DerinDunya Haber Açıldı! Sizleri de bekliyoruz : DerinDunya Haber
DerinDunya Sözlük açıldı! Sizlerin de katılımını bekliyoruz...

Mektup19: Anti-Reks Planı ııı Güney Kutbu

AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288
Nisan 3 düzenlendi Kategori DERİNDUNYA MEKTUPLARI

 Üç Sarışın Kadın ve Bir Sarı Adam

MAJESTE’nin ANTİ-REX PLANI ııı

Ahmet YOZGAT

Geçelim Efendim, alt dörtgene… Yani 3. Kutup ya da Güney Kuşağına… Batı- doğu yönündeki Sarışın Dörtgen işe, Akdeniz’i de  kapsayan Orta Kuşağın altında kalan  Sahra üstü Kuzey Afrika Arap-Berberi coğrafyası olarak haritaya dâhil olacak zannediyoruz. Yani bir süre önce BOP/Büyük Ortadoğu Projesinde adı geçen Afrika’nın, Akdeniz boyunca uzanan sahil diliminden söz ediyoruz: Moritanya’yı yedeğine alan Fas, Cezayir ve Tunus, Libya hattını takiben Mısır’a ulaşacak sanıyoruz. Güney Kutbunun haritası, Mısır üzerinden geçip Ortadoğu’nun güney arazisini kapsayacak şekilde genişleyecek olsa gerek. Bu tespit doğrultusunda Arap Yarımadası’nın tümü, Ürdün, Lübnan ve İsrail oyuna dâhil... Suriye ve Irak’ı batı-doğu istikametinde ikiye böldükten sonra; her iki ülkenin kuzeyini Orta Kuşağa terk edip güneyini, kendi bünyesine alarak devam edecek gibi.  Aynı şekilde İran'ı da bölerek, Türki karakteri haiz kuzey bölümünü Orta Kuşağa yamadıktan sonra ülkenin, Arap, Kürt ve Belucilerle meskûn güney bölgesini takiple  Hindistan'a ulaşacak. Suriye, Irak ve İran’ın ortasından geçen üst sınırın, aynı şekilde Pakistan’ı da Kuzey-Güney olarak ikiye böleceğini söyleye biliriz burada. Yani Pakistan’ın kuzeyini oluşturan aşiretlerle meskûn Veziristan’ın, Orta Kuşağa dâhil olacağı daha akla yatkın gelmekte. Güney Pakistan ise bu durumda,  Alt Kuşağın haritasına duhul edecek. Zira bu ülkenin doğal populasyonu kuzey bölümde, İndo -İrani bir karakter taşımaktayken; alt bölüm ise İndo-Urdi ya da İndo-Bengali bir meşrebe sahip. İşte, bölünmenin ana ekseni, bu genetik meşrep...  Bu meşrebin, doğu komşu Hindistan’la bütünleşmesini kolaylaştıracak bir unsur olarak kullanılacağını söylemeden geçmeyelim.

Bu bağlamda şunu da ekleyelim; Kuruluş zamanında,  “Kastik Uyuşukluk” nedeniyle istikbal planlarında rol almaktan geri duran Hint Devletini dürtsün diye Pakistan’ın Nükleerleşmesinin arkasında, İngiltere’nin olduğunu biliyoruz. Ve Yeni Plandaki bölünme neticesinde, elbette “Nükleer Sırlar”ın güney bölgenin müktesebatında kalacağına karar verecek olan da “Sırrın Derin Sahibi Majeste” olacak. Ve bilahare, yakın gelecekte görülme ihtimali yüksek bir ihtimal olarak, Güney Pakistan-Hindistan dostluğunun nişanesi olarak Yeni Delhi’nin birikimine katılacaktır da diyebiliriz.

Burada hemen soralım: Ya Türkiye… Yani nice zamandan beri yıkılma sürecine giren Pakistan derinliğinde var olan iki güç, bu hususun çekişmesi üzerinde hatta buna bir üçüncü gücü de dâhil edebiliriz. Çekişme nedenleri; Bir siyasi deprem durumunda, Pakistan’ın Nükleer Bilgileri, Türkiye’ye mi, Hindistan’a mı yoksa İran’a mı devredilsin? Lafı fazla uzatmamak için burada, İran’ı listeden çıkartarak söyleyebiliriz ki… Yukardaki sorunun cevabı anlamında; “Türkiye…” diyenler daha güçlü görünüyor. Ta 90’lı yıllardan beri konu, her iki ülkenin derin masalarında gündemdeydi… Ancak Nükleer uzmanların çoğunluğunun eğitimini Londra’da almış olması, işi güçleştirmekte zannediyoruz. Lakin henüz, köklü bir sonuca varılmış değil. Ya da “bugün-yarın” sürüncemesinde. Çünkü Pakistan Nükleerinin diğer tarafının yani Londra eğitimli uzmanların gönlü ise Majestik işaret nedeniyle Yeni Delhi’den yana eğimli diye biliriz. Fakat bununla birlikte, dediğimiz gibi Türkiye sevdalısı “Kardaş Grubu”nun da Ankara’da kararlı olduğu biliniyor. Buna bağlı olarak, Küçükçekmece uzmanlarıyla ilişki kurulmuş olmalı, özellikle 2002’den beri… Şimdilik, bu kadarını söyleyelim; Anti-Reks’te yer alma ihtimalinin yüksek oluşu bağlamında Ankara, “Pakistan Nükleerinin geleceği” hususunu, Londra ile görüşüyor mu bilemeyiz?! Konuşmuyorsa “Konuşsun artık!” diyelim. Çünkü 15 Temmuz, bu konuyu dahi etkilemiş ve Londra’nın düşüncesini değiştirmiş durumda olabilir hatta değiştirdi. 

***

Yorumlar

  • AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288

    Devam edelim efendim: Anti-Reks’in haritasının, Çin’i parçalarken Hindistan’ın bütünlüğünü koruması hatta Güney Pakistan ve eski Doğu Pakistan yani Bangladeş’i, “Hint Kıtası Birliği” içerisinde düşünüyor olma ihtimalini de göz ardı etmeden söyleye biliriz ki… Bu format, Majeste’nin eski sömürgelerini kayırmasından çok, söz konusu kuşağın kontrolüyle ilgili olacak kanaatindeyiz. Yani Londra, 20. Yüzyılın son çeyreğinde başlattığı Kıta Devletleri Projesini, Anti-Rex Planında kısmen korumak niyetinde olsa gerek. Bu itibarla Hindistan-İsrail sıkı fıkılığını da göz önüne alarak kuşağın bekçiliğini “Haruncu Çoban Krallar”a emanet etmek niyetini beyan etmiş oluyor bizim görüş açımızdan. Kim mi “Haruncu Çoban Krallar” dediğimiz Kadim geçmişle bağları bulunan gizli güç?

    Hindistan ve Eşkenaz İsrail sıkı fıkılığının Kadim şifresine dair bir iki ipucu verelim istiyoruz. Bu bağlamda, bir süreden beri ara verdiğimiz “Yahudi’nin Sırları” kayıtlarımıza bir ekleme yapacağız yakında. Ve böylece yeni bir kapı açmış olacağız geçmişin derinliklerine doğru. Ve konunun en derin sırlarından birini de deşifre etmiş olacağız Allah’ın izniyle… Nice zamandan beri aklımızdaydı; şimdi zamanı gelmiş durumda. Artık Kadim  tarihin unutulmuş kavimlerinden olan “Haruncu Çoban Krallar” ya da Orta Asyalı Hiksoslar konusunu, gündemimizin en derin bağlantısı yapacağız. Tabii ki geniş bir makalede… Fakat konuya dair işaret fişeğini buradan çakmak kısmet oldu. Kimdir Hiksoslar? Geniş anlatımdan önce, burada da bir küple söz edelim bu kavimden. Ve Hindistan-İsrail ilişkisine derin bir bakışın ilk nazarını atalım. Zaman, MÖ 2000 civarı…  Tarihin kaydettiği ilk Kavimler Göçü içinde bir kavim peyda oldu: Hiksoslar… Bu kavmin kökeni konusunda kafalar karışık... Hiksoslar, ortaya çıkmadan önce nerede yaşamaktaydılar, orijin olarak hangi damara bağlıydılar ve günümüzdeki toplumsal yapıdan kimleri etkilediler? Türk toplumunun kafasında bu soruların, hiç biri hakkında yeterli detay bulunmamakta... O halde kim bu Hiksoslar ya da Çoban Krallar… Dediğimiz gibi konu gündemimizde… Şu kadarını söyleyeyim: Güney Kuşağın Felsefesi işte bu: HİKSOS RUHU... Tıpkı Kuzey Kuşağın felsefesini, Slav Ruhunun; Orta Kuşağın Ruhunu –şimdilik- Türk Renginin oluşturmasının planlanmakta olduğu gibi…  Orta Kuşak cümlesinde niye “Türk Ruhu” demedik de “Türk Rengi” dedik? Yerimiz dar, bu sebeple mevzuyu daha sonra irdeleyeceğiz inşallah! Lakin şu kadarını söyleye biliriz ki… Türkiye açısından, üzerinde ehemmiyetle hatta tereddütle ve hatta hiddetle durulması gereken kısım işte, bu “bit yeniği…” Bu yenik,  planın başlangıç aşamasında, pragmatist davranacak olma ihtimalini yüksek gördüğümüz Ankara’nın, başını çok zonklatacak ileride. Bu noktada, Ankara’daki Derin Milli Devlet, ya çok detaylı bir “B Planı” taşıyacak iç cebinde; ya da güçlü bir ağrı kesici… Dileyelim, ağrı kesiciyi hiç aklına getirmesin! Zira böyle bir durum varsa o zaman, Ankara’da bir Derin Milli Devlet’in varlığından kuşku duyar; bir başka Derin Devlet’in 21. Yy. tuzağına düştüğümüzü, acıyla müşahede ederiz. Uyarı bizden!

    ***

    Teşekkür edenler (1)byserdar
  • AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288

    Yukarıda bir yerlerde kaldığımız noktadan başlayarak sürelim alt şeridin izini... Anti-Reks’in Hindistan’ı, deste başı yapıp yola, Çinhindi’nden devam eden seyahati, Endonezya ve Malezya’yı da arkasına taktıktan sonra Pasifik Adalarına kadar ilerleyecek sanıyoruz. Orada durmayıp ta  Avusturalya'ya kadar uzayan plan, Okyanusya topraklarını içine mi alır, dışında mı bırakır; orasını bilmek şimdilik mümkün değil. “Zaten; bu husus, o kadarı da önemli değil.” diyeceğiz ama konu yarım kalsın da istemiyoruz. Bu nedenle diyoruz ki yine de ekleyeyim kanaatimiz: Zannımızca; Sarışın Masanın Anti Rex Tasavvurunda, Okyanusya kıtasının statüsü, farklı bir yapıya bağlanabilir. Yani bu bağlamda, dünyanın tarafsızlık noktasında yeni İsviçre'sinin Avustralya olacağını söyleyebiliriz. Ve öyle zannediyoruz ki herhangi bir savaşta, ortaya çıkacak göçlerin oraya aktarılacağı ve o toprakların bir mülteciler coğrafyası halinde kendi statüsünü koruyacağını öngörmek mümkün.

    ***

    Teşekkür edenler (1)byserdar
  • AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288

    Dönelim tekrar başa ve yavan geçtiğimiz bir hususa ek yapalım: Görüldüğü gibi Güney Kuşağının operasyon alanı olarak karşımıza, İran çıkmakta… Dolayısıyla Amerika'nın üç görevinden biri de İran'ı parçalamak olarak belirlenmiş durumda. Yani Amerikan Jandarmalığı Kuzey Kuşakta Rusya; Orta kuşakta Çin ve Güney Kuşakta da İran Operasyonu ile kendini gösterecek. “Yukarıda sözünü ettiğimiz Pakistan ve Hint Kıtası Operasyonları da Alt Kuşağın eylem bölgelerinden bir başka alan... Lakin bu operasyonda, Londra’nın bizzat müdahalesini tahmin ve başrolün MI6’da olacağını zannediyoruz.” diye araya girerek İran’a geri dönelim:  İran Baharı’yla birlikte Pentagon ve CIA anlamında Amerika, son görevini de yerine getirmiş olarak “Afferin!”i kapacak herhalde.

    Trump ve avenesi, Rus, Çin ve İran Operasyonlarından, Amerika’nın eskisini fesih, yenisini test etmek üzere, içine dönecek ve “Ulusalcı Amerika” fabrikasında, iş başı yapacaktır diyebiliriz. Bu iş başının ilk işi olarak, Rex Deus’u çökertmek üzere, Para Savaşlarının nihai hamlesi sırada bekliyor.  Sıra geldiğinde de Trump, Amero’yu ikame için “Dolar Sistemi”ne son darbeyi indirerek, Bretten Wood’u ortadan kaldıracak denilebilir.  

    Diyorum ki burada, Bretten Wood konusuna dair iki çift laf edelim. Malum, iddia yaygın… 1948’de Kraliçe’nin tavsiyesi ile ortaya attığı Bretten Vood-Uluslararası Para Antlaşması ile birlikte, geçer parayı Dolar haline getiren Amerika, bu hususu “Para Lordları’nın bankası olan Federal Rezerv’e kısa adıyla FED’e verdi. FED’çi Lordlar’ın gelecek tasavvurunun bir parçası anlamına gelen, Neo-Hanedanlık anlayışının tezahürü olarak “Para Hanedanları”nın kuruluşunu ve en az “Soy Hanedanları” kadar dokunulmaz hatta Tanrısal olmasını sağlamak için devlet, 1973’te aldığı bir kararla bu antlaşmadan tek taraflı olarak çekilmişti.  Ve ondan sonra, bir nevi “Terörist Dolar” diyebileceğimiz yeni bir sahte değer dünyaya hâkim oldu hatta kalp para... Böylece bu Hâkimiyet, aynı zamanda Amerika'nın ve onun derinliklerine saklı olan “Para Lordları”nın “Para Hanedanları”na evrilmesini sağladı. 1313 yılında başlayan “Derin Savaş”ın ilk hali “Hanedanlara karşı Şövalyeler” şeklindeydi. Dört yüz yıl sonra “Hanedanlara karşı Lordlar” biçimini almış oldu. Ve Bretten-Wood’un altın vuruşu olarak 1973’te hayata geçirilen Fed Operasyonuyla birlikte “Hanedanlara karşı Hanedanlar” eşitlenmesiyle en üst katmana fırladı ve son şeklini almış oldu.   Ve bu eşitlenme, “Paranın Tanrıları”nın tartışmasız tiranlığı olarak yansıdı dünya siyasetine ve ekonomisine.

    İşte, görünen haliyle “Paranın Lordları” ile “Soylu Arşidükler”in savaşı o zaman başladı. Ve aynı Amerika’nın diğer yanı, kendi “Terörist ya da Serseri Dolar”ına karşı bir önlem olmak üzere, iki  yıl sonra yani 1975’te bir gizli karar daha aldı. Devin başkanının imzaladığı bu karara göre, 2025 yılı itibariyle “Kalp Dolar” Amerikan resmi parası olmaktan çıkartılacak ve Amero adında yeni bir para birimine geçilecekti. Tıpkı Euro gibi...  Zaten Avrupa Birliği'nin para birimi olan Euro'ya geçmenin altında yatan gerekçelerden biri de Doların teröristleştirilmesiydi.  

    Yasal Euro’dan sonra şimdi, Amero’da gün saymaya başlamış durumda. Bundan sekiz  yıl sonra Amerika, Dolar adındaki  sahte para birimi üzerinden Küreselci Lordlara  en ziyankâr darbeyi vurmaya hazırlanıyor. Belki de şu anda, Amero baskıda...   İşte, “Anti-Reks” ile “Reks Deus”çuların savaşında  en büyük ve ekonomik vuruşma alanı burası.  Soylu Hanedanların, Paranın Hanedanlarına, ölümcül darbesi de diyebiliriz buna.  İşte, bu nedenle Paranın Lordları, dünya piyasalarından hızlı bir şekilde altın toplamakta ve tüm birikimlerini gayrimenkule yatırmakta. Son yıllarda Türkiye'de gördüğümüz “Marka İnşaat Piyasası”nın patlamasının arkasında yatan en büyük nedenin de bu olduğunu söyleyelim. Hatta devam edelim: “Önümüzdeki yıllarda, Türk  İnşaat piyasası akıl almaz bir seviyede yükselecek ve Türkiye'nin beklediği yabancı sermayenin akışının en bereketli kaynaklarından biri olacaktır!” diye düşünüyoruz. Bu konuda Arap sermayesinin el yakıcı özelliğini de ekleyelim. Batı bankalarındaki paralarından umudunu kesen “Petro Dolar Türedileri” bir şeyden daha umutlarını kesmiş durumdalar: Taç ve tahtlarının istikbalinden. Bu nedenle kaçınılmaz olarak gün sayan, “Arap Kıyameti”yle burun buruna gelmeden önce biraz “Dünyalık” yapmak ve bunu, en güvenilir kasaya emanet etmek niyetindeler. O kasa, “Türklerin Kadife Kesesi…” Yatırım alanı da markalı gayrimenkul…  Bu düşünceyi, “Dünyaya meydan okuyan Türk Gücünden başka sığınılacak limanımız yok; bundan böyle, paramızla pulumuzla Türkiye’nin yanındayız. Yaşasın Erdogan!” sözleriyle saklayarak Ankara’nın kapısını çalmalarını, herkes biliyor da bilmezden geliyor. Zira “Şu anda hem Arap’ın yüzü, hem Arabistan’ın şekeri…” zamanı… Hatta diye biliriz ki “Arap’ın Parası” anasının ak sütü gibi helal Türkiye’ye. Çünkü o para, kuruşuna kadar “Ümmetin Parası” ve “Ümmetin Kasası” da Osmanlı’nın başkenti olan İstanbul… 

    ***

    Teşekkür edenler (1)byserdar
  • AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288

    Tekrar dönelim asıl konumuza… Temel itibariyle CIA ve Pentagon’a verilen Rusya ve Çin'in yumuşak karnının yırtılması ve bu operasyonlar esnasında, icap eden yan malzeme olarak İran ve Pakistan'ın parçalanması…  Ve ardından, “Dolar’ın Hâkimiyetinin sonlandırılması daha doğrusu “FED Tiranlığı”nın yıkılması ile birlikte, Amerika'nın ilk devre görev serisi  tamamlanmış olacak diye düşünüyoruz.  Akabinde bir süre içe dönüş ve Trump’ın kafasındaki “Yeni Amerika”nın inşasına şahit olacak dünya. Aslında Yeni Amerika, “Amerikan Milleti” ruhunun oluşturulması şeklinde bina edilecek denilebilir.  Yani uluslar skalasına bir de “Amerikan Milleti” dâhil edilecek… Aslında operasyon, 11 Eylül’le birlikte start almıştı, Trump’la birlikte devlet politikası haline getiriliyor diye biliriz.

    Soylu Sarışınların Anti-Reks Tasavvurunun hayata geçirilmesi esnasında, insanlığın şahit olması muhtemel savaşlarda ABD sahası, “Sarışınların Acil Operasyon Ordusu” olarak görev yapmak şeklinde belirlenecek. Ve tabii ki bu anlamda söz konusu görev, elbette Neo-NATO’nun sahasıyla örtüşecek. Uluslararası harekâtın, iki gücün beraberliğiyle yapılması mecburiyeti var. Bu arada, Almanya ve İngiltere’nin ortak bir savunma paktı planladıkları haberi de  Mart 2017’de ajanslara düşmüş oldu. Buna bir ad koyalım: Avro-Cermen Ordusu… Kime mi karşı? Muhtemel bir Avro-Latin Gücüne karşı... Anlaşılan o ki Sarışınlar, AB’nin geleceğini yeni Avro-Cermen Paktıyla garantilemek niyetinde. Ara zamanda dünyanın nizamını Penta-NATO ortalığıyla oturtacaklar. Bilahare ABD ise “Milli Pentagon”la koruyacak kendini.  Yani dünya, karakteristik olarak, 2025’te girileceğini düşündüğümüz  21.Yüzyılın, “Sükûnet ya da Şekerleme Dönemi” olarak 2025-75 aralığında Amerika'yı, dünyada operasyon yapar görmeyecek. Çünkü Sarışın Ekol, onun yerine İnter-NATO’yu oturtacak gibi görünüyor. ABD ise yüzyılların “Ön ve Son Katastrofik Berzahı”nda kendi işine dönecek ve acayip bir ada üzerinde,  kendi evciğini oynamaya gidecek. Peki, kimlerin adası olacak tasarlanan acayip adres? Elbette  “Dünya Sapkınları”nın… Ve o ada ekstrem kişiliklerin sığınacağı, sonsuz özgürlükler ülkesi olarak algılanacak. Ve galiba, oraya “Üçüncü Cinsin Damı” temin edilmeden girilemeyecek... İşte, böyle bir anlamda “Sükûnet Dönemi”nde Amerika, Satan’a ve Satanizm’e verdiği hizmetine devam edecek demekte hiçbir mahzur yok tabi.  

    Bu son tahmin ve öngörü, istikbaldeki resmi büyütmekle kalmamakta; aksine beşeriyete, arkalı-önlü bir işlevi de beraberinde yükleyecek gibi. Yani Anti-Rex Planı’yla birlikte “Baş Sarışın ve Ortağı” çok üst bir operasyonu da başarılı kılmak niyetiyle bir başka boyuta da el atma niyetindeler sanki. Yani görebileceğimiz, dünyayı “İnsanlar ve Lusifer” arasında da paylaştırmaya kalkışma niyet ve eylemi olarak hayata geçecek. Böylece yeni bir kategori anlamında; “Satan’ın Yurdu Amerika'ya karşı, dünyanın diğer bölgesi…  

    Satan’ın Yurdu Amerika'nın tarifi, fakir açısından; “Şeytan’ın Cenneti” olarak da isimlendirilebilir.  Bu isimle vasıflandırılmasında bir mazur olmayan Amerika’ya karşı,  insanların dünyası ya da “Beşeri Cehennem” ise Kuzey ve Güney Kutbu olarak belirlenmekte mevzubahis Sarışın Planda. Bu iki kuşaktan arta kalan  üçüncü bir coğrafya elbette olacaktır! O da Orta Kutup... Peki, “Burayı nasıl tarif etmek gerekecek?” sorusunun cevabı olarak elimizde sadece bir kavram kalmakta: Allah’ın Cenneti mi? Hayır Araf…Kafaları daha fazla karıştırmamak için ileriye bırakalım bu meseleyi de.

    *** 

    Teşekkür edenler (1)byserdar
  • AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288

    Ve devam edelim ana arter üzerinden… Asya, Kuzey Amerika, Avrupa hatta Okyanusya ve Afrika derken... Bu arada, unuttuğumuz bir kıta olarak, Latin Amerika’yı da hatırlayalım. Öyle zannediyoruz ki “Soylu Sarışınlar”ın hayali içerisinde, Latin’lerin Amerikası, dünyadan uzaklığı sebebiyle “İstikbalin Yeni Çin’i” şeklini alacak gibi. Bu benzetmenin kolay güzergâhından hareketle denilebilir ki… Yeni Çin’in sakinleri, kendi Kapitalist dünyaları ya da “Ekonomik Çöplük”leri içerisinde, dünyanın geri kalan kısmına ucuz malzeme üreten sanayi bölgeleri biçimini alacak kanaatindeyiz. Bir bakıma Yeni Latin Çin… Kendilerine biçilen, yeni görevlerinin hamaratları olan Hispanik toplumların etliye, sütlüye karışmayan modern köleler olarak  hayatlarına devam edeceklerini söylemek için müneccim olmaya gerek olduğunu sanmıyoruz. Bu bağlamda, eğer ilerleyen zamanlarda, kendilerine hala rastlamak  mümkün olursa, bizim gurbetçilerimizin de “ekmek parası aşkına” rotayı, Almanya yerine, Latin Amerika'ya doğru çevireceklerdir diyelim. Hülasa durum bu!

    ***

    Teşekkür edenler (1)byserdar
  • AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288

    Ve kesin olarak söylemekte bir sıkıntı görmediğimiz üzere;  “Sarışın Dörtlü,” ünlenmeye başlayan  planlarını, 2017 yılı başlangıcı ya da Trump’ın işbaşı yaptığı 20 Ocak’la birlikte devreye sokmuş durumdalar. Farkındasınız değil mi? Bu yılın, Ocak ve Şubat aylarında Türkiye, Rusya ve Ortadoğu'nun rutin hayatına ilave olarak Batı Avrupa’da olan bitenler, kafaları karıştırmaya başladı. Oysa tüm olan biteni söz konusu plan üzerinden okuma imkânı olursa hiç de kafa karıştıracak gibi bir durum olmadığı anlaşılacaktır. Zira bunlar ve bundan sonra yaşanacaklar, Sarışın Planın hayata geçirilmesinin ilk ameliyatları olarak, dünya siyasetinin birer parçası olacak. Bu esnada yaşanacak sıcak çatışmalar ise Rex Deus ve Anti-Reks’in bilek güreşi...

    Her ne kadar iki tarafın rekabetini bilek güreşi mesabesine indirmiş olsak da hakikat, bundan sonrası için sıcak karşılaşmaları, 3.Dünya Savaşı, Melhem-i Kübra, Armageddon ya da Son Kıyamet Savaşı diye isimlendire bileceğimiz bir rotada ilerlemekte. Güzergâhta nelerin ve nasıl olacağının kestirilmesi oldukça güç!  Yani bu sefer, durum başka... 1. ve 2. Dünya Savaşları birer paylaşım savaşıydı. Ancak sözünü ettiğimiz Son Savaş, bir paylaşım savaşı değil; aksine, paylaşmaktan hoşlanmayan, kıskanç bir grubun, dünyanın tamamını ele geçirme savaşı şeklinde kendisini gösterecek.  Üstelik bir sınırlı bir coğrafyayla yapışıp kalmayacak; insanlık, yaşanacakların bütün dünyayı etkisi altına aldığına şahit olacak sanıyoruz.  Çünkü bahis mevzu planların ölçeği, arzın tamamına şamil şekilde yansıyor gözümüze…

    Malum! Rex Deusçuların tasavvuru, dünyanın Kuzey-Güney çizgisindeki yani meridyenlerle aynı istikamette, siyasi dörtgenler oluşturmaktı; mevcudu parçalayarak... Gelinen aşamada; İkinci Plan Anti-Rex derken, Birinci Plan sahiplerinin, arzı dikine değiştirerek oluşturmayı tasarladıkları formatı, bir başka şekilde ve enine parçalayan bir başka plandan söz ediyoruz. Dolayısıyla Sarışın Soylular;  Rex Deus’un  değiştirilmiş dörtgenlerinin içinde yer alan ülkeleri, ikinci defa ve birbirinden ayrıştırmak gibi bir görevi ifa edecek olması nedeniyle dünyanın tüm taşlarını yerinden oynatacak... Tahmini olarak yaşanacaklar Londra'da, Paris'te, İstanbul'da mukim medeni insanı olduğu kadar; Uganda'daki, Kenya'daki yarı medeni olan ve Avustralya'daki Aborjinler gibi medeniyetle yakından, uzaktan ilişkisi olmayan insanları dahi etkileyecek. Öylesine bir dehşet döneminden söz ediyoruz, Rex Deus ve Anti-Reks’in Stratejik ve Dijital Savaşları dönemini anlatmaya çalışırken.  Hülasa; vahamet, beşeriyetin tamamıyla aynı boyutta dersek mesele anlaşılmış olacaktır zannediyoruz. Anlamakta zorlananlara, Yuhanna İncili’nin, Kehanetler bölümünü okumalarını tavsiye ederiz.  Zira her şey orada, şifrelenmiş olarak yazılı…  Dememiz o ki ya Yuhanna doğru söylediği için o kehanetler hayata geçecek ya da ona sonuna kadar inanmış olan bir grup çılgın dünyalının çabalarıyla ve sun’i olarak oluşturulacak çakma kehanetler şeklinde...  Malum; 11 Eylül İkiz Kuleler Operasyonu da Nostradamus’un bir kehanetiydi. Ve biz Nostra'yı yalancı çıkarmamak için uğraşan birilerinin olduğunu tahmin ediyorduk da biliyoruz artık… Hermesçi Minaret Gizem Örgütü misali…

    ***  

    Ve her zaman olduğu gibi: Biz anlatıyoruz da… Boş verin bizi! Çünkü işin hakikatini sadece Aliym Olan Allah biliyor!

    *** 

    Teşekkür edenler (2)ibrahimsarikaya sahinmatematik
  • hakimbeyazhakimbeyaz Gönderiler: 368
    Abi çok hızlı gitmiyormuyuz.? Bir nefes alsak.
    Teşekkür edenler (1)ibrahimsarikaya
  • ibrahimsarikayaibrahimsarikaya Gönderiler: 299
    Ahmet hocam herşey iyi hoşta bizim görevimiz nedir? Ne yapacağız ? Öylece izleyecek miyiz olan bitenleri? Allah bizi bunları izleyelim diye göndermedi öyle değil mi? Nasıl bir farkındalık oluşturmamız lazım bunca analiz sonrası.
    Dualarımız nasıl olmalı? Dualarımızda bu satanistlere yer verecek değiliz. Böylesine planların ve kehanetlerin oluştuğu/oluşturulduğu dünyada Allah'ın askerlerinin görevleri nelerdir?Tek derdimiz tüm bu pisliklerin içerisinde temiz kalmaya çalışmak değil dimi? 
    @hakimbeyaz nefes aralarımızda hu hu lara karışsın aminler.
    Teşekkür edenler (1)hakimbeyaz
  • GüneyKutbuGüneyKutbu Gönderiler: 296
    Aha yakaladım hiksoslar kökü orta asya'ya dayandığı söylenen Yahudi grup ya da hırsız her neyse. Hayırlısı olsun herşeyin.
  • nevresnevres Gönderiler: 436
    Konuyla alakasiz ama birde Pelasglar diye bir medeniyet var onlar hakkında da arastirma yaptım ama detayli bir bilgiye ulasamadim. Tarihte cok esrarlı medeniyet ve topluluklar var.Acaba ayrı bir başlık mı açsak bunun için?
  • AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288
    Sevgili Sarıkaya: ".... her şey iyi hoş da... Bizim görevimiz nedir? Ne yapacağız ? Öylece izleyecek miyiz olan bitenleri?" diyorsun ya... Öylece izlediğimizin gerçek anlamını ve henüz izlemediklerimizi hayatımıza nasıl etki edeceğini bilmiyoruz ki... diyorsun ya... 

    Bir makalede yazmıştık, mealen: Karşıdakiler çift hatta çok katmanlı düşünmekte ve kat kat hayatlar biçimlendirmekte. Ve kavimlerin, bina ettikleri çok kırıklı aynadaki başka başka görüntülere inanmasını istemekte... İnanan inanmakta. İnanmayanlar için kat, katman ve aynadaki kırık sayısı tekrar tekrar çoğaltılmakta. Taki herkes inansın diye...

    Onlara "Binbir surat" deyimi kendilerinin tarifidir aslında. Hatta bidayette İblis'in tarifi.

    Aklıma gelmişken, örnek olsun diye yazayım: Diyor ki Roma Sezarlarının en ünlüsü Jül; "Tüm kadınların kocası, bütün kocaların karısıyım!"

    İlk duyanlar için soruyorum: Ürperdiniz değil mi? Aklınız almadı, bunun nasıl bir şey olduğu şekillenemedi kafanızda. Çünkü bu tarif aslında Şeytan'ın tarifi. Ki onun için kadınlar da erkekler de ıslak rüya görür ve ihtilam olurlar. Her iki cinsiv rüyalarına giren de tektir ve o da çift eşeyli mahluktur: Mel'un! Ya güzel bir kadın ya da yakışıklı bir erkek olarak...

     Lafı şuraya getirmek istiyorum: Biz Turkuvazlar, ne Jül'ü anlarız, ne de Şeytan'ı... Ne kırık aynalara bakarız ne de Binbir surat'ın aslında  bir tek suret olduğuna, diğerlerinin benzeş siluetler olduğuna basar kafamız. Fotokopi makinalarını da biz icad etmedik. Bize kalsa mümkün değildi.

    ÇÜNKÜ biz, tek katmanlı bir kavmin mensubuyuz ve de dünyada nevi şahsına münhasır, bitek milletiz. Öyle ki beden ve ruh ayrımını bile kavradığımız söylenemez. Spritüalistik tarikatlar bize yabancıdır. Dışardan sokuşturmadır. Bu tür sokuşturmaların da diğer katlarına sirayet edemeden inandığımız için, "Anlatsana tarikatının özünü bana?" sorusunun cevabını verenimiz de yoktur. Aklıma geldi: Biliyorsunuz Sultan Galiyev'i değil mi? Bizim adam, samimi ve sonuna kadar inanmış bir enternasyonalist Komünist lakin inandığının tarifine bakar mısınız; "Milliyetçi ya da Milli Marksizm..." 

    Bunca laf kalabalığını şunun için yaptım güzel İbrahim'im: "Karşımızdakilerin hangi katmanıyla muhatabız? sorusunun karşılığını bulmak için evvela, bizimle görünenin bir sanal katman olduğunu anlayacak düşünce katmanlarına erişmemiz lazım. İşte, bir türlü bunu farkedemiyor ve her seferinde "Aldatıldık!" demenin hayal kırıklığını yaşaya yaşaya şu kadar imparatorluk, şu kadar devlet, bu kadar beylik kurduk. Lakin her seferinde aldatanlar dilimizi yaktı. Yine yakıyorlar, yine yakacaklar... 

    Haftalar sonra söyleyeceğimi şimdi söyleyeyim: İnsanlık bir sızıntı Dininin Müntesipleri aslında. En kötüsü ise bu dinin "En Samimi Müntesipleri/Bağlıları" ise biz Türkleriz. Ayıp değil; çünkü tek katmanlı bir genetiğe sahibiz. Bu durum safdilliğimiz ama salaklığımız sayılmamalı. Hatta Hakk nazarında yegane ruh zenginliğimiz desek daha doğru olur. Tabii ki bu manevi zenginliğin dinamiğiyle Müminleşmekteyiz; sadece İslam'ın Müminleri değil tarih boyunca girip çıktığımız her dinde bile. İkiyüzlülük ve Münafıklık milletimizn mesleği olmadı hiç bir zaman. Onun için her dini dolaşa dolaşa geld atalarımız Son Din'e. Gelmeyenler de kaldıkları dinde Türklüklerini kaybettiler, orada kalmanın gereği olarak. Lakin unutmayalım ki şu buyruk da bizim için; "Mümin, bir sokulduğu delikten, ikinci kez sokulmaz!" 
    Şu an... iki istikbal durmakta önümüzde... 

    YA: Bir değil belki bin kere sokulduğumuz delikten son bir kez daha sokulacağız: Sızıntı Dininin çakma "Mouminleri" olarak, maddi yönden çok zenginleşecek ve Fakirin sözünü ettiği 17. İmparatorluğun "göreceli/çakma" sahipleri olacağız. (Burada not: Korkmayın, gerçeği asla fark etmeyecek ve yaşadıklarımızın hakikat olduğuna samimiyetle inanacağız. Hakikati ta, ölümün bir tık öncesinde fark edecek ve geride kalanlara "şom haberi" verme şansımız olmayacak...)

    YA DA: Münafık katmanlarını fark edecek, "Sizin, binbir suratlı matruşkalarınızı darmadağın ederiz ulan!" deyip ayaklanacak ve sonu  belirsiz bir savaşa gireceğiz. O durumda: Yüce Allah, yardım edecek: Ve Vuruşa vuruşa madden ve manen  kazanacak, salt hakikate ereceğiz. Veya yine Yüce Allah, yardım edecek: özlediğimiz  imparatorluk medeniyetini  vuruşa vuruşa kuracak, şehit olarak manen kazanacağız. 

    En sonunda vereceğimiz haberin hulasası: İki yolun yolcusuyuz: İki yol da bizi dünyanın yeni Amerika'sı yapmaya aday... Önümüzdeki zamanlarda birinci yol bu dünyamızı çok zengin edecek. Ama devletimiz bir Sızıntı devleti, dinimiz bir Sızıntı dini olacak. Bugünlerde bu yolun taşları döşenmekte. Eğer diyorsanız ki (Bizim Turgay Alkan'ın dediği gib: "Abi, dünyanın yeni Amerikasının sahibi olalım da içimize kim sızarsa sızsın!" diyorsanız gözünüz aydın olsun! Aslında Turgay da haklı, bu devrin Amerikası da bir Sızıntı Devleti değil mi? Kesinlikle evet... 

    İkinci yola gelince... Fakir inanıyorum ki bu yol da aydınlık ve yeni devrin Amerikası da değil, onun çok ötesinde bir başka ve tür olmayan bir ADALET İMPARATORLUĞU... Fakat ikinci yolun taş döşeyeni de yok, namzet yolcuları da. Yüce Rahman'a ağır varmasın ama Fakir ve Fakirin kardeşleri... Artık bize de 17. İmparatorluğu, Kun Medeniyetini, ve İnsanlık 3.0 vs. şehadet sonrasında gideceğimiz ülkede kurmak düşecek inşallah! Bir kardeş endişe etmiş Fakir'in durumundan da demiş ki; "Abi, seni de kaybetmeyelim Aytunç abi gibi!"  Rahman razı olsun! Ee, gam değil! O kardeş arkamdan, "Uyarmıştım Ahmet abi'yi dinlemedi ve yazık etti kendine..." demez inşallah. Ama dese de haklı, tek başımıza kalsak da ikinci yola devam. Haydi Allah rast getire! 
    ***
    Devam ediyor Sevgili Sarıkaya: "Allah, bizi bunları izleyelim diye göndermedi öyle değil mi? Nasıl bir farkındalık oluşturmamız lazım bunca analiz sonrası." 
    Elbette İbrahimim! Yukarıda dendiği gibi önce kendimiz fark edelim. Sonra bakarız ki en az kendimiz kadar bir cirmle farkındalık oluşturmuşuz. Kartopu büyür ondan sonra. 
    Ve İbrahim: "Dualarımız nasıl olmalı?" diyor. "Dualarımızda bu satanistlere yer verecek değiliz."
    Diyor ya Sevgili @hakimbeyaz: "Nefes aralarımızda hu hu lara karışsın aminler." Tıpkı onun gibi...
     ***
    "Böylesine planların ve kehanetlerin oluştuğu/oluşturulduğu dünyada Allah'ın askerlerinin görevleri nelerdir?" diye soruyor İbrahim. Ve... "Tek derdimiz tüm bu pisliklerin içerisinde temiz kalmaya çalışmak değil değil mi?"  
    İki derdimizden birincisi hatta görevimiz; "Temiz kalmak!" İkinci sıradaki derdimizdir başklarına yardımcı olmak; görevimiz değil ama... Endişeye mahal yok! Temiz kalmak bulaşıcı bir sağlık devinimidir. Kesinlikle çevresine bulaşır. 
    Ya Vedud, Ya Vedud, Ya Vedud... 
    Her şeyin hakikatini ancak Yüce Allah biliyor. 
    *** 
    Bir not da Sevgili Nevres'in; "Konuyla alakasiz ama birde Pelasglar diye bir medeniyet var onlar hakkında da arastirma yaptım ama detayli bir bilgiye ulasamadim. Tarihte cok esrarlı medeniyet ve topluluklar var.Acaba ayrı bir başlık mı açsak bunun için?" notuna...
    Yakında "3.Yahudi HİKSOSLAR"la başlayacağız sözünü ettiğin kayıp kavimleri de anlatmaya. Belki Tarihturktv kanalımızda. Zaten TRT Türkiye'nin Sesi Radyosunda, Ocak ayından beri anlatmaktayız. Oradaki 2017 programımız Dünya Tarihi... 
    *** 

    Teşekkür edenler (1)ibrahimsarikaya
  • HakanKutalmisogluHakanKutalmisoglu Gönderiler: 20
    papanın ventoten planına göre anti rex bitti diyebilirmiyiz? hepsi bir yerde birleşiyorlarmı?
  • HakanKutalmisogluHakanKutalmisoglu Gönderiler: 20
    aynı zamanda rex deusta bitmiş gibi görünüyor. hocam yeni videolarınıza ihtiyacımız var ne zaman dönceksinizzzz
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .