DerinDunya Haber Açıldı! Sizleri de bekliyoruz : DerinDunya Haber
DerinDunya Sözlük açıldı! Sizlerin de katılımını bekliyoruz...

Mektup16: HalkBank, Ülker ve Diğerleri...

AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288

 

Not: Grubumuzun fidanlığı anlamında, özel bir yere oturttuğumuz DerinForum’a bir ayrıcalık daha tanımak niyetindeyiz. Biliyorsunuz stüdyo çalışmaları (Video çekim, montaj vs.)ndaki imkansızlıklar nedeniyle işlerimiz arzu ettiğimizden yavaş ve gündem gerisinden yol almakta. Bu problemi, kısmen aşabilmek adına konuları, video olarak yayınlamadan önce makale olarak yayınlamaya karar verdik. Bunda, kardeşlerimizin arasında, “Okumuş Çocuklar”ın toplaştığı platform olarak ve bu bağlamda Forum’un “Derindunya Yazarları Akademisi” gibi işlem görüyor olması da etken ve etkin oldu.

***

Referandum Öncesi ve Sonrasına Derin Bakış

HALKBANK, ÜLKER ve Diğerleri

 

Biliyorsunuz, okuyucular arasındaki dostlarımızın e-mailleri de bizi kışkırtıyor ve yazı yazmamızı sağlıyor. Bu minvalden olmak üzere… Yakın dostlarımızdan kardeşim Refik Alar, bir hususu gündemimize getirdi; iyi de etti. Dedi ki; "Sevgili Ahmet abi! Bu aralar, belki çoğumuzun görmediği ya da gözden kaçırdığı bir durumdan bahsetmek istiyorum: Biliyorsunuz ki… Bir kaç gün önce Halkbank Ceo Yardımcısı, ABD'de gözaltına alındı ve şu an cezaevinde.  İşin ilginç tarafı, devlet büyüklerimizin sürekli dillendirdiği; “PYD Fırat’ın batısına çekilmezse, Munbiç”e operasyon yaparız!” demelerine rağmen gariptir ki HalkBank yöneticisinin ABD'de yakalanmasının, hemen ardından, hükümetten; “Fırat Kalkanı Operasyonu bitti…” açıklaması geldi. Niye?

Bizim görmediğimiz ne tür hadiseler yaşanıyor?  Bu tutuklama, PYD’ye olası bir operasyonu durduracak, ne tür bağlantıları içeriyor. “Vurduk, vuracağız, vururuz!” derken, nasıl oldu bir anda Fırat Kalkanı operasyonu bitiverdi?

Referandum öncesi ortalıkta dolaşan; “İkinci Darbe dalgası geldi, gelecek!” söylentilerinin anlamı ne? Siz, ikinci bir kalkışmanın olabileceğini düşünüyor musunuz?

En son… Türkiye’nin en çok ihracat yapan firmalarından biri olan Ülker'in reklam filmi ne anlama geliyor? Orada, aslında bahsedilen askeri bir darbe mi yoksa ekonomik bir darbe mi? Bu konu hakkındaki fikriniz ne?

****

Sevgili Refik... Bugünlerde gündem dolu; FETÖ’cü bir grubun tahliyesi, Fırat Kalkanı’nın sonlandırılması ve reklam, reklam, reklam… Konuya reklamdan girelim: Bir süreden beri Tv’lerde dönen bir başka reklam da HalkBank Avrupa... Diyor ki orada, Recep kardeş; “Makedonya ve Sırbistan’da 62 tane HalkBank var. Belgrad tıpkı Bursa gibi...” Başka hangi ülkelerde HalkBank var bilmiyorum. Ama olmalı ancak Sırbistan kesafetinde olmasa gerek!

Bırakalım reklamları konuşmayı da gelelim asıl meseleye: Bir süreden beri Türkiye, karar verdiği ya da ihtiyaç duyduğu, uluslararası para operasyonlarının peşinde. Ve bu kabil operasyonlarını, söz konusu HalkBank üzerinden yapmaya başlamıştı. Hatta ta İranlı R.Sarraf'tan beri böyle... O yıllarda yani Sarraf'la çalışırken banka, ülke içerisindeydi ve Türk Lirası üzerinden işlem yapmaktaydı. Bu sebeple amatör kaldı ve profesyonel olamadı. Bu arada göze de battı. Bu nedenle Türk bankacılığının Dolar bölgesine girerek Profesyonelleşmesi gerekli görülmüştü.  Bu itibarla üçüncü ülkelere, bir bakıma “Ro Ro Dolar Transportasyonu” için söz konusu “Operasyon Bankası: Halkbank” görevlendirildi ve ülke dışına çıkarıldı. Niye?

Malum! Nice zamandan beri, özellikle Arap parasının kaçacak delik aradığı biliniyor. Biliniyor da Türkiye'ye nasıl getirileceği bilinmiyordu.  El yordamıyla bilinen ise taammüden markalaştırılan ve resmi arzu doğrultusunda pahalılaştırılan inşaat şirketlerinin yazlık, kışlık satışları üzerinden “cep harçlığı” mesabesinde aktarımından ibaretti. Bu yöntemle ancak bir kısım Arap  insanının  sınırlı birikimi gelebildi. Tabii ki bu Arap Sermayesi denilen para değildi. Ve o devasa sermaye, evle-barkla transfer edilemezdi;  bunun başka bir yolu bulunmalıydı.  Zira bu ölçüdeki yüklü bir para, başka bir şeyin karşılığı olabilirdi sadece. Çok pahalı ve alımı satımı tehlikeli, bu sebeple Arapları sorumlu kılmayacak bir şeyin... Ne olabilirdi ki o şey? Unutmayalım ki şu günlerde Arap Monarşileri için para yatırılacak tek şey, sağlam istikbal ve yüzde yüz güvenlik meselesi gibi duruyor.

Burada duralım ve araya girelim: İşte, aranılan o  sağlam işin yolunu, öyle sanıyoruz ki Ankara, "Uluslararası HalkBank" tekniğiyle halletmeye çalışmakta. Ancak halka zayıf… Makedon ve Sırp kalınlığı, bu operasyonu karşılamaya yetmezdi; yetmedi de. Ve Paranın Baronları, Türkiye'nin bu operasyonunun farkında olduklarını ve bundan hiç hoşlanmadıklarını “Halkbank Ceo Yardımcısının" tutuklanmasıyla göstermiş oldular. Zaten Ceo, operasyonun diğer ayağındaki pürüzleri gidermek için ABD'deydi sanıyorum. Orada, bir takım, gizli görüşmeler yapıyor olmalı ki… Ve bu görüşmelerdeki teklifler, suç sayıldı Amerika hukukuna göre. Meselenin görünen yüzü bu...  Ama bir de arka yüzü olmalı kanaatimizce.  Şimdi onun peşindeyiz.

Görünen şekliyle operasyon, çökmüş durumda. Zaten, Halkbank reklamı da "Ceo  tutuklanması"  yaşanınca dönmeye başladı. "Yıkılmadık ayaktayız" diyebilmek için. Kimlere mi? Herhalde Sırplara, Makedonlara, Araplara ve diğer müşterilere... Hatta tüm dünyaya ve Ruslara dahi... Ve bu arada da "Ekonomik ya da askeri, her ne ise… İkinci Darbe dalgası”nın gelebileceğinin konuşulmaya başlandığı içeriye ve içerideki kamuoyuna... Kanaatimiz o ki “İkinci HalkBank Operasyonu”nun kokusunu çıkartanların arasında Almanya ve avenesi de olmalı. Reklam filmindeki bir replikteki meydan okuma da onlara; "Dedelerimiz de burada yaşadılar!" şeklinde. Ankara bu reklamı, Makedon ve Sırpları kızdırma pahasına yaptı ve o repliği söyledi. Galiba, nasıl olsa halka koptu; "Lafı sokayım! Kim nasıl anlarsa anlasın..." mantığıyla ve yürek soğutma niyetiyle olsa gerek.

Malum! Bu arada, İsviçre de o çok övündüğü tarafsızlığını bozdu ve Avrupa’daki “Türk Düşmanı Koro”ya katıldı. Çünkü HalkBank hurucunu, kendi bankacılığına tehdit olarak algıladı. Yakın gelecekteki, olası  bir depremin ayak seslerinin duyulmaya başlandığı Avrupa'dan da kaçmak isteyen kapital olduğu bilinmekte; tabii ki bu kaçak, büyük oranda, İsviçre bankalarından firar edecekti diye belirtmeye gerek yok.

***

Burada duralım ve  işte size bir soru… Siz, sormadan ben sorayım  dedim: Gerek Amerikan bankalarından gerekse İsviçre bankalarından kaçacak olan Araplara ya da başkalarına ait söz konusu kapitalin sığınacağı yer Türkiye mi olacak? Türkiye, bu kadar güvenli mi? Üstelik şimdilik görünmeyen; yakında görülecek olan bir savaşın içindeki Türkiye'nin bu kadar güvenli olacağını düşünmek safdillik olmaz mı? Ve paranın sahiplerinin safdil olması mümkün mü hele, Araplar söz konusu olunca?  Üstelik Balkanlar'ın küçük iki ülkesi ve  orada konuşlanmış bir küçük Türkiye Bankası ne kadar güvenli bir liman olabilir ki uluslararası kapitale?  Bu soruların tamamına verilecek cevap tek ve kesin cevap hem de üç kere. “Hayır hayır hayır!”dır demenin bir mahsuru yok.  O halde; “İşin arkasında başka bir şey mi var?” diye devam ettirelim bölümü? Elbette var! Çünkü ne Türkiye, ne de Halk Bankası ve ne de Balkanlardaki iki küçük devlet sözü edilen bu sermayeyi kaldıramaz. Ve bu sermaye için sağlam bir sığınak olamaz.  Zaten, bu sözü edilen adresler, yerinden sökülecek devasa sermayenin transferinde kullanılacak ara istasyon işlemi ve işlevi görmekteydi. Devasa paranın gideceği asıl adres bir başka yerdi. Sonuna kadar güvenli, dokunulmaz ve inadına sağlam... Bu özelliklere sahip bir adres, neresi olabilir ki… Elbette Rusya!

Bölgedeki operasyonda dönen paranın, şimdilik 250 milyar dolar olduğu, daha sonra bunun 500, daha sonra da 750 milyar  dolara yükseltileceği söylenmekte. Türkiye'nin bu  kesafetteki bir operasyonu, Rusya ile ortak ya da Putin'in bilgisi dâhilinde yaptığını söylemekle bir mahsur görmüyoruz. Makedonya bir tarafa, zaten Rusya bu işin içerisinde yoksa Sırbistan asla olmazdı da diyelim bu aralıkta. Bu da konunun sağlaması olsun.

"Peki, Türkiye-Arap-Rusya + Sırbistan bağlamında dönen bu dolar trafiği, Türkiye'nin babasının hayrına değil de elbette ya da Arapların… O halde soru şu; neye karşılıktı? Efendim, lafı uzatmadan hemen söyleyelim ki "Neye karşılıktı?" sorusunun cevabı  tek ve kesin! Elbette, Rusya'yayla imzalaşılan S-400'ler başta olmak üzere, o minvaldeki “Yüksek Teknolojili Silah Sanayi" ve hatta "Nükleer"e  karşılıktı diyebiliriz.

Lakin sadece bu söylediklerimiz, sözü edilen miktarda bir meblaı karşılamaya yetmez.  Öyleyse niye? Zira  “Arapların kafasındaki asıl argüman, güvenli bir sığınak olarak Rusya’nın görülüyor olmasıdır.” dersek yalan olmaz.  Ancak buna rağmen Araplar,  Rusya ile yapacakları alışverişte,  vicdanına güvenecekleri bir kefil talebinde bulunmuş olmalı. O kefil de Türkiye oluyor işte. Temel itibariyle Rusya, hem böyle bir operasyona girmezdi/girmezdi. Girmezdi.” Çünkü hem Araplardan,  bu miktarda bir para talebinde bulunmuş olsaydı, alacağı cevap müspet olamazdı. Türkiye bu nedenle olaya dâhil oldu.  Hem Arap sermayesinin vicdanlı kefili buldu; hem de Ankara, iki taraf arasında, her iki tarafın da güvendiği bir arabulucu olarak görev yaptı.

Efendim, buracıkta bir ara bilgi daha verelim mi? Günümüzden birkaç sene evvel, İran'ın Batı ile arasının bozuk olduğu ve sürekli Nükleer meselesi nedeniyle restleştikleri günlerde fakir demiştik ki…  Bakmayın, İran'la Batılıların Nükleer  dalaşına. Aslında İran'ı, Nükleer gücü eriştirmek isteyen de bizatihi Batı'nın kendisidir. Tahran’a bu yasak malzemeyi sağlayanın da Batılı şirketler olduğu gün gibi aşikâr. O halde, niyeydi bu kayıkçı kavgası? Tabii ki İranlıları kışkırtmak ve bir an evvel Nükleer güç normuna ulaştırmak amacıyla yapılmaktaydı bu tür kışkırtmalar. Bu  nedenle İsrail, iki de bir İran'ın vurmakla tehdit ediyordu.  Zaten iddiamız da kısa bir süre sonra doğru çıktı ve Amerika, Viyana'daki 5+1 toplantısında, İran’la el sıkıştı. Bu deşifrasyonun akabinde Fakir, Ankara'ya bir tavsiyede bulunmuştuk. Nükleer konusunda İran’ı aklamaya çalışmak ve kayırıyor olmak bize düşmez. Aksine!  Ankara, Batılılara dönüp şunu söylemek durumunda: Bu son derece tehlikeli Nükleer yolculuğunda İran'ı durdurun! Zira bu Nükleerleşme çabası,  İsrail ve Batılılardan çok bize karşı bir İrani eylemdir. Eğer, Kum Persiyancılığını durduramıyorsanız; bilin ki biz de Nükleerleşme hakkına sahip oluruz…” İşte, bu tavsiyeyi yaptığımız yıllarda Ankara, bizi duymadı da... Arzumuz doğrultusunda, Arabistan'dan bir ses yükseldi.  Diyorlardı ki Suudiler: “İran’ı durdurun. Yoksa biz de Nükleerleşme hakkımızı kullanır; bombaları ortaya dökeriz.”

Bu hatıranın konuyla bağlantısını gelince, anlaşılan o ki Suudi Arabistan ve onun periferisindeki Şeyhlikler, devletlerinin geleceğinden ve Hanedanlıklarının güvenliğinden, dün olduğundan çok daha endişeli ve kuşkulular. Bununla birlikte kuşku duydukları şey, sadece “Hanedanlık” ve “Devlet” değil. Aynı zamanda; şimdiye kadar biriktirdikleri para ya da PetroDolar... Zira söz konusu paraya, Amerika çökeceğini mahkeme kararıyla deklare etmiş durumda. Hem de 11 Eylül'ün faturası olarak…

İşte bu noktada Araplar, fena şekilde tutuşmuş durumdalar. Evvela paralarını, bir şekilde, başta Amerika olmak üzere Batıdaki tüm bankalardan kaçırmak ve dünyanın en güvenli yeri olarak gördükleri kasalara emanet etmek istiyorlar. Buna ilaveten, kendilerini koruyacak, Nükleer ya da Yüksek Silah Teknolojilerine sahip bir güç de olsun istiyorlar başlarında. İşte bu isteğe karşı, olumlu cevap verecek iki devlet çıktı Arapların karşısına: Türkiye ve Rusya’dan  söz ediyoruz, vicdanlı ve güvenli iki devlet derken. Yani  Arap-Türk ve Rus sacayağında oluşacak olan işbirliği neticesinde Arapların paraları, Moskova bankalarına transfer edilecek.  Böylece para, hırsızların elinden aparılarak güvene alınacak. Miktardan bölünecek bir kısım, S-400 gibi Yüksek Teknolojik Silahlar ve hatta belki de Nükleer karşılığı olarak tahsil edilecek, oluşan borç ise Türkiye'nin hesabına yazılacaktı. Belki de yazılmıştır. Böylece Araplar, hem paraların sağlama almış olacaklar; hem de kendi hesaplarına, silaha ve Nükleere para yatırmamış; Türkiye'yi bu konuda teşvik ederek ve faturayı ona çıkarmış olacaklardı. Bu operasyonun  nihayetinde Araplar, paralarını koruyordu. Rusya’ya gelince... Soylu sarışınlar tarafından Anti-Rex planına eklemlenmek istenen ancak buna karşı çıkması durumunda ekonomik olarak çökertilme olasılığını yaşamakta olan Moskova, yaklaşan depreme, kalkan olmak üzere, çok miktarda bir likit para ele geçirmiş oluyordu. Türkiye ise benzeri bir depremde, ilk kurtarılmayacak ülke olarak kendisini, Yüksek Silah ve gerekirse Nükleerle garantiye almış oluyordu. Sırbistan ve Makedonya ise bu işten,  yüksek bir komisyon elde ediyordu.  Yani herkes, sonuçtan pek  memnun olacaktı. Fakat Batılı Aryanikler hiç hoşlanmadılar bu  operasyondan. İşte, durum bundan ibaret...

***

Ankara'nın yaptığı, derin para planının çökmüş olmasının en üstündeki elin Buckingham Sarayı olduğunu da söyleyebiliriz;  olmadığını da... İzahına aşağıda yapmak üzere burada virgül koyup devam edelim: Terasa May’in, Yeni Dünya Planı”da görev alması için Ankara'ya getirdiği  teklifin hemen arkasından, Cumhurbaşkanı’nın önce Arap Diyar'ına,  peşi sıra Pakistan'a ve onun akabinde Rusya'ya yaptığı ziyaret, anlaşılan o ki… Yukarıda sözünü ettiğimiz Halk Bankası Operasyonunun startı içindi. Hemen söyleyelim; Arap dünyası ve Rusya arasında,  yadırgı ve aykırı gibi duran Pakistan ziyaretinin, bu operasyonun bir parçası olduğu şimdi anlaşılmış oluyor.

Türkiye, bu operasyonda S-400 ve Yüksek Teknolojik Silahları, Rusya'dan alacak; ancak Nükleeri, Pakistan'dan alabileceğine karar vermiş ya da bunu anlamış olmalı.  Fakat geldiğimiz gün itibariyle “Silah Planı” çökmüş gibi görünüyor. Ya da en azından Araplar ve Rusya nezdinde çöküp çökmediğini,  imzası atılmış olan S-400 füzelerinin tesliminde anlayacağız.

Eğer çökmüşse… Peki, bu planı çökerten kim? Öyle zannediyoruz ki bu işin arkasında, Pakistan bulunmakta. Buraya not olsun: Pakistan da bir tane değil, orada da var iki Pakistan...  Peki, ya tahminimiz doğruysa; Kardeş Türkiye'ye, bu hançeri saplayan Pakistan’lardan hangisi? Pakistan Nükleerinin başında bulunan Kadıyani meşrepli İngilizsever Cinnahçılar olsa gerek.  Bu hususun anlaşılmasını  kolaylaştırmak üzere şunu  söyleyebiliriz ki. Pakistan'ı kuruluşu sırasında, sözünü ettiğimiz Cinnahçı İndo-Bengali kanat içerisinde ayrıcalıklı olarak duranlara yani Kadıyani azınlığa teslim eden İngiltere, aynı zamanda onları devlet içerisinde birer ajan gibi ikame etmekteydi. Türkiye'nin, Pakistan halkından ve görünen devletinden bir sıkıntısı yoktu. Hatta devlet içerisindeki “Türkiyeci Kardaşlar Grubu”nun,  ülke parçalanmadan ve hatta  yıkılmadan önce Nükleer Sırları,  Ankara'ya teslim edeceği hususunda, bilgilendirmiştik kardeşlerimizi daha evvel. “Fakat zurna bu noktada öttü ve dosya Londra'ya haber verildi.” dersek isabet olur. Zaten Kraliçe’yi kızdıranın da bu Pakistan Nükleer, olduğu  yönündeki kanaatimiz çok kuvvetli.  Tabii ki  sadece Nükleer değil diğer meseleler de çok kızdırmış olmalı  Londra'yı. Türkiye'nin, gizli kapaklı iş çeviriyor olmasını, Anti-Reks-Planı'nın delinmesi olarak algılamış olmalı Derin İngiltere. Allahualem! Ve bunun üzerine, Majestelerinin İntelligence Servisi MI6’nın karşı atağa giriştiğini söyleyebiliriz. Tabii ki her zaman olduğu gibi kendisi ortalıkta görünmeyerek...  Bu kızgınlığın sonunda Majeste’nin, ortalığa sürdüğü piyonların birincisi Amerika... MI6,  Amerikan  eliyle “Ceo Operasyonu”nu başlatmış oldu. İkinci sırada: Almanya'nın kulağına, bir ay önce arka verdiği Türkiye'nin C.Başkanlığı Sistemine olan desteğini çektiğini ve BND’nin “Hayırcı”ları parlatmak için siyasi operasyonlara başlayabileceğini çıtlattı.  Hatta bu çıtlatma üzerine başlayan Almanya'daki hareketlenmeyi yetersiz bularak, kendi soyundan bir başka Saksoburg  Sülalesinin yönettiği Hollanda'yı Türkofobi’ye destek olmak üzere harekete geçirdi.  Bununla da kalmadı  Majeste ve üçüncü maddeye geçti:  Bu bağlamda Rusya'ya, Halk Bankası Operasyonundaki  görevi sebebiyle kesmeyi tasarladığı cezayı kaldırdığını ancak bir şartı olduğunu söyledi.  Başta S400 Anlaşması olmak üzere Yüksek Teknoloji transferinin önlenmesi ve bununla birlikte C.Başkanlığı Sistemine ve Erdoğan'a karşı bir operasyonun başlatılması şartıydı bu.  Tıpkı Amerika'nın ve Almanya'nın kabul ettiği gibi Rusya’nın da Londra'nın bu teklifine karşı çıkmadığını anlıyoruz olan bitene ve ortalıkta dolaşan şayiaya bakarak.

İşte, bugünlerde sözü edilen, İkinci Darbe meselesi, konu ile ilgili bir durum  olarak karşımıza çıkmakta. Ve bir retorik olmaktan daha ötede; gerçek olma ihtimali yüksek ama zaman tahmini yanlış.  Darbe Planı, daha evvel, 15 Temmuz’da da söylediğimiz gibi iki koldan tasarlanmaya başladı diyebiliriz.  Ancak bir farkla… 15 Temmuz'da darbenin başrolünde Fetö'cü Teröristler bulunmaktaydı. Bu ölümcül ameliyatta onlara, Ergenekoncular destek olacaklardı.  Ama bu sefer, roller değişmiş durumda. Muhtemel darbenin başrolünde   bu sefer, Ulusalcı Ergenekoncuları; ikinci rolde ise Fetöcüler'i görmek olası. Yani dışarıda Rusya ve Almanya; içerde de Rusçular ve Almanist’ler kol kola… Ek olarak söyleyelim: Rusya, sadece Ulusalcı Ergenekoncularla dâhil olmuyor bu operasyona.  Referandum ve onun akabinde, olması yüksek ihtimal darbe sonunda da ülkenin idaresini, kendi adamları üzerinden yürütmek istiyor.  Bu hususta da Almanya'yla anlaşmış olmalı.

***

İşte, yukarıdaki nedenlerle Ülker reklamı patlayıverdi iddiası var.  Yani dememiz o ki... Referandum öncesinde değil, sonrasında  muhtemel ve başarılı bir darbe kalkışmasının sonucunda ülkeye el koyacak olanlar belli oldu: Kırımlılar ya da özgün adlarıyla Kırımçaklar... Ata yadigârı, Tatar kardeşlerimizi, selamet bir kenara ayırarak söylüyoruz ki… Bu, söz konusu Kırımlı Grubun, Rusya'dan evvel, Almanya ile hatta ta, Hitler’den beri ortak çalışmakta olduğu herkesin malumu. Belki de iddia edildiği gibi başta Püskevit’ciler olmak üzere, “Devşirilmiş Rumelililer”le beraber kotarılan bir ortak çalışmadan “Beyaz Müslümanlar”dan söz ediyoruz... Yani Kırımlılar ya da kökenleri itibariyle Kripto Kırımçaklar, hem Almanya hem de Rusya'yla akraba durumundalar ve tabi Eşkenaz Siyoncu İsrail’le.  Fetö'nün içerisinde de ciddi bir Kırımçak biriminin olduğu, zaten biline geliyordu; son olarak, Ak Parti içindeki “Alman Ekolü” operasyonuyla ortaya çıkmıştı şimdi de ayyuka tırmanmakta. Bu nedenle fakir, yaklaşık bir yıl evvel, deşifre ettiğimiz, Zaza Türkmenlerini iğfal eden “Kripto Pakratuniler” yazı serisinden sonra fakat onun devamı niteliğinde, “Aman ha bir de Kırımçaklar var!” diyerek meselenin dikkatlere sunulmasını sağlamıştık. Ve ardından aynı minvalde olmak üzere “Levantenler”e işaret etmiştik... De, bir kardeşimiz bize kızmıştı; “Türkiye yanıyor… Sen ise bize ıvır zıvır işlerden yazıp çiziyorsun!” diye. Demek ki işin özünü anlatamamışız o kardeşinize. Anlatamazdık da… Çünkü o, yüzey gazeteciliği istiyordu fakirden, şifre kırıcılık değil. Ama biz, başka bir şeyin peşindeydik hâlâ o şeyin peşindeyiz… Yoksa durup dururken niye aklımıza gelsin ki  Kripto Azınlıklar?  İyi ki gelmiş; işte, şu anda Türkiye'de yapılmak istenen bir “Kırımçak Derin Devleti”nin bina edilmesi şeklinde karşımıza çıkmış bulunuyor söz konusu “Kripto damar” ve yedekleri.  Son olarak şunu da kayda girelim: Mevzubahis tıynetteki Kırımlıların, kimler olduğu belli. Bu nedenle; “Bundan sonrası, Yüce Devletin kendi bileceği iş.” diyelim ve geçelim.

***

Yo, geçmeyelim! Çünkü Yüce Devlet de zaten, yapacağını yapmaya başlamış durumda.  Ankara’nın öncelikle yaklaşmakta olan C.Başkanlığı Sistemi Referandumuna yoğunlaşmak isteğinde olduğu belli oldu. Belli olan bir başka şey ise Referandumunun tehlikeye girmiş olması.  Bu tehlike, sözü edildiği gibi darbeyle de olabilir, darbe yakınlarında gerçekleştirilecek suikastlarla da mümkün. Cerablus bölgesinde düşürülme ihtimali olan uçaklarla da planlanabilir. Yunanistan’ın yoğun savaş çığırtkanlığının, en kötü ihtimale dönüşme eğilimine girmesiyle de olası.  Olabilir de olabilir...  İşte birincisi: Bu nedenlerden ötürü  Fırat Kalkanı Harekâtı, apar topar sonlandırılmış durumda. Bu sonlandırmanın İkinci nedeni de... Operasyonun en başında oturana (ve de orta kuzeyde ikamet edene) verilmek istenen, iyi niyet mesajları olsa gerek. Bu mesaj, bir bakıma: “Ben ettim sen (ya da siz) etme(yin)!” teslimiyetini taşıyor olmalı muhtevasında. Ve Ankara diyor ki… 15 Temmuz’dan sonra başlattığımız “İmparatorluk Harekâtı”nı sonlandırıyor ve “Türkiye Cumhuriyeti Formatı”na geri dönüyoruz. İşte, bunun içi; “Son verdim Suriye operasyonuma!”

***

Efendim, bu yazının son bölümünü içimiz kan ağlayarak bağladık.  Zira “Türkiye, şu günlerde, yakın zamanın ya da son bir kaç ayın en kötü dilimini yaşıyor!” diyebiliriz. İşte, işin özeti böyle! Bu sebeple nihai bölümü yazıp yazmamakta da tereddüt geçirdik. Türkiye'nin zafiyetini açığa vermek istemedik.  Fakat neticede, öz durumun bilinmesi, yaklaşan tehlikenin halkımıza duyurulması ve 15 Temmuz Ruhunu taşıyan insanımızdan ülkeleri için bir kez daha omuz vermelerinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istedik.  Şu anda Türkiye, yapayalnız durumda ve bıçağın sırtında ilerlemekte… Referandum, “Evet” ile değil de “Hayır”la sonuçlanırsa; zaten, önceden yapılmamış olan darbe, ondan sonra yapılacak diyebiliriz. Ve Referandum sonrası olası darbe, şimdiye kadar olanların çok fevkinde bir sadme şeklinde kendini belli edecek. “Küfrün tek millet” olarak, ülkenin ve milletin üzerine çullandığı bir dönemi de beraberinde getirecek.  Getirdiği ile birlikte de millet, akan kanın gövdeyi götüreceği bir zaman evleğine girmiş olacak. Bir fitne zamanına... İnşallah yanılanlardan oluruz!   

Efendim! Biz, büyüklere masallar anlatıyoruz da... İşin hakikatini ise sadece Aliym olan Allah biliyor.  Ve bizler de O’na teslim olanlardanız.

***

«1

Yorumlar

  • SerdarTopuz_SerdarTopuz_ Gönderiler: 451
    O vakit takıldığımız yerden soralım ağabey; Arap'lar Amerikan devletinin el koyduğu parayı Nasıl kaçıracaktı oradan? Yada daha da genişletelim soruyu; halkbank CEO'sunun teklif sunduğu ve muhtemel anlaştığı taraf, Amerika'nın hangi tarafıydı? Yada bunu suç sayanda aynı taraf mıydı? Daha da derine inelim kendimizce; amerikanın bir tarafıda bu işin içinde miydi de diğer taraf engelledi mi acaba? Amerikanın gözünden bakınca hangi taraf anlaşarak ihanet etti kendi ülkesine yada tersten bu anlaşmayı baltalayarak diğer taraf mı ihanet etti Amerika'ya? Şimdilik karma karışık düşünceler içerinden bu kadar, aniden yazıya dökünce toparlayamadık...
    Teşekkür edenler (2)AhmetYozgat yakaza
  • hakimbeyazhakimbeyaz Gönderiler: 368
    Sevgili Ahmet Abi forumun değişik yerlerinde birtakım siyasilerin ve iş dünyasından adı geçen firmanın da isimlerini zikrederek zat-ı alinize kırım yahudileri ve Türkiye' deki etkinlikleri çok mu fazla bunların diyerek  sorular yöneltmiştim yaklaşık 10 gündür. Birtakım kaygı ve çıkarımlarım vardı. Ancak metni okuyunca sorularıma cevap buldum ve taşlar yerliyerine oturdu .Öncelikle aydınlatıcı bu metin için teşekkür ederim. Şüphelerim vardı fakat bir türlü bağlantıları bir araya getiremiyordum.Lakin yine forumda  gerek küreselcilerin gerekse de hanedanların hiçbirisine güven olunmaz bunlar bizim iyiliğimizi istemezler diyede eklemiştim. Yapılması gerekenin temkinli davranmak ve kendi rotamızı çizmek olduğuna değinmiştim.  Türk milleti artık görünen tehlikenin farkına vardı.  Nasıl mı İşte onu bilemiyorum.SAĞDUYU diyelim.

    Malını ve dahi en kıymetlisi canını vatanı için seve seve verebilecek bu aziz milletin bir ferdi olarak bizler ayakta olduğumuz sürece hiçbir güç bu topraklar üzerinde ameliyata kalkışamaz. kalkışan da cevabını alır. Bırak silahlı kuvvetini ve gücünü bu ülkede sadece hobi amaçlı avcılık ruhsatı alan 250.000 insan var. sizce bu sayı kaç ülkenin askerine eşit. Ordu millet olan bu millete hiçbir aklı başında devlet veya millet  operasyon çekemez, helede kendi memleketinde. 

    Teşekkür edenler (1)AhmetYozgat
  • hakimbeyazhakimbeyaz Gönderiler: 368
    Nisan 3 düzenlendi
    Kaygıya veya yeise kapılmanın hiç gereği yok sevgili Abim. BİZE ALLAH YETER kalkan operasyonu bitmiş ve kılıçlar çekilmiştir. Yine bu forumda birkaç gün önce söylediğim gibi bu er veya geç haç ve hilalin savaşına dönüşecektir. Güçlü bir EVET oyuyla referandumu atlatacak olan Türkiye söyleyeceklerini şimdiden söylemiştir. Ya benimlesiniz yada karşımdasınız bre dangalaklar diyerek son sözünü söylemiştir. İmparatorluk olmak da bunu gerektirir. Benim gibi milyonlarca Türk gencinin, delikanlının kanı kaynamakta adeta bayram sabahı sevinci ve mutluluğu edası ile. Bize bu mutluluğu çok görme sevgili Ahmet Abi.Varsa kaderimizde şehadet bize bunu çok görme sevgili Ahmet Abi. Sen müsterih ol herşeye rağmen bu vatan boş değil sevgili Ahmet Abi.
    Teşekkür edenler (2)AhmetYozgat BiKarınca
  • nevresnevres Gönderiler: 436
    Aynı düşünüyormuşuz ahmet ağabey ama tabi siz nedenleri sonuçları teferruatli yazmışsınız.Insaallah yanılırsınız.
    Teşekkür edenler (1)AhmetYozgat
  • nuri03nuri03 Gönderiler: 1
    Abi şimdi bazı çelişkili yerler var,bir kaç video önce Hollanda'nın problem çıkartmasını başkanlığa destek oyunu olarak söylemiştin,şimdi ise tam tersi,benim kafam karıştı bir yardım lütfen
  • Zafer UrasZafer Uras Gönderiler: 7
    beyler hiç karamsar olmayın şimdiki gençler hpsi 7 li 12
     24 lü fişek atar aldı o işe çıkanlar ölmeyi göze alsınla gençler şehit oluruz diyor onoun için karamsar olmayalım  referamdumda  66 üzeri olur benim tahminin saygılar sevgiler sunarım
  • AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288
    Nisan 4 düzenlendi
    "Abi şimdi bazı çelişkili yerler var,bir kaç video önce Hollanda'nın problem çıkartmasını başkanlığa destek oyunu olarak söylemiştin,şimdi ise tam tersi,benim kafam karıştı bir yardım lütfen!" diyen sevgili Nuri'ye acil karşılık... 
    Hollanda'nın çıkışını Almanya'ya bağlı, onun devamı olarak görmediğimi söylemiş ve arkasında Buckingham Kraliçesinin olduğunu ve Almanya'da yeterli volüme çıkamayan Turkofobia'yı tırmandırmak ve Referanduma dolaylı Kraliçe desteği olarak görmüştüm. Fikrim değişmedi. Ama Kraliçe'yle aynı soy tarafından (Saksoburg Sülalesi) Hollanda ise bunu iç siyasetinin dizaynı olarak anladı ve Hollanda komplosu sonuçlandı.  Onun yerini İsviçre aldı, Almanya'nın devamı ve Halkbank operasyonunu karşı. 
    Zaman çok hızlı değişmekte. Buna bağlı olarak, devletlerin planları da.. Şu an Türkiyeyi, Stratejik ve uzuuuun soluklu A Planına yani Antirex'e hazırlamakta olan  İngiltere, kendinden habersiz olarak Ankara'nın kendi B Planını uygulamaya koymasına çok kızmış durumda. Şunu demek istiyor kraliçe; Sen A Planımın oyuncususun, eğer bir B Planın varsa onu da bana danışmadan oynayamazsın. Oynarsan ipini çekerim. İpinin kalınlığı da kıl kadar!" Şu anda yaşananlar bir ara Taktik. Türkiye'nin boğazında bağlı olan ipi fark etmesini ve ipin kalınlığını ya da ne kadar ince olduğunu anlamasını istiyor MI6 ve patronu. Zaten Ankara'da Fırat Kalkanını bitirerek, anladığını göstermiş oldu. Sorun yok... 
    ***
    Sorun; ara gören verilen Almanya, Rusya ve onların yerli işbirlikçileri. Onlar da diyorlar ki Londra'ya isyan bayrağını açarak; "Madem görev verdin ve önümüzü açtı, sonuna kadar müsaade! İzin vermesen de gideriz!" İşte burada sorun var! 
    ***
    Eğer, Majeste gidişata dur derse ne ala! Sonuç olumlu! 
    Yok eğer demezse, daralan zaman içinde bize yeni bir 15 Temmuz daha yaşama fırsatı verme niyetinde olabilir zannediyorum. Belki de bu arada, ihtiyacımız olan da budur. Zira deyip duruyoruz ya; "Biz Türkler, anlayamadık o gecenin derin anlamını..." Dünya anladı da yine de işi, bir denk düşme şeklinde izah etmeye meyyal. İkinci bir 15 Temmuz her iki yanılsamayı da yıkacaktır. İşin tesadüf olmadığı ve hakikat olduğunu hem yapanlar, hem kendisine karşı yapılanlar ve hem de seyirciler anlamış olacak. Bu nedenle Sevgili Hakimbeyaz'ın alnından öpüyoruz. Ve Sevgili Zafer Beyimizi de tebrik ediyoruz. Diğer kardeşlerimizi temsilen... 
    Bu arada "Demokrasi Nöbetleri"ni başlatsak iyi olur düşüncemizi de araya sıkıştıralım. 
    Allahualem! 
    *** 
    Hazır buradayken... 
    Rusya'daki patlamalara gelince... O, Rusya'nın içinden kaynaklı. Arkasında Almanlarını olduğu bir grup, Putin'in aklını karıştırmak ve hazır ortalık karışıkken, Türk karşıtı bir Putin biçimlendirme niyetinde. Konuyu 2 Rusya üzerinden bikaç gün zarfında okuyacaksınız inşallah! 
    Bir başka fırsatçı da Barzani... Ancak çok kısa zamanda onun hurucu da Türkiye'nin lehine dönecek sanıyorum. Öteki Almaya ile iş tutmak yaramayacak Erbil'e. Belli onun iş tutacağı adres: Ankara...  Zira Londra'da böyle istiyor(du) bikaç zaman içinde tekrar isteyecek zannediyoruz. Zira Majeste, şu anda iyiyi kötüye, kötüyü iyiye dönüştürecek kadar duruma hakim! Bu gücünü, Hollanda gibi küçük devletlerde ve Barzani gibi minnacık klanları kolayca ve kısa sürelerde, pragmatist bir şekilde evirebilmesiyle ifşa etmiş durumda. Büyük oluşumlarda zorlanabilir sadece. Lakin sonunda, onları da yola getirdiği görülmekte.: Almanya, Amerika vs'de hatta bu hafta içinde Türkiye örneğinde olduğu gibi.

    Bu arada taptaze bir haber vereyim: İngilizler ve Suudlular masada... Neyi mi görüşüyor olabilirler: "Allahualem, Para Operasyonunu, Rusya üzerinden değil de İngiltere üzerinden yapsak nasıl olur?" konusunu... Tabii olur, neden olmasın?!
    ***
    Hülasa! Türkiye, en azından 2025'e kadar Londra ile yolculuğuna A Planında devam ederse (ki küçük bir taktik kazadan, Kalkan'ı bitirerek uyumlu olduğunu çok hızlı bir şekilde göstermiş oldu.) ve B Planını en iç cebinde saklayabilirse... Bu arada dijitalleşme ve bağlı olarak zenginleşme yolundaki yolculuğu onu 2025'ten itibaren B Planı yolculuğuna çıkartır ve 2053'te Z Planının dibine kadar götürür kanaatini taşımaktayım. 
    Bu arada acilen 2 Almanya, 2 Cermen, 2 İtalya ve 2 Avrupa Birliği konularını konuşamasam bile yazmalı ve "Sevgili Forum Ailesi"nin önüne koymalıyım. O zaman daha da kolaylaşmış olacak önümüzü görmek; inşallah!
    Allahualem! 
    Selamlarımla...
    Teşekkür edenler (2)ailhan ilbeyiilingi
  • ibrahimsarikayaibrahimsarikaya Gönderiler: 299
    Ahmet hocam zihninize sağlık.Çok doyurucu ve silkeleyici oldu tehlikeyi önceden farkedip önlem alabilme açısından.
    Öncelikle bizim b planı yapıcılarımız tüm bu halk bankası, nükleer ve arap sermayesi olaylarını hayata geçirirken majestenin bunların farkına varacağını ve önlem almaya çalışacağını göremedi mi? Yahut bilerek bu oyunları oynayarak arkadan farklı bir plan mı hayata koydu? majestenin şuan farkına varamadığı ama farkına vardığında çok geç olacağı? Ben fırat kalkanını da aynı plan içerisine koyarak olayı daha geniş görebilmemiz gerektiğini düşünüyorum.Zira bizim şuan ki yatırımımızın tamamı insan üzerine olduğunu ve bunun neticelerini fetö gibi 30 sene sonra alacağımızı düşünüyorum.Burada yazdığımda deşifre olacağını düşündüğüm bazı olaylara şahit oldum ve bunları sizden öğrendiğim önsezilerimle birleştirerek yazmamam gerektiğini düşünüyorum.
    @hakimbeyaz ağabey biz onları silkeleriz silkelemesine de tepeye bıraktığımız adamlar rehavete kapılıp arkamızdan koşmasınlar.Halid bin velid ler köşede onları izliyor.
    Teşekkür edenler (1)hakimbeyaz
  • ibrahimsarikayaibrahimsarikaya Gönderiler: 299
    15 temmuz ile fetöcüleri temizleyen hükümet tarihi henüz belli olmayan ikinci teşebbüs sonrası ulusalcı ergenekoncuları temizlese nasıl olur? Şöylede sorabiliriz. Bu tarz bir temizlik için hükümete ve halka düşen görevler nelerdir? Gerçekten  bir önceki darbede olduğu gibi bir temişzlik mi olmalı? Yoksa tamamı deşifre olana kadar bekleyip c.başkanı başbakan dahil sonrası bir operasyona mı kalkışılmalı? Her şey iyi hoşta canımı sıkan tek şey biz tüm bunları düşünür  plan program yaparken adamlar sadece izliyorlar.Bizi bize vurdurtuyorlar.Çok çalışmamız lazım çok. Selametle
  • ailhanailhan Gönderiler: 1
    Ahmet Abi bu halk bankası olayı nedeni ile abd bize ne yapabilir. aldığı ahmak yardımcı ceo onların olsun ÖNEMLİ PLAN DEVLETİMİZİN BEKASI DEĞİL Mİ?
  • ibrahimsarikayaibrahimsarikaya Gönderiler: 299
    Hocam bir soru aklımı kurcalıyor.Bize yapılan klasik ingiliz kumpasının aynısının kendilerine yapılacağını bilen derin ruslar neden  ve ne pahasına böyle bir oyunun içerisinde yer alıyorlar.Madem ruslar tehlike değil di madem türkler rusları durdurma amaçlı tampon gibi avrupa ile arasında durmuyordu derin rusyayı tehlike olmaktan nasıl bir anlaşma ile çıkarmış olabilirler?
  • ISO-CANISO-CAN Gönderiler: 298
    Keşke okumasaydım. Geçen haftalarda kurduğum tüm tozpembe hayallerim uçup gitti. Napalım bir kuru canımız var oda vatana helal olsun,,,,
    Teşekkür edenler (1)BiKarınca
  • keremkerem Gönderiler: 46
    Ahmet Abi diyelim hurmetsizlik etmeyelim.maksadinizi tam olarak anlamis degilim 1000 seneden beri islamin sancaktarligini yapan bu milletin torunlarini Kimi zaman yahudilerin mechul bilgileri hatirina onlara yaklasmaya tesvik ettiniz simdi kralice rolundeki seytanin vekili fuzulisine teslimi silah ediyorsunuz veya ettiriliyorsunuz Neyse,lakin hamiyetiniz niye Sunu demiyorki hernekadar hadisat aleyhimizede olsa itikadimizin temel direklerinden biriside hayrida serride yaratan Allahtir. Tetik cekilipte kursunun isabet ettigi kisinin olmesi fiilini yaratan Allahtir ,digeriniki sadece o fiili islemek su halde eger Allah istemez use tetige basmak faide vermez,ha imtihan sırrı ayri mesele.burdan bahisle herseyin dizgini Allahin elinde olduguna Gore bu yeis niye.Allah futuhati irade etmis hangi ittifak bunun karsisinda durabilirki,yeterki biz bu imani muhafaza edelim.bu milletin lokomotifinin buhar kazanin yakiti diyanettir unutulmaya ne canakkalede ... Nede 15 temmuzda bizi kurtaran sizin bahsettiginiz meskuk bilgiler degildi ,asil guc kalplerdeki iman.hasili kelam hamiyeti milliye konusunda samimi iseniz bilinki bu milletin gucunu maneviyattan almaktadir butun tarihimiz buna sahittir.bilgilerinizi sahihligi var ise muhatabi devlet ricalidir onlarla paylasiniz zira buna Gore harekatini bina etme vazifesi onlarin bizim bilmemizin pek faidesi olmaz hatta zayiflari umitsizlige dahi dusurebilir.madem iman etmisiz o halde biz cift hayatliyiz hicbir mucadelemiz yokki maglubiyet dahi olsa muzaffer olmayalim an sart o ki hak yolunda olalim.telefondan yazildigi icon arizalar olmus olabilir kusura bakilmasin sabaha beklmeye sabrim yetmedi.
  • keremkerem Gönderiler: 46
    Fotograf paylasmak isterim lakin beceremedim yardim
  • ÖmerÖmer Gönderiler: 159
    Savunma Bakanı Fikri Işık: "(Rusya ile) S-400 savunma sistemi ile ilgili çalışmalar nihai noktaya geldi."




Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .