DerinDunya Haber Açıldı! Sizleri de bekliyoruz : DerinDunya Haber
DerinDunya Sözlük açıldı! Sizlerin de katılımını bekliyoruz...

Hetero Kurbağalar ve İSLAM’IN GÜNCELLENMESİ

AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 316
Mart 12 düzenlendi Kategori DERİNDUNYA MAKALELERİ
Bir Milat Daha 8 Mart 2018…
İSLAM’IN  GÜNCELLENMESİ
Ahmet YOZGAT

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Mart 2018 Dünya Kadınlar Günü’nde aykırı bir konuşma yaptı. Son dönemde bazı kimselerin kadınlara yönelik sözlerine sert tepki gösterdiği bu konuşmada Erdoğan, din adına ortaya çıkarak, kadınlar hakkında İslam'da yeri olmayan içtihatta bulunduklarını söylediği bu kişileri "marjinal" olarak nitelendirdi. Ve "Marjinalleri asla dikkate almayız. Bunlar, artık İslam'ın güncellenmesi gerektiğini bilmeyecek kadar aciz. İslam'ı, 14 asır öncesi hükümlerle bugün uygulayamazsınız. Şimdi beni birçok “Hocefendi” tefe koyacak; o ayrı mesele. Rabbim tefe koymasın yeter!" dedi. Dediği gibi oldu ve tefler çalınmaya başladı. Bunun üzerine Erdoğan “İslam'ın güncellenmesi” meselesine açıklık getirdi: "Hiç kimsenin kafa karışıklığı yapmaya, dinimizi karikatürize etmeye hakkı yoktur. Aslında, isyanımız böylesi hadsizlikleredir. Biz, reform arıyor değiliz. Dinde reform haddimize mi? Ama önüne gelenin çıkıp ileri geri konuşmalarının İslam’da oluşturduğu lekeyi görmezden gelemeyiz." dedi.

***

Tabii konu, Derindunya platformunda da gündem oldu. Kardeşlerimizden yorumcu Cengizhan, konuyu açan Sevgili Ömer kardeşimizin muhalif olduğu bu hususta diyor ki: “Bana göre Cumhurbaşkanı, doğru söylemiş oldu. İslam fıkhının günümüz yaşantısına uyarlanması lâzım. Yanı içtihat... O konuşmada asla Kur’an’ın naslarının değiştirilmesinden bahsedilmiyor. Bu yarayı Erdoğan değil, başkası açsaydı Kıyamet kopmuştu; neyse ki o açtı. O halde Kıyamet’i koparmadan, akıllı uslu konuşmak lazım. Ortalık sakinleştikten sonra ve bu anlamda, tüm İslam Âleminin ileri gelenleri İstanbul’da toplanmalı. Tekrar yorumlanması icap eden konular ve bu çağda ortaya çıkmış problemler ele alınmalı. Neticede Kur’anî bir çözüme ulaşılmalı. Yoksa herkes, kafasına göre konuşur/konuşuyor. Malum olduğu üzere, özellikle Osmanlı’dan sonra ölçüsü kaçan dini meselelerin yeniden ölçülendirilmesi ihtiyacı ortada… Lakin buna rağmen, İncil’i değiştirmek için toplanan konsüllerin Müslümancası izlenimi verilmemeli. Kutsal Kitap Kur’an’ın değiştirilmesi densizliğine, zaten kimse müsaade etmez/edemez.

***

Efendim… Fakir’in özel iletişim kanalında bu mesele, daha önce gündemimize gelmişti. Hem de en derin haliyle. Sevgili Tuncay Bora, Şubat’ın 10’unda fakire bakın ne yazmıştı; “Ahmet abi, ne zamandan beri, Diyanet’in yapısı aklımı kurcalamakta… Şöyle ki bizde Diyanet Reisi, Hıristiyanlarda Papa var; bunun gibi bizde müftüler, onlarda kardinaller var; bizde imamlar, onlarda papazlar var. Bu kadar benzerlik tesadüf olamaz! Ne yazık ki üzerine nisyan şalı örtülmüş yalancı tarih, bu yapıların kim ve de neden kurulduğunu yüzyıllardan beri  sakladı; hala da saklıyor. Bu konunun  “Zülfiyâr”e dokunan bir mesele olduğunu biliyorum. Zülfiyârin de devletin, dine tahakkümü anlamına geldiğini düşünmekteyim. Daha önce Diyanet’ten Sorumlu Başbakan Yardımcılığı yapmış olan Bekir Bozdağ’ın bir beyanatında; “Diyanet’i, ben de eleştiriyordum fakat anladım ki orası olmazsa her camide ayrı bir görüş ortaya çıkar.” demişti. Devletlilerin bu anlayışı sebebiyle doğrudan doğruya devlete bağlı olan bu kurum, neredeyse Allah’ın emir ve yasaklarını dahi, dört başı mamur bir şekilde söylemekten imtina eden, dinimizin temel akidelerini savunamayan, faize  haram diyemeyen bir kurumla karşı karşıyayız. Bununla birlikte takvim yapraklarındaki bütün haftaları kutlayan da orası… Temel yapısı içinde dini iş ve meslek edinmiş olan bu diyanet, günahı ve sevabıyla ne işe yarar? Kim kurdu ve de neden kuruldu? Osmanlı’nın Şeyhülislamlık makamıyla aralarındaki fark ne? En önemlisi de “Papalık Hiyerarşisi”yle neden bu kadar örtüşmekte?”

***

Bir süre önce yine Sevgili Tuncay; “Ahmet abi… Allah, kalemine kuvvet, yorumlarına isabet ihsan etsin!” diye güzel bir dua ile başladığı mektubunda. Daha önceki yazdıklarına karşılık olarak, “Bu konuya, şimdilik girmeyelim!” mealinde yazdığımız cevapla ortaya çıkan durumu tarif için; “Abi… Diyanet konusunda yorum yapmak istemeyişinin geçerli bir sebebi vardır elbette. Geçelim diyeceğim de geçmek kolay değil. Mesela; birkaç gün önce bir aklıevvel, kadınları dövme hakkını, Allah’ın verdiğini söyledi. Onunla aynı zamanda kaleme sarılan bir etki ajanı da zinanın yasaklanmadığını; sadece aleniyetin yasaklandığını yazdı. Üstelik bu adamlar, İlahiyatçı profesör… Malum olduğu üzere ve bir süre önce, zinanın suç sayılmaması konusunda Erdoğan, “Hata yaptık!” diyerek, tekrar yasaklanacağının sinyalini vermişti. Zaten yukarıda sözü edilen profesörlerden ikincisinin, “Hayır yasaklayamasın!” mealindeki beyanatı, bunun arkasından geldi. İnsan merak ediyor doğrusu… Böylesine vahim bir çıkışın sahibi olan İlahiyatçı profesör, kimin adına konuşuyor? İslam adına mı yoksa “Mezhebi Geniş” malum klan adına mı? Çözmek mümkün değil ya da çok zor! Anlaşılan, yukarıdaki Profesör ve benzeri “Hocayım” diyen dini görünümlü vakıf dernek adı altında cemaat sahiplerinin benzer hezeyanlarına  sonunda Erdoğan da isyan etti.

Cumhurbaşkanının, bu minvaldeki hadsiz açıklamaların millette, birlik olmanın gereğinin anlaşıldığı ve milli duruş alanlarının şekillendiği bir esnada yapılıyor olması manidar geldi bana. Peki, bu tür çıkışlar niçin yapılmakta? Milli kenetlenmeyi yıkmak için mi? Şu günlerde Afrin heyecanıyla kalbi çarpan halkımızı gaza anlayışından uzaklaştırmak için mi?

Bu arada hala, Diyanet İşlerindeki arkadaşlardan ses yok. 8 Mart günü Sn. Cumhurbaşkanı’nın iyi niyetli uyarısına rağmen susmaya devam. İşte, bu ve buna benzer bir dolu ketumluk nedeniyle “Diyanet’te acilen bir reforma lüzum hâsıl olmuştur.” diye düşünmekteyim. Atlamadan,  tabii ki İlahiyat fakültelerinde de sesiz ve hızlı bir şekilde, bir “Neşter Operasyonu”na ihtiyaç bulunmakta desek nasıl olur?”

***

Efendim… Meğerse Sevgili Tuncay, çok isabetli bir zamanda sormuş Diyanet meselesini. İsabet, Sn. Erdoğan’ın,8 Mart bombasını patlatmasından bir kaç hafta önce olmasında. Patlayan bomba, “Derin Devlet Aklı”nın harekete geçtiğini göstermekte bize. Hemen söyleyeyim bu akıl, yüz yıllık değil; 1040’tan miras, “Dandanakan Aklı”ndan da evveli var. Akıl harekete geçtiğine göre… Bundan sonra yapılacak iş, söyleyip birkaç gün ortamı dalgalandırmak ve unutmak olmamalı. Kanımca olmayacak da... Hamle, tıpkı “Afrin Kapısı”nı açmak gibi "İçtihat Kapısı”nı açmak şeklinde hayata geçecek/geçmeli.

Aslında bu kapıyı açmak, bir Türkiye içi meselesi olarak o kadar da zor değil… Malum… Evvelini saymıyoruz; sadece yüzyıllık Cumhuriyet Döneminde bu “Devlet,” İslam dini üzerinde neler neler yapmadı ki… Pekâlâ, şimdi de yapabilir. Ve arkasından da “Ben yaptım; oldu, bitti!” diyerek dosyayı kapatmasını da bilir.  Lakin işin zor tarafı başka… Ankara’nın, Afrin üzerinden, Suriye'nin kuzeybatı köşesine değil neredeyse tüm dünyaya açmış olduğu  “Zeytindalı Kızılelma Cephesi”nden sonra bir başka cephenin daha açılmış olmasıyla karşı karşıyayız. Bu yeni cepheye de bir isim koyalım ve mesela “Organik Yeşilelma” diyelim. Tamam! “Kızılelma Cephesi”nde kimlerle karşı karşıya olduğumuzu anladık da “Yeşilelma Cephesi”nde, neler olup bitecek,  kim venelerle karşı karşıya olunacak; bu hususun geniş bir izaha ihtiyacı var. İzah noktasında, bir cümle olarak şunu söyleyebiliriz: Türk’ün Kızılelma”sına karşı “Antikızılelmacıların Yetmiş Düveli”nin yanı sıra şimdi “Antiyeşilelmacılar’ın Yedi Yüz Düveli” de Anadolu’nun ve Türklerin karşısında olacak. Yani “Sn. Erdoğan, iyi mi etti kötümü etti, bu cepheyi açmakla?” diyeceğim de işin aslı bu değil. Erdoğan, cepheyi açan değil, adını koyan insan… Cephe zaten açık… Nice zamandan beri, yok “Almanya’nın Gnostik İslam’ı” yok, “Amerika’nın Mısır Merkezli Gnostik İslam’ı” diye boşa uğraşıyor değiliz.

Burada bir hatırlatma yapayım mı? Elbette hatırlayanlar olacaktır. Yıllar evvel yani Derindünya’yı açtığınız günlerde yazdığımız birkaç makaleden biri de “İki İslam” adını taşıyordu. Video kaydını da yapmıştık. Okuyucularımızdan ricamız, o makaleyi ya da konuşmayı bulup okumaları/dinlemeleri... Çünkü şu an yazdıklarımız da o “İki İslam” makalesinin devamı anlamını taşımakta.

Burada durup bir soru soralım: Yukarıda mealen, “"İçtihat Kapısı”ı behemehâl açılmalı ve nimetleri hayata geçmeli/geçirilmeli.” önerisinde bulunduğumuz  “Kapı” ne zaman kapanmıştı? Cevap: 12. ve 13. Yüzyılda… Peki, neydi o yüzyılları, sualimizin cevabı haline getiren ve İçtihat Kapısını kapatan özellik?

O yüzyıllar, 11. Yüzyılda, Hazar Denizi'nin kuzeyinden hareketlenerek  İran ve bağlı olarak Ortadoğu'ya inen ve anayurdunda yaşamakta olduğuna inandığımız Hanifliğin doğal devamı olarak, indiği coğrafyada Muhammediliği seçen Ümmi Oğuzluların, bilmeden ya da tevafuken (tıpkı şimdi olduğu gibi) başlattığı “Global Gnostizm’e karşı Seferberlik Cihadı"nın her ne pahasına olursa olsun durdurulması ve "Sondan bir önceki Oğuzlu Ümmileri"n yani “Selçuk Oğulları”nın bitirilmesi için Haçlı Seferlerinin tarihte yer aldığı yıllardı. Biliniz ki… Bu seferler, coğrafyada dört yüz seneden beri Müslüman olarak bulunan Araplar ve Acemler üzerine değil; bölgeye yeni inen, yeni Muhammedi  Selçukî Ümmilerin üzerine yapıldı. Ve tamı tamına, o da 200 yıl sürdü. Şuna adımız gibi eminiz ki... Bölgeye inmeden önce, yanlışlıkla Şamanist olduğu söylenen Selçuk Oğullarının, bölgeye inince Muhammedi olması gerçekleşmeseydi eğer... Tarihte Haçlı Seferleri diye bir olgu asla olmayacaktı. Hülasa… Sonuçta Selçuklular, İslam arazisine indi, Muhammediliği seçti, İslam'ın yeni kılıcı oldu ve işte o zaman Haçlı Seferleri başladı. Fakat... İnenlerin yani "Sondan bir önceki Oğuzlu Ümmileri"nin bitirilmesi, 200 yıllık savaşa rağmen mümkün olmadı. Bunun üzerine "Derin Gnostik Konsey"  bir yolunun bulunup içlerine sızılarak, "Oğuzlu Ümmileri"nin Gnostikleştirilmesi kararını aldı. İşte böylece “Selçuklu Kılıçaslanlarının Seferberlik Cihadı"nın bitirilmesi mümkün olacaktı.

Bunun üzerine Heteredoks içerikli ve Müşrik karakterli Gnostikler, iki koldan ve Müslüman kılığında saldırıya geçtiler: Bu kollardan biri İran Meşhedi Ekolü Kolu, Diğeri Mısır Endülüs Ekolü Koluydu. Hadi, fakir bu saldırıya da "Gnostik Haçlı Seferleri" adını koyalım mı? Yakışır! İşte bu “Hetero-Gnostik Haçlı Seferleri” de yaklaşık iki yüz yıl sürdü. Ve “Gnostik Konsey” gerçekten bu defa başarılı oldu. Böylece Gnost Efendiler ya da tam adıyla Heterodoksi Hocefendiler, İslam’ı canlı tutan İçtihat pratiğini kullanarak, Müslümanlığın yeni kurallarını koydular ya da haksızlık olmasın diye şöyle söyleyelim ilk düğmeyi yanlış ilikledi ve geri çekildiler. Ve "İçtihadın bundan sonrası yok!" diyerek hatta "Yeni ahkâm koymaya kalkan zındıktır, mürtettir!" korkusunun mührünü de kilidinin üzerine basarak kapıyı kapadılar. İşte, o günden beri "İçtihat Kapısı" kapalı yani İslam 12. ve 13. Yüzyılda nasılsa öyle hatta öyle bile değil; İçtihat anlayışı arkasından açılan bir kapı marifetiyle nerelere savruldu nerelere… Hiçbirimizin hakikatten haberi yok hatta haberimizin olmadığından da haberimiz yok, ne yazık ki…

O halde me yapılmalı?

***

 Şimdi gelelim bugüne... Yani tarihin tekerrürüne…

Efendim! Bin yıl evvelinin " Ümmi Oğuzlular”ının günümüzdeki torunları yani bizler, bilmeden ya da tevafuken tekrar başlattık Global Gnostizm’e karşı "Seferberlik Cihadı"nı. Evvelini atlayarak tam bir tarih koyalım15 Temmuz gecesi...  Ve Afrin Yürüyüşüyle...

Bu durumda "Hetero-Gnostik Konsey," bin yıl önce olduğu üzere ve her ne pahasına olursa olsun bugünkü  kalkışmanın da durdurulması ve "Son Oğuzlu Ümmiler"in yani günümüz Türkiye’sinin ve Türklerin, bu kez kökten bitirilmesi için adı konmamış "Son Haçlı Seferleri"nin düğmesine basmış durumda. Bu seferin,  ilk seferden farkı, hem "Askeri Haçlı Savaşı"nın hem de "Hetero-Gnostik Haçlı Savaşı"nın iç içe olması.

***

Kanaatimiz o ki… 15 Temmuz’dan beri Sn. Erdoğan, işin Militarist yanıyla meşgul olduğu için Hetero Şeytansı Gnostik yanının farkında değildi. 2012 tarihinde, Oslo’da Fetöist Heterodoksların ihanetini çözdüğünden beri, pis kokuyu almış olmasına rağmen, adını koymakta zorlanmaktaydı. Çünkü aslında o da tıpkı, neredeyse milletin  tamamı gibi bir "Hetero-Gnost Vurgunu"ydu... Yani diyoruz ki… Millet olarak hepimiz, "Sekiz Yüz Yıllık Gnostik Kazanın Kurbağaları”yız; -kendisinden özür dileyerek söylemek zorundayız ki- o ise baş kurbağaydı. Biliyoruz diyorsunuz ki... "Şimdi, bu kurbağa meteforu da nereden çıktı? Şuradan çıktı… Hani hepinizin bildiği, altından azar azar ısıtılan kazandaki kurbağa ile birdenbire ateşi harlandırılan kazandaki kurbağanın durumunu anlatan küçük fıkra var ya işte, oradan apardık metaforu; örnek olsun diye... O fıkraya göre biz altında, sürekli kısık ateş yanan kurbağalarız. Altında harlı ateş yananlar zaten haşlandı, gitti... Geride kalmışız biz. 

Dönelim… Ne yazık ki… Yukarıda sözünü ettiğimiz, “Sondan Bir Önceki Ümmi Oğuzlular” yani atalarımız, adı Kılıçaslan olan Selçuklu Sultanlarının isimlerini Keykavus, Keyhüsrev gibi Farisi isimlerle değiştirmelerinden sonra kurbağa kazanına düştü ve btinleri inme illetine düçar  yani hiçbir şey hissetmez oldular. Ve böylece 12. ve 13. Yüzyıla damgasını vuran "Gnostik Heterodoksi Tahakküm" Milletin ruhunu, kısık ateşte kaynatmaya başladı. Böylece Ümmi Oğuzlu atalarımızdan başlayarak, Osmanlı üzerinden geçip günümüze kadar hepimizi kurbağalığa ve Cehennem sıcaklığına  mahkûm etti. Keyifle yaşadık mahkûmiyetimizi biz de... Çünkü biz zavallı kurbağalarınki bir nevi Eroinmanlıktı ve halen de öyle. Tam söylenişiyle 12. ve 13. Yy’dan beri Hetero-Gnostizm’i, İslam zannediyorduk/zannediyoruz halen. Zira sözü edilen yüzyıllarda, dört bir yönden Anadolu’ya akan Şeytansı Heterodoksik Ekol mensupları, İslam'ın ve Müslümanların kavramlarını kullanmakla işe başladılar/kullandılar/kullanıyorlar.

 İşte, bu nedenle bugün dahi Gnosto-Heterodoksi İslam eğitimi almış olan bir takım "Kutsal Adamlar" hareket sahasındalar; bilerek ya da bilmeyerek, "Son Hetero-Gnostik Haçlı Seferi”nin parasız; belki de paralı neferleri olarak hem de...

Zavallı halk da yani kazanda an be an haşlanan kurbağalar tayfası olarak biz, elbette bilmeyerek, onları sekiz yüz yıldır dinleye geldik; büyülenerek Gnostik Eroinin müptelası olduk ve asla bozulmasına fırsat verilmeyen bu Şeytansı Okültik Maji/büyü nedeniyle dinleye gidiyoruz.

Niye mi? Çünkü bu ekol, tıpkı tarihte, peygamberlerin başlattığı tüm Tevhit hareketlerinin kavramlarını kullanarak, onları dumur ettiği gibi sekiz yüz yıl evvelinden harekete geçip büyüleyici “Gnost Eroini”yle bu milletin ruhunu da iğdiş etmiş durumda, beynini de... Çünkü kafaları karıştırmada üstüne yok onların! Bir örnek verelim mi kafaların nasıl karıştırıldığına dair: Mesela… Bu Gnostikler, "Adsız ya da adı kendilerinde saklı Tanrılar”ına, Allah diyorlar ve "Gnost Tanrı"larını "Allah" lafzının içine saklayarak işi bitirdiler/bitiriyorlar.

Üst cümlede “Bitiriyorlar” dememize bakmayın… Doğrusu şöyle; daha önceki yani 12. ve 13. Yüzyılda işi bitirmişti lakin şimdi 21. Yüzyılda bitiremeyecekleri anlaşılıyor. Elhamdülillah!

Çünkü ruhların 15 Temmuz resetlenmesi ve Hetero-Gnostyanik Haçlı Fetöcülüğün deşifresine rağmen kurbağalaşan halkında maalesef, taammüden bir uyanış göremeyen "Devlet Aklı" nihayet harekete geçmiş veya geçirilmiş durumda; 8 Mart 2018 itibariyle. Alın size bir Milat daha ya da bir fay hattı kırığı... Derseniz ki durup dururken nasıl oldu da kırıldı  bu fay? Ucu iki bin yıl öncesine uzanan şerbetlenmiş Derin Devletin aklı, affına sığınarak söylüyorum; yukarıda sözünü ettiğimiz  "Büyük Kurbağa"ya durumunu ve genel durumu göstermiş olmalı ya da uluslararası rekabet nedeniyle “Kocabaş Rakipler”den biri, ötekini satarak, Derin Aklın önünü dahi açmış oldu sadece. Oysa büyük kurbağa da yaklaşık bir ay önce verdiği bir beyanatta, yanlış hatırlamıyorsam mealen şöyle demişti: “Kimse bizim Demokrasiden, Cumhuriyetin kazanımlarından ve dinimizin geleneğinden vazgeçeceğimizi sanmasın!” Bu beyanatla Sn. Erdoğan’ın 8 Mart 2018 Kadınlar Günü münasebetiyle başlattığı hamle çelişmekte hatta zıt! Ne oldu da bir ay arayla “Gelenek”e savaş açıldı? Dedik ya Derin Devlet Aklı harekete geçti ya da geçirildi. Dedik ya belki de harekâtın ilk operasyonu Devlet Aklında ve ikincisi, büyük kurbağa üzerinde yapıldı: hakikati, göstermek ve yönlendirmek babından... Bilmiyoruz.

Aslında tüm kurbağalara, 15 Temmuz'da, Gnostizm’in en organize kurumu haline gelen Hetero-Haçlı Fetöizm’i deşifre ettirerek, Allah göstermişti. Lakin meselenin özünü anlayan çok azdı hatta belki de 15 Temmuz'un en derin mesajını anlayan babayiğit hiç yoktu … Bu manada  herkes, hepimiz "Bir Hain Darbe" zannediyorduk 15 Temmuz’da yaşananları ya da hala öyle zannediyoruz. Çünkü o geceden sonra hemen hemen hiç kimsenin aklına şu soruyu sormak gelmedi hala gelmiyor: “Niye bu millet, daha önceki darbelere karşı bir 15 Temmuz yapamadı?"

Hakikaten, niye yapamadı? Çünkü o darbeler, yukarıdaki sıfatlamayla "Militarist Haçlı Ayaklanması"ydı fakat Heteroyan Haçlı Fetözm’ini alaşağı eden 15 Temmuz gecesi ise bir "Hetero-Gnostik Haçlı Başkaldırısı" olarak, "Allah"a ve Onun dinine saldırıydı; hem de Kıyamet’ten önceki nihai saldırı... Buna, İlahi planda geçit yol işte! Yeri gelmişken altını bir daha çizelim, Gnostizm’in Mesiyanik Lideri Fetöbaşı’nın, Haçlılara dair söylediklerini ve onları nasıl kutsadığını bir kez daha hatırlatalım burada. Zaten bu yüzden, "Hetero-Gnostik Haçlı Başkaldırısı" diyoruz o geceye...

***

Hülasa… Artık tüm kurbağaların uyanma vakti gelmeliydi. Fakat son bir dürtüşe daha ihtiyaç vardı. Neyse ki imdada 2019 Seçim hazırlıkları yetişti. Buna bağlı olarak İttifaklar konusu gündeme geldi. İşte, bu nedenle bir soru daha düştü orta yere. Bu sorunun gücü, "Afrin Cihadı" esnasında oluşu nedeniyle çok çarpıcı ve sarsıcı oldu. Ki bu da Allah'ın, Devlet Aklına ve kurbağalara bahşettiği düşünsel bir nimet kanaatimizce… Soru şu: "Saadet Partisi, neden Cumhur İttifakında değil de öteki tarafta? Hem de o tarafta oluşmakta olan ittifakın " adını "İlkeler İttifakı" koyarak kılavuzluk yapacak kadar başat?"

Buna, çeşitli çevrelerde cevap olarak, "Siyasi Kıskançlık" deniyor. Asla! Bir de “Erdoğan düşmanlığı” deniyor ki o da değil. Mesele, adı nasıl anılırsa anılsın, muhtevası nasıl anlaşılırsa anlaşılsın, bilerek ya da bilmeyerek Hetero-Gnostizm’e taraf olmaktan geçiyor. İşin kafa karıştıran yanı ise Türkiye’de ya da İslam Âleminde Hetero-Gnostizm’e Gnostizm denmiyor; Ezoterizm’e de Ezoterizm denmediği gibi. Malum, bunlar Hıristiyanik kavramlar… Dedik ya yukarıda, Gnostikler, sızdıkları her Tevhid İnancının önce kavramlarına daldı, onları yağmaladı, içlerini boşalttı ve boşalan alana kendini klonladı. Sabıkası bu, o ekolün ve tarih buna defaten şahit. Yukarıdaki ifadeyi tekrarlayarak diyelim ki onlar, “Gnost Tanrı”ya Allah dedi ilk başta; haşa! Ondan sonrası kolay oldu zaten. Bu nedenle Hetero-Gnostyanlar dahi “Gnostizm” kavramını, teatral hakaret olarak kullanmaktalar başka dine mensup olan Gnostikleri tarif için. Bu alandaki kavramlar, İslamî ya da İslamiyet jargonunda oluşturulmuş olarak çok sarmalayıcı ve sıcak geliyor, biz kurbağa kardeşlere. Sıcağı seven kurbağalar da yakıcı ateşi, konforlu sıcaklık sana sana yanageldik yanagidiyoruz.

Son bir soru daha: Ya Saadet Partisi’nin “Karşı İttifak” için önerdiği "İlkeler" neyin nesi?

Bilmiyoruz fakat gizli olan birinci ilkeyi söyleyelim mi size? "İçtihat Kapısı"nı açtırmamak... Burada durup artık gerisini siz bulun diyeceğiz de gerisi zaten "Fasa Fiso" olarak önemsiz; Merhum Hoca’nın deyimiyle tarif edersek… Efendim, bugünlük noktayı koyuyoruz meselenin burasına. Ancak anlatacaklarımız henüz bitmiş değil. Çünkü “Pandora’nın Kutusu” açıldı; üzerimizdeki korku kalktı. Bu nedenle konuya, sonuna kadar devam edeceğiz… İnşallah!

Ve her zaman olduğu gibi fakir, yine bir masallar anlattık büyüklere… Oysa işin aslını, neslini sadece Aliym olan Allah biliyor!

***

 


«13

Yorumlar

  • TheHUNTheHUN Gönderiler: 362
    Mart 12 düzenlendi
    Çok saygıdeğer Ahmet Ağabeyim, öncelikle teşekkür ederim bu aydınlatıcı makalenizi kaleme alıp bizimle paylaştığınız için.
    "Gnostik haçlı" terimi bilmeyenler tarafından yanlış anlaşılabilir.
    Burada bir açıklama yapmamız faydalı olacaktır. Bizim tarih kitaplarında öğrendiğimiz hıristiyan asıllı haçlılar değil bunlar. Gnostikler, hem hıristiyanların hem de müslümanların içine sızmış kabalistik/talmudik yahudiler ve satanist/tapınakçı paganlar'dır.
    Günümüzdeki modern adları İllüminati olan illüminist bireyler/zümreler.
    2- Dediğiniz gibi düşük ateşte kaynatılan kurbağalarız bizler.

    Saygılarımla
    Teşekkür edenler (3)AhmetYozgat BAMSI_BEYREK Azer
  • nevresnevres Gönderiler: 486
    Mart 12 düzenlendi
    Şu heterodoksların kim olduğunu yazarsanız iyi olacak mısır endülüs dediğiniz ibn arabi meşhedi ekol de şia olsa gerek .Açık açık ne demek istediğinizi söyleyin de ona göre yorumumuzu yapalım.İçtihat kapısı kapanmış değildir ama müçtehitim diyen de çıkmamıştır.Müçtehitler çıkmasa da içtihatlar devam etmiştir.Sigara buna bir örnektir.Haram diyen var mekruh diyen var.Eğer siz bu kapıyı ardına kadar açarsınız vehhabilerle ayrı mezhepsizlerle ayrı uğraşırsınız.En iyisi mi şu pandorayı açın da ona göre konuşalım.Bir de şu haniflik nedir ya da hanif nedir din mi diyanet mi sıfat mı vasıf mı bir açıklayın lütfen.
    Teşekkür edenler (2)hakimbeyaz BiKarınca
  • hakanhakan Gönderiler: 51
    Hayırlısı bakalım inşaallah artik cemaatlerin bitiş vaktinin yaklaştığı gibi bir intiba uyandi bende
    Teşekkür edenler (1)hakimbeyaz
  • Cengizhan_29Cengizhan_29 Gönderiler: 677
    Hakan kardes..yaradana ulasmak için araya cemaat katmak ne kadar dogru..benim allahu tealaya dua ederken araci niye kullanim..Bu cemaatler sadece para topluyor lar bunlari da kaldirin..din bunlarin elinde oyuncak oldu..kur-an tek..ama bunlarin herbiri ayri yorumlanmasi yapiyor ..diyanet isleri ne ise yariyor..sadece cami yaptirmakla olmaz bu isler..mademki geçmişte sikintilar oldu..şimdi tam sirasi yaptiklari yanlislari duzeltmek için iyi bir fırsat.. hak din burda.. hak kur-an burda..bir araya gelip gunumuz sartlarina uyulmasi lazim..

    Nevres kardes haniflik ararsan anadoluya git derim sana ..herseyin orjinal tarlasidir anadolu..
    Teşekkür edenler (3)Azer hakimbeyaz TheHUN
  • hakanhakan Gönderiler: 51
    Bencede cengiz kardeş sana katiliyorum
  • ibrahimsarikayaibrahimsarikaya Gönderiler: 332
    Suyumuz ısındı. Ilımlı islamdan ılık islama. Yaklaşan savaşın habercisi gibi. Suyu gerçekten odunlar mı ısıtıyor yoksa suyun içinde bulunan bizlerin ateşi mi yükseldi? Hz. İbrahime ateşin sıcaklığını hissettirmeyen Allah bizlerede ipuçları veriyor korunmak için ama anlayan nerde?
    Teşekkür edenler (1)nevres
  • Cengizhan_29Cengizhan_29 Gönderiler: 677
    Ibrahim kardes hak olan kitap burda..bu kitap için toprağa kaç asker girdi.. iye vatan millet kur-an için.. onlar tanrınıza hamdolsun dedi..biz allahimiza hamdolsun dedik..bizim niyetimiz halis..allahin koydugu hukme uyariz..elin tenceresi kazani bizi baglamaz..1000 yildir biz burdayiz..bizi bu kur-an dan ayiramadilar..diyelimki ayrildik yahu kur-an kerim allahu tealanin korumasi altında degilmi..medeniyetin olmadığı yerde ataistin oldugu yerde rabbil alemin bu dini yine korur..bizim korumanıza ihtiyaç i yokki..ama elin ne idüğü belirsiz tipler cikip yok şöyle yok böyle din hakkında yorum getiriyorlar..yahu ezani türk-çe okuttular da noldu..degistimi. şuan aynı kafiyede..yanı şu akar yolunu bulur..rahmetli erbakan hocanin dinin güncel lenmesi lâzım ..yanı ictihat..dedigi video var..Onu seyret derim..vatan icin. Din için ölmek bu millete unutturulmustu..simdi simdi sokaktan ki herkes dini için ölmeye hazir..sen köprünün öbür tarafını bosver..geldiler zindik gidiyorlar zindik..erdoğan bu konuyu acmakla iyi yapti..cemaat lar yillarca milleti söğüş lediler ne için..en azından topladiklari paralarin karsiligini versinler..adam akilli bir yorumlama yapilsin..yahu kur-an tek..her cami hocasi farkli konusuyor..her alım denen kişi farkli konusuyor..yahu bu cemaat ler ne iş yapar..Bu diyanet ne iş yapar..Bu kendilerini hoca denen zevatlar ne iş yapar..sen soyle kardes birde senden dinleyelim...
  • Cengizhan_29Cengizhan_29 Gönderiler: 677
    Allah-u teala bu din i her cağa uygun gönderdi..ama bunun yorumunu yapan hoca müsbet teleri ne iş tir..hacı hoca deyip öpüyorlar kardes..ben hiristiyanlik ile ilgili bir terörist duymadim..ama masallah bizim dinde kitap sayfalari kadar..ne kadar itici tipik var ne hikmetse hepsi musluman..ölende oldurende müslüman..benim dinim bu kadar ayaklara düşemez..
    Teşekkür edenler (2)Azer TheHUN
  • hakimbeyazhakimbeyaz Gönderiler: 451
    Sevgili Nevresin' de söylediği gibi heterodoksik gnostik yapının ne ve kimler olduğunu doğrusu merak ediyoruz. Ucu zülfüyare de dokunsa olsun. yapacak bir şey yok artık. Bunları da bilmemiz gerektiği kanaatindeyim. O nedenle  sabırla bekliyoruz.
  • TheHUNTheHUN Gönderiler: 362
    Mart 14 düzenlendi
    Her doğru her yerde söylenmez kardeşlerim. Hele ki havanın ısınmaya, savaşın kızışmaya başladığı şu içinde bulunduğumuz zamanda. Evet herkes kozunu paylaşıyor, ve kartlar açıktan oynanıyor bu doğru, ama gene de hedef göstermek sakıncalıdır. Zira bu hassas konular birilerini rahatsız etmekte. Bizim yüce yaratandan başka kimseden korkumuz yok, lakin rahatsız olanlar karşımıza çıkıp erkekçe dövüşmeyi göze alacak tipler/zümreler değil, aksine kalleşce/korkakca arkadan vuran tipler. Erken öten horozların akıbetini malum hepimiz biliyoruz. Ahmet Abi bir makalesinde rahmetli Araştırmacı/yazar/Aytunç Altındal'ın ölümü şüpheli'dir, anlattıkları birilerini rahatsız etmiş olmalı, fakir'in yazdıkları da birilerini rahatsız ediyor olabilir, bu yüzden hakkınızı şimdiden helal edin gibi imalı bir şeyler söylemişti. Bu bağlamda hedef göstererek ve isim vererek ne ben konuşabilirim, ne siz konuşabilirsiniz, ne de Ahmet ağabeyimiz konuşabilir. Daha fazla derinleri deşmemize gerek yoktur. "Gnostic" kimlik değiştirmek demek dedik, hırıstiyan toplumlarının içine sızdıkları gibi bizim içimize de sızmışlar bu dürzü'ler dedik. İslamcı/muhafazakar/ulusalcı/ülkücü görünümü altında olabilirler. Sağ parti'de de olabilirler sol parti'de de.
    Her iki tarafta da yer alıp birbirlerine bağırıp çağırıp muhalefet ediyormuş görüntüsü de verebilirler, hedeflerine ulaşmak için danışıklı dövüş de yapabilirler. Bunlar Allah da derler, inşallah da, maşallah da..
    Buna strateji'de "left right paradigm" sağ sol paradigması denir. Daha önce satranç oyununda siyah da onlar beyaz da, diyerek örnek vermiştik.
    Herkes kendi aklı/muhakeme gücü ile kimlerin hangi safta olduğunu ortaya çıkarabilir. Bu zor bir şey değil. Söylemlerle eylemler farklı ise oraya bir soru işareti ? koyarak düşünmemiz gerekir. Bu arada şüpheli diyerek bir kimse/zümre hakkında zan yapmak da doğru değil. Zira zan'da bulunmak günahtır, bunun bir sonraki aşaması da büyük günahlardan olan iftiradır. Kulaktan duyma bilgiler hele hiç doğru değildir. Araştırma kaynaklarımızın doğruluğundan tam emin değilsek ve bir kişi/zümre hakkında kesin bir malumatımız da yoksa, o halde hakikatin en doğrusunu ancak Yüce Allah bilir deyip geçmemiz gerekir.
  • hakimbeyazhakimbeyaz Gönderiler: 451
    Korktun mu thehun kardeşim. Kolayı var bu yapıların tamamını kaldırırsın olur biter. kökten çözüm. Tamam belki kurunun yanında yaş da yanacak  ama olsun. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. Bunun yöntemleri üzerine tartışabiliriz. önce kendimize şunu sormalıyız. ne kadar ciddiyiz. bunu gerçekten istiyormuyuz ? 
    Teşekkür edenler (2)Azer Cengizhan_29
  • TheHUNTheHUN Gönderiler: 362
    Mart 15 düzenlendi
    Hakimbeyaz kardeşim bilirsin sahabiden Hz.Ali r.a'ın bir nasihatı vardır. "Cahil Cesur olur" Bunun anlamı şudur; Cehalet içinde cesurluk/kahramanlık yapacak kadar cesur'dur, ki Hz. Ali r.a cesurların cesuru olmasına ve alimlerin alimi olmasına rağmen bu sözü söylemiştir. Biz korkak değiliz. Küresel çete hakkında bunca yazdığım şeylerden sonra kalkıpta şahsıma korktun mu diye hitap etmen gerçekten üzdü beni. Yahu akıllı kardeşim korksak ne Ahmet Ağabeyimiz bu kadar açık ve net konuşabilirdi ne ben ne diğer kardeşlerim, ne de sen kendin. Bu işlerde kural şudur, herkes herkesin kirli çamaşırlarını/hilelerini/tuzaklarını ortaya çıkartabilir ancak kimse kimseye şu şudur, bu budur diye itham da bulunamaz.
    Vatan//millet/devlet masallarıyla bu toplum yıllarca nasıl uyutuldu/uyutuluyor biliyorsun. Bunun en yakın örneği işte Fetö, Allah Bismillah diyen kriptolar ordu dahil devletin bütün kademelerine sızmışlar. Şimdi içerde ciddi bir temizlik başladı görüntüsü var, umarız devletimiz gerçekten bir temizlik yapıyordur. Bu yapıların kaldırılması konusunda sana hak veriyorum ancak bu yapıları deşifre etmek ve kaldırmak biz vatandaşlara düşmez, bu devletin görevidir.
    Size çocukken şahit olduğum bir şeyler anlatayım. Bu anlatacaklarımı o tarihlerde İstanbulda yaşamış olanlar bilirler. 80'li yıllarda rahmetli Turgut Özal'ın sayesinde Türkiye'ye ucuz ithal mallar girdi. Her yerde seyyar satıcılar mantar biter gibi bittiler. Topkapı'da surların arka kısmında eski otobüs terminali'nin olduğu yerde onlarca seyyar satıcı tezgah açardı. Diğer semtlerde bu türden ucuz eşyaların satıldığı yerler olmadığı için biz de oraya giderdik. İçlerinde dürüst satıcılar olduğu gibi sahtekarlar da vardı. Sonra gel zaman git zaman tuhaf tuhaf satış yöntemleri ile karşılaştık. Tezgah başında duran satıcı kılıklı adamlar "Ne gördün, ne duydun, ne bildin, ne aldın 100 Lira diye bağırıyorlardı. Bakıyorduk 500 Liralık eşyaya 100 lira deniyor, biz de satın almak için tezgah'a yöneliyorduk. Tezgahın başına vardığımızda ise, önce niyet kağıdı çekeceksin, içinden fotoğraf makinası/radyo/saat/hesap makinası vesaire çıkarsa o zaman 500 liralık malı 100'e almış oluyorsun deniyordu. Biz de he demek öyleymiş deyip paramızı bu simsarlara kaptırmadan önce biraz tezgahın başında bekleyip diğer müşterileri gözlemliyorduk. Acaba sahiden fotoğraf makinası çıkacak mıydı hevesi ile.. Velhasılı kelam tezgaha yönelen insanlar 100 lira verip çekilişe katılıyordu fakat ne hikmetse kimseye birşey çıkmıyordu. Fakat selamunaleyküm diye selam verip çekilişe katılanlardan birileri fotoğraf makinası/saat çıktı diye var güçleriyle bağırıp etraftaki insanları tezgaha çekiyorlardı. Sonra ilerleyen dakikalarda birşeyler dikkatimi çekti. Aynı şahıslar kalabalık dağılıp yeni müşteriler geldikçe tezgahın başına geri dönüp niyet çekiyor gibi yapıp bana da makina çıktı diye gene bağırıyorlardı. Sonunda davayı çaktım, tezgaha müşteri çekmek için danışıklı çalışıyorlardı. Müşteri gibi görünenler tezgahın sahipleriydi. Bazı müşteriler uyanmaya başladıklarında ve tezgaha getirildiklerini anladıklarında bu sahtekarlar evvela kaş göz işaretleri ile buradan kaybol mesajı veriyorlardı. Müşteri işin üstüne gidip siz bizi kandırıyorsunuz sahtekarlar dediğinde iş başka bir hal alıyordu. Tezgahın sahipleri üç kağıtçılar önce "oğlum bak çek git" diye tehdit ediyorlardı, yok eğer vatandaş laftan anlamıyorsa ceket altında gizlenmiş tabanca'nın kabzasını gösteriyorlardı. O saniyeden sonra tezgahın etrafı bir anda boşalıverirdi. Gel zaman git zaman yetişkin biri olduğumda orada şahit olduklarımı düşünüp bir anlam vermeye çalıştım. Bir zaman sonra anladım ki bunun adı "danışıklı dövüştü" Tezgahın sahibi de, müşteri kılıklı kişiler de ortak iş çeviriyorlardı. Ne gördün, ne duydun, ne bildin, ne aldın 100 diye bağırıp müşteri çekmelerinin anlamı,
    gördüğün halde görmedin, duyduğun halde duymadın, bildiğin halde bilmedin, aldığın halde almadın paranı tezgaha bırakıp oradan çekip gittin mesajı mıydı acaba? Diye hala düşünmekteyim.

    Saygılarımla
    Teşekkür edenler (2)Azer caner1453
  • hakimbeyazhakimbeyaz Gönderiler: 451
    Mart 14 düzenlendi
    Çok güzel. 
    ne kadar ciddiyiz. bunu gerçekten istiyormuyuz ?  sorumun cevabını  yukarıdaki makalen üzre EVET YADA HAYIR  yerine HAVET olarak anlamış bulunmaktayım. Yanlışım varsa düzeltiniz lütfen . Bunu EVET olarak anlayalım.

    o halde 2. faza geçebiliriz. NEYİ, NASIL YAPMALIYIZ?
    Vatandaş olarak yapacaklarımızın sınırlı olabileceğini ancak bu yapıları deşifre etmek ve kaldırmak biz vatandaşlara düşmez, bu devletin görevidir. Düşüncelerini derç ettiğini görmekteyim. Burada söz konusu olan bu yapıları ortadan kaldırmak değil elbet. Lakin bunlar kimler yani bu heteredoksik gnostik islamcılar kimlerdir. Bunların ortaya dökülmesi, bilenlerin bilmeyenleri aydınlatması gerekmez mi ?  İstersen bunlara gerek yok dersin konuyu burada kapatırız. veya devam dersin farklı yönleri ve diğer arkadaşların da katılımı ile konuyu incelemeye devam ederiz. karar sizin. Biz kimseye karşı sorumlu değiliz hesabı sadece ALLAH' a veririz diyen bir lider döneminde bunlar tartışılmalı bence.
    Teşekkür edenler (1)Azer
  • nevresnevres Gönderiler: 486
    The hun abi senin dediğin gibi zanlardan kaçınmak gerektiği için Ahmet abinin aklına okumak istemedim ve açmasını istedim.Kendisi de artık durmak yok demiş zaten biz de devam et abi demiş olduk.
        
    Teşekkür edenler (1)TheHUN
  • hakanhakan Gönderiler: 51
    Sevgili ahmet hocam size ve degerli fikir arkadaş larimizin hepsine selamlar bizim icin söz allah katinda bir mühür dür ve ve o sözü söyleyenleride kaderin kaza zamani gelince bağlar ve imtahan vesilesi yapar bizde diyoruzki kardeslerimin akillariyla duşunup gonulleriyle yazdiklari her seyi dua olarak kabul edip islamin son sancaktari olan bu milleti aziz ve ustun eylesin amin
    Benim sevdiğim bir soz vardır gerçekler insanlarin inanamayacağı kadar gerçektir.
    Rahmetli aytunç altındal insanlara gerçekleri
    Anlatirken hicbir zaman korkmadı ve çekinmedi cunki o yaptigi isin ne kadar önemli
    Olduğunu biliyordu ve milleti vatani için herşeyi
    Goze almıştı ama kahpe fetöcülerin cinayetine
    Kurban gitti bizce. Benim zannımca ahmet abinin derine girme gibi bir korkusu yok allahin
    Izni ile ama dediğimiz gibi gerceklere kac kisi
    İnanacak hafif derin anlattığı halde zorlanıyoruz tam derunden anlatsa bildiklrini
    Acaba bizim devreler ne olur kanaatimizce
    Olayların hakikatleri oldukça farklı tabi bu konuda bazi arkadaş larimizin endiselerinide
    Anliyorum haklarida vardır endiselenmeleri
    İcin

    Size iki yasadigim bir olayi anlatayim bundan 5
    yil once arkadaş sohbetlerinde siyaset konusurken bana sorduklarinda turkiye ve suriye meselelerini ben turkiyenin suriyeye girmek zorunda kalacagini ve hatta suriye ninde yarisina halledeceğini söylediğimde bana sacmalama babinda sozler soyler nasil olacakki bu hayal derlerdi
    Ikinci yasadigim olay ise bir dostumuzun amerikadan gelen bir arkada si ile sohbet ederken amerikan seçimlerinin sonucunu tartışır ken kendisi hilerinin secilecegini ve bunun kesin oldugunu söylediğinde bizde trump in baskan olacagini ona dile getirdigimizde oda gülmüştü

    Kimse yanlış anlamasin biz kahin falan degiliz
    Gelecegide bilmek gibi bir özelligimiz yok allahin günahkar kullariyiz hamd olsun

    Ama şunu iyi bilmek lazim değerlendirmeleri yaparken onlarin istediği algiyla yapmamak lazım mesele kuranin güncellemesi degilki sadece içtihad konularınin tekrar zamana gore
    Uyarlanması bu zaten gundeme er gec gelecekti olay ikinci mahmudun cübbe ve sarığı cikarip fesle pantolon giymesine benziyor o zamanin ulemalarida 2.mahmuda etmedik laf bırakmamış lardi ama bunlarki bu zamanki gibi kelli felli alimlerdi orada 2.mahmut vermek istedigi mesaj belliydi o onlara islamin bir şekil dini olmadigini o zamanin ulemasına anlatmaya çalisiyordu ama bir eli yağda bir eli balda ulema bunu anlarmi anlamaz tabi tahtları sarsılacak

    Şunu iyi bilelimki arkadaslar devlet denen mekanizmanin dini yoktur din halk için vardir
    Ornekleri osmanli içinde mevcuttur şeriata aykiri bazi olaylar yaşanmıştır sebebi ise devletin devamiyeti içindir
    Ama nekadar itiraz etselerde 2.mahmut devleti
    Ve halki yeni dunyaya hazirlamak zorundaydi

    Simdi bunu günumuze uyarlarsak demekki devlet kuran ve ehli sunnet dışındaki grupları
    Zaman içerisinde temizleme karari aldi sebep
    Belli hepimizin bildiği gnostikleşmis cemaatlerin halkin imanlariyla oynamamalari
    İcin bu nasil olur belli ölen cemat liderleri kimseyi kendi yerine vekil birakmazlar bu olayda allahin izni ile 10 sene icerisinde çözülmeye baslar. Şunu unutmayalimki gelecekteki adalet imparatorluğunda zaten bu yapılar barinamazlar çünki sistem buna musade etmeyecektir yani vesayet unsurlari kakmayacak biz bu ayrismayi siyasette şuan zaten görüyoruz birtarafta gnostik sistemin siyasi ittifakı içinde kimler yokki birtaraftada kuran ve sünnet siyasetini benim semis cumhur ittifaki emin olun bu ilerki zamanlarda
    Cemaatler icindede olacaktir unutmayin devlet bu işi dikta ile yapmaz insanlarin önüne dogrular konulduğunda insanlarda dogruya dogru döneceklerdir insaallah

    Her şeyi yapmaya kadir olan allaha hamd olsun amin
    Teşekkür edenler (2)TheHUN Cengizhan_29
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .