakanlıklar olmayacak lakin bakanlıkların yerine o alandan sorumlu yardımcılar olacak. Bu yüzden “bakan” derken bugün bakanları yarın da “sorumluları” kastediyorum.)

    Peki Ak partinin bir programı yok mu? Maalesef yok. Bunun için Erdoğan’ın siyasete ara vermesi, uzlete çekilmesi ya da bir mağaraya kapanması ve ekip oluşturması gerekir. Alanında uzman olan kişilerden uzmanlık alanları ile ilgili detaylı bir parti programı çalışması yapmasını istemesi gerekir. Bu çalışmalar da 3-5 yıldan az olmaz. Bu mümkün mü? Değil. Zira Erdoğan siyasete ara veremez. Peki bu sorun nasıl düzelecek?

    Ak Parti için bu sorunun kendi içlerinde düzelmesi mümkün değil. Yani Erdoğan yüzde yüz çaresiz. Erdoğan’ın arkasında bu hususta beslemesi gereken bir derin devlet varsa da o derinliğin de böyle bir hazırlığı yok. Bundan dolayı Erdoğan’ın bir plan,proje veya program transferine ihtiyacı var.

    Programı olan var mı ki, transfer etsin? Maalesef o da yok. CHP zaten programsız bir parti. MHP ise iktidara talip olmayan bir parti olduğu için hazırlık yapmış mıdır, zannetmiyorum. Ak partide bugün ulaşım, sağlık, savunma sanayi alanında 2002’deki programlar, projeler veya hayaller devam ediyor. Bunların dışında Enerji Bakanı sayın Albayrak kendi projesine ortaya koymuş ve ülkemize bu alanda çağ atlatacak işler yapıyor. Kendisi hangi ekolden olursa olsun ülkeme kesinlikle planlı bir şekilde hizmet ediyor.

    2002’den kalma ulaşım ve sağlık alanındaki programlar bittiğinde ne olacak? Bu alanlarda da doğaçlama bir periyot başlayacak gibi görünüyor. Bu işin artık “doğaçlama” bir vaziyetten çıkması gerekmektedir. Ak parti bu alanda bitik, Erdoğan çaresiz, MHP hiç hazırlık yapmadı; ya Derin Devlet? Varsa böyle bir yapı bu yapının da eğitim, tarım, hayvancılık, sanayi, aile, nükleer vesair hiçbir çalışması yok. Yani insan kaynağını en verimli yönetmek ve ülkemizi geliştirmek adına 2000 yıllık devlet aklımız dün ne ise bugün de aynı mantık devam ediyor. Sayısal hedefler ile bir yere varılamaz. Doğaçlama ile bugünkü gibi anlaşılmaz, koordine olamayan birbirinden habersiz koltuk kavgası yapan bakanlar ortaya çıkar. Mesele koltuğa kimin oturacağından ziyade koltuğun önündeki masada duran dosya. Bakan ilgili makama atanıp koltuğuna oturduğunda ilk önce o dosyayı görmesi gerekir. Ve anlaması gerekir. Neyi? Bizim bir devlet aklımız var ve bu akıl gelecek yılları planlamış, benim yapmam gerekenleri de masama koymuş. Var mı yok mu? Bugün için yok. Yarın için umutsuzum.

    Nereye kadar ithal hayvanla idare edeceğiz. Nereye kadar ithal ilaç ile deva arayacağız. Kaç kez daha sınav sistemi değişecek. Ne zaman milli ve yerli bir ansiklopedik sayfamız olacak. Örnek olarak neler neler yazardım. Gerek yok. Sadece zaafımızı göstermeye çalışıyorum. Derin aklımız varsa da bakanlıklarla ilgili alanların hiçbirisinde yok. Başarısız demiyorum, umurlarında değil. Derin akıl sadece siyaseti düzenlemek değildir. Fakat anlamıyorlar!

    MHP ve Ak partiden istediğim ki yanlarına Fatih Erbakan ve Mustafa Desici’yi de katarak söylüyorum, ittifak ve uyum yasalarını hazırlamakla kalmayın. Ki Teşkilat zaten muazzam derecede sağlam ve sarsılmaz bir şekilde tekamül ediyor. Diğer meseleler için arka planda çalışmalarınızı başlatın. Ekiplerinizi kaynaştırın ve ortak bir akıl ortaya koyun. Dün gümrük bakanı olan adamdan bugün sağlık bakanı olmaz. Koltuk üzerinde yer değiştirmek ile bu iş yürümez. Bugün adı bakanlık olan her alan için devasa bir teşkilat ya da sekreterlik oluşturulmalıdır. Binlerce çalışan; anketler, toplumun nabzı ihtiyaçları yoklanmalıdır. Gelecek adına hiçbir dönem program sıkıntısı çekmemeliyiz. Eğer kamuda bu alanlarda kadro oluşturup çalışma yapılmazsa özel sektörler de bu alanlarda gelişmez, gelişemez. Artık Türkiye eski Türkiye değil. Bakanlığa talip olanlar da belki 5 yıl önceden hazırlığını yapmalı. Bir bakan azami 5 yıl asgari 1-2 yıl öncesinden parti programlarında belli olmalıdır...

    Sonuç olarak ittifaka veya ittifaklara Erdoğan da ihtiyaç duymaktadır. Asıl ihtiyaç duyulan şey kişiler ya da partiler değil bugüne kadar ne hazırlamışlar yani onların ellerindeki projeler nelerdir; bunları görmek, istişare etmek, geliştirmektir. Bugün enerji alanında iyi gidiyoruz fakat eğitim de böyle değil. Belki MHP bu alanda hazırdır. Ya da her partinin bir uzmanlaştığı alan, insan kaynağı vardır. Bunları birleştirmek gerekir ve buna da en çok Erdoğan ihtiyaç duymaktadır.

    Keşke böyle olmasaydı da Devletin derinliğinde hazırlanmış bir “gelecek” elimizde hazır olsaydı ve makine gibi tıkır tıkır işleyen bir düzene sahip olsaydık.

    Şöyle bir temenni ile bitirmek istiyorum. Partiler yok olsa da ülkücülük, alperenlik, milli görüşçülük gibi akımlar bu ülkenin göz bebekleridir. Bu gibi toplum içindeki ocaklar daima ayakta kalmalıdır. Çağa uymuyorsa güncellenir fakat bu yapıları bir daha oluşturmak kolay bir iş değildir. Üstelik ülkücülüğün öyle eski CHP’nin ırkçı ulus Türkçülüğü ile uzaktan yakından alakası yok.

    Biz söylüyoruz ama en doğrusunu aliym olan Allah bilir.
    SAYGILARIMLA
    HAKAN CERAN
  • AzerAzer Gönderiler: 593
    secilme yasinin 18 dusmesi bence bu sorunlara bir care olucaqdir
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .