DerinDunya Haber Açıldı! Sizleri de bekliyoruz : DerinDunya Haber
DerinDunya Sözlük açıldı! Sizlerin de katılımını bekliyoruz...

DERİNforum'da İLK ŞİİR...

AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288
Nisan 17 düzenlendi Kategori Diğer
Bu ayın başında bir karar almıştık: Forumu tavsatmayalım ve yeni bir hamle yapalım diye...
Bunun üzerine Mektup serimizi de başlatmıştık. Hem fakir, burada daha çok olayım hem de kardeşlerimle başka platformlarda neler konuştuk diye... Böylece şeffaf olma ve kaynaşmayı artıracaktık... Sonuç iyi oldu! Paylaşımlar arttı, yorumlar çoğaldı ve yeni yeni kardeşler, hamleye omuz verdi. O açıklamada demiştik ki... Forum, sadece siyasetin konuşulduğu bir kanal olmasın. Bu anlamda demiştik ki fakir, şiirlerimizi ve hikayelerimizi de yayınlama niyetindeyiz arada bir. Hatta denemeler de...  
Tabii ki aramızda şiir yazan, öyküleri olan kardeşlerimiz de olmalı. Böylece onları da cesaretlendirmiş olacaktık. Ve demiştik ki "Forumu, çeşitlendirerek; akşamları daha çok vakit geçirilecek bir siber-mekan haline getirmek lazım..."
O nedenle bu açıklamayı bir genel davet olarak kabul etmenizi ve şiir, hikaye, deneme vebu gibi çalışmalarınızı da bu sayfalarda görmek arzusundayız. Bu arada Facebook'da "Şiir LOBİSİ" adında bir sayfa da açmıştık. Gerekirse site de yapabiliriz diye... Duruma göre orasını da sırf şiir yayını yapan bir alan olarak yelpazeye katabiliriz. 
Bu minvalde ilk şiirimizi yayınlayalım dedik. Bakalım ikinci şiir kimden gelecek? 
***  

BU GECE SEVDA VAKTİ / Ahmet YOZGAT 
1/:
Bu gece bir başka açacak yıldız laleleri,
Yani sayın ki bu gece diyarı aşkta zaman-ı talan,
Yalan, uzak iblis diyarlarında köçek kıvırmasında,
Rol, eski bir Yeşilçam filminde yirmi dört kare yalanı,
Bakın, dolunay eşiğinde hazır, gümüş koşumlu atlar,
Bırakın artta kalanı; Deyin hele yüreğinizde ne var?
Havar… Havar... Can Havar…
Haydin huruca kalkın çocuklar!
***
Kuşanıp hırsınıza koygun karanlıkları,
Yağız kahramanlar gibi zifir sürünün kabaralı bileklikerinize.
Murassa kılıçlarınıza ilk kez gördüğünüz yariniz gibi sarılın,
Ve vurulun önünde kutlu menzillerin, zebercet hedefler misali,
Yıldız köşeli taylasanlarınız yekpare kara bu gece,
Hece hece zikre katılın yirmi dört ayar masif kavramlarla, adresiniz dönence...
Ve gümüş üzengilere Mühr-ü Süleymanlar gibi basıp,
Kasıp dizginleri ta Şah Abbas diyarı sarışın Hemadan’dan,
Bir yanınızda bereketli bir kervan sevk edin Horasan’a,
Diğer yanda kevkebler misali Mevlân ve habire dönen Konya...
Hünkâr ile bir olup aşk uçuşunda, kuşanın kutlu palaskaları,
Kırın beyninizi ihata eden ekvator emsali zünnarları, taşlara çalın "Karneyni" çelik kaskları
Yani o çatal dilli Zülfikarları sallayın ha sallayın özünüzdeki karanlıklara...
Kuşanıp gecenin orta yerinde hırsınıza koygun aydınlıkları,
Ve katılın maveraya yönelen lahuti akınlara...
***
Bu gece batıni ülkelerde sınırsız talan,
Bu gece bengi insan, kuantumun sırrına yakalanan...
Yani bir emsalsiz ganimet ki vallahi dinine kadar...
Havar… Havar... Can Havar…
Hadi yüreğinize davranın ve huruca kalkın çocuklar!
2/:
Bu gece bir başka fakir,
Bu gece aşkın ve ışkın vilayetinde hesapsız çapul vakti,
Sayın ki bu gece arınacak cihanı kaplayan sonsuz kir,
Sıratı geçmek için sıra sizdedir belki,
Havar… Havar... Can Havar…
Haydi, yıldızlarda eşinen nur sekili atlara binin çocuklar!
***
Vallahi bir başka bu koygun karanlık,
Bilin ki bir anlık illüzyondur kara bir pelerin misali arzı sarması,
Önünüzde hendesi katlamalarıyla sersebil sarışın yıldız yağması,
Dününüzse kronolojik ivmelerle senaya durmuş yalınkılıç bir süvari,
Yani, her yanınız hasadı som altın olan bereketli bin harman,
Aman deme zamanı değil ki bu an.
Mekân bir yağız ve acar kısrak misali gebe sizlere,
Öksüzlere kol kanat, yetimlere seddi siper olarak,
Tarihi bile aşınır, akmışsa yüzyıllar tembelce oturarak,
İnanın ki bu gece bir bambaşka canlar,
Havar… Havar... Can Havar…
Kuşanın haydi çocuklar kırk haramilik masalsı karanlıkları.
Işıklı yarınları ilikleyin bu günün siyah düğmelerine,
Davetlisiniz kutlu zaman ve mutlu mekânın son düğüne.
Bu gece nara nara lahuti zikir ve amansız çapul,
Var sayın fakir de yol haritanızı gönlünde taşıyan bir kul...
Artık çakılın şehsuvar terkilerine altın çiviler gibi sonuna kadar.
Havar… Havar... Can Havar…
Durmayın, haydi binin galaktik yağız atlara acar çocuklar!
3/:
Aslında bu gece de gecelerin lisanında iki hece,
Bir garip “ge” ve bir başka zavallı “ce”
Bence, bu gece zaman-ı kutlu isyan zalimandan ayrılır,
Ve kanı boş kanyonlara akıtmak karanlıkta, ziyan sayılır,
Havar… Havar... Can Havar…
Kuşanın belinize sevdalı silahları acar çocuklar!
***
Bu gece coğrafi bir nefes misali,
Doğu batı enleminde açarak kollarını aşk ve ışk güzelleri
Elleri lüle lüle yıldız devşirmede bu gecede sizler için,
Derler ki böyle demlerde ehli şiirin dua dua lebleri:
Ürkütmemeli zamanın eşiğini aşındıran süvarileri.
Sayın ki ne cehennemi nefesleri diyarı deşti kebir’in,
Ve ne de havadaki, Sibir diyarından arta kalan lanetli ayaz,
Belki patrona damağında avaz avaz isyan çığlığıdır bu gece.
Ya da uslanmaz yüreklerinize bir kutlu çağrı sayın ki.
Hece hece şaşkın iris coğrafyasını hayal edin yürek kitabınızda,
Kutlu atiyi okur gibi olmanın, Zaliman-ı Haccac hazzıyla,
Serkeş oğluyla ve uslana bilmez kızıyla...
Önünüze mantar misali dikilen herkesi ama herkesi,
Mutedil okyanus dalgaları gibi bir bir öpün alınlarından,
Yanaklarından tuzlu ter damlalarını alın usulca parmak ucuyla,
Tin ve zeytin gibi sürünün parlasın diye simsiyah saçlarınıza,
Ve al güller sokun iflah olmaz bolattan toynaklarınıza.
Sesi sarsın, yazgısına ılgıt ılgıt ağlayan kadim dağları,
Mazlum Kızılırmakları ve nazlı durgun Sakaryaları…
İçin geleneksel çömlekler içre, tan atan ufukları...
Ve gayya misali ateş kesen eksi kırk derecelik karanlıkları,
Delin artık delişmen rüyalarınızı burgaç edip,
Görünsün küflü dip ve delinsin paslı temel,
Ve bir kutlu el silsin şakağınızdan akan o gümrah ırmakları...
***
Bu gece sayın ki en hassı yaşanmada vurgunun
Ve buhranın ve bunun ve bunaltının dibe vurduğu andır...
Ve bir bereketli bir akındır ki bu musonik ırmaklar kadar.
Havar… Havar... Can Havar…
Haydi kuşanın gül atan silâhları acar çocuklar!
4/:
Bu gece çiğdem çiğdem açılmada sema,
Diyarı kenana özgür yıldızlar sağılmada kuyruklu kimi,
Kimi tek başına ve çelikten iradeli,
Yani inadına aşk Beyrut’ta ve Konya’da sınırsız sevda vakti,
Havar… Havar... Can Havar…
Geldi zaman, yüreklerinizi açın acar çocuklar!
***
Bidayette dedik ya, Horasan da belki Konya’da,
Kınalanıp gecenin som altın safranını dolunaylar altında,
Sarmaşın el verdiğince yüreklerinizin hür vilayetinde,
Halleşin yıldızlarla ayakucunda bu son gecenin nihayetinde,
Şen sevda türküleri ve şakrak nakaratlar sürün dudaklarınıza.
Kadınlarınıza, kızlarınıza… Paha biçilmez an verin.
Gerin ayazlı ufuklara serende yelken edip kalplerinizi.
Hudutsuz akınlarda vurulan yiğitlere can verin
Ay altında ağlayan bebeleri işaret parmağınızla emzirin...
***
Bu gece yalın kat bir rüya artığı,
Ve yirmi dört ayar sevdaların semah zamanı,
Ya da bu gece elleri al kınalı Leyla öykülerinde bir leyli zifaf...
Ve bu gece bir tuhaf nedense dünya...
Ya göründü, ya görünecek az sonra sarışın sabahın kızı,
Haydi, çözün karanlık renkli atları yaşamınıza bağlayan uğursuz yularları.
Ve lepiska telli ışıkları özgür bırakın ve dibine kadar boşaltın zindanları,
Yani bu gece yalnız ve suskun... yani tek sevda olsun...
Amma bu gece öyle bir yürek dolsun ki bu sevgili arza,
Bil cümle insü cannın hesapsız sayısı kadar.
Havar… Havar... Can Havar…
Haydi... Haydi... Haydi... Açın yüreklerinizi çocuklar!
Açın artık o kocaman yüreklerinizi açın ta ardına kadar,
Kâinatta son mazlum kalmayana kadar...
***
Teşekkür edenler (4)nevres seckince hakimbeyaz Sekar

Yorumlar

  • seckinceseckince Gönderiler: 359
    Bu kadar soğuk ne
    Bu ayaz ne
    ya bu esintiler
    sert, kuru, 
    bir ürperti içimdeki
    ya bu gözyaşlarım ne
    nerde babam
    hani annem
    dostlarım nerde
    nerde içimi ısıtan can ailem
    nerde gözümün içine bakan sevgilim...
    şiirler kağıtta
    ben ise yaşıyorum duyguları
    akıtıyorum selleri gözlerimden
    üzerime basıyor hicran
    yakıyor yüreğimi derin firak..
    yakıyor yüreğimi..
    Sevgiliden ayrı durmak..

    seckince
    Aralık,2014

    NOT: "seckince sevgi hattı"  başlığında 2 gün önce yayınlandı.
    Teşekkür edenler (2)AhmetYozgat Sekar

    "seckince-Speare-sevmekesas" Hattı

  • sirkainatisirkainati Gönderiler: 19
    Yüreğine düştü mü, ateşten kor!
    Yaşamak, ölmekten daha zor...
    Belli ki yar karar vermiş gelmemeye,
    Artık göz yaşıda yetmiyor acıyı dindirmeye.

    O andan sonra yanında olmak,
    olamamaktan daha zor.
    Sevilmek, sevmekten...
    Gülmek, ağlamaktan... 
    Ben içindeki beni tanımak,
    Karşımdaki seni tanımaktan daha zor.
    Teşekkür edenler (3)seckince AhmetYozgat Sekar
  • hakimbeyazhakimbeyaz Gönderiler: 369
    Bende sizlere yıllar yıllar önce REGAİP KANDİLİ gecesinde yazdığım bir şiirimi paylaşmak istiyorum.Aslında 5-6 kıta yazdığımı hatırlıyorum ancak 2 kıtası hafızamda kalmış.

    BU GECE.
    Haber ver dediler bu gece bana,
    Allahın habibi geliyor Can-a
    Önce tövbe, sonra şükür kalksana
    Bu kadar sorumsuz olmasana,

    Emrime verdiği bunca eşyanın
    Kara sevdalısıyım yalan dünyanın,
    Hizmetkarı olsam, ben masivanın
    Rahman'ın yoluna kul eyle yarab...




    Teşekkür edenler (3)nevres seckince AhmetYozgat
  • seckinceseckince Gönderiler: 359
    Bir karanlık zından gibi..
    Yaşadığım macera değil; yaşamım..
    Bir kırgın ruhun inkisarı taşıdığım..
    Adeta bir can pazarı...
    Reflekslerim can havliyle..
    İçimi ferahlatan mavi coşkulara iştiyakla koşarım..
    Ne zaman kabaran bir umutla coşsa benliğim..
    Astılar hep sevinçlerimi yargısızca..
    Lügatsiz bir ormanda asıldı sunduğum sevgiler;
    başları kopartılan;
    Sunduğum atide sarılan sevgililer..
    Benim payıma ise 
    hep kavga düştü; hep kavga!!
    hep mücadele..


    seckince
    09.08.2016

    "seckince-Speare-sevmekesas" Hattı

  • GüneyKutbuGüneyKutbu Gönderiler: 296
    Bir sonbahar gecesi
    Gelir insanın hevesi
    Esrada yürümesi
    İnsana hoş gelir sesi...
  • AhmetYozgatAhmetYozgat Gönderiler: 288

    DESİTANI HUŞ KAL’ASI / Ahmet YOZGAT

    I/:

    Mataram silme gözyaşı ya Shıkh Yahkya,

    Gözyaşım ana, baba ve yar üstüne öksüz bozlak kokulu.

    Zabitanın kimi gümüş sıvatlı, koşuda karayağız atlı,

    Kimisi hecin kamburunda uzak ufukları gözlemede,

    Memede bıraktığı bebesini özlemede kimi..,

    Eratın cümlesi ise dil bilmez ve yabancısı iklimin,

    Kimin Suvazlı, kimin Ayıntablı, kimin ise Engürü diyarından,

     Anasından, yavuklusundan; Gaham, garabet ve hışımından,

    Ayrı düşmenin can takıltısında nisanda leylek misali…

    Yani cümlesi kuru tayin gevelemiş son öğününde,

    Yani aç ve yani yaya Shıkh Yahkya...

    Amma bu yolculuk nereye? Nereye bu güzergah?

    Bundan da bihaber karayağız uşaklar.

    Kuşaklar sırma püskül Trabulus bellerde...

    Mavzerler elde, Made in German...

    Aman ki aman Shıkh Yahkya vay aman!...

    ***

    Yemen diye yaman bir diyardaymışım sabaha karşı,

    Sislere gelin tülü gibi sarınmışım, bulutları hışırdatarak.

    Anam “Hayırdır inşallah!” diye fısıldamada uyku ucuyla,

    “Gündüz gözüyle...” bakmalıyız nineme sorarsanız.

    Benimse üstümde sarı çiğdeme kesmiş bir gökyüzü,

    Altımda korlu çölden ve gözyaşından bir deniz...

    Kumlara garkoluben rüya ile gerçek ortasındaki enlem,

    Doldurmuşum zamanın yetim bir fayında kalaylı ve bakırdan matarama,

    Silme ve mutedil gözyaşımı çaresiz.

    Sessiz ve usul usul doldurdum anamın yardımıyla.

    Kumdan deryaların keskin göz kıvrımında,

    Harlı ve kararlı durdum, bütün avunmuşluğumla.

    Bidayette babamla tanışmışlığını anlattı çölün çakır dikenleri,

    İzleri kapanmamıştı henüz geçen savaştan artan,

    Dedem Seyit onbaşının sarı sırça kırıntılarda nokta nokta.

    Anam “Hayırdır inşallah!” diye fısıldamada,

    “Gündüz gözüyle...” her şey nineme sorarasanız.

    Yani Shık Yahya Yemen diye bir yaman diyardaymışız,

    Kurban ayında köpüklü güllere karışmışız...

    ***

    Kurtlar gibi acıkmış bir akşam üstüydü zaman,

    O an annemin kirpiklerinin gölgesi düştü sarışın kuma,

    Ve ağladı ılgıt ılgıt.

    Ben ağladım uğrun uğrun.

    Açık seçik sarışın kumlar ağladı.

    Durun o hudutta ve sakın demeyin deloy loy ağalar...

    Oturup çölün bağrına kocaman kalçalı bir bedevi kadın misali,

    Kader bu... O muazzam Huş kalesi de bakarsın ağlar.

    ***

     

    Teşekkür edenler (3)GüneyKutbu seckince Sekar
  • GüneyKutbuGüneyKutbu Gönderiler: 296
    Bu dörtlük benden sevgili Ahmet ağabeyimize gelsin..

    Burası Anadolu
    Altı şehit, üstü yiğit dolu
    Ne yana giderse gitsin
    Daima Hak'tır yolu...
    Teşekkür edenler (1)Sekar
  • SekarSekar Gönderiler: 19
    Gece veda etmekte yine, dalgalar vururken sabahı sahile
    Kaptan yorgun , kanlanmış gözlerinde gam
    Dudağının kenarına hapsolmuş cigarası rüzgara dem vermekte

    Kim bilir gözlerinde hangi sevda tütmekte
    Yükünü gönlüne sarmış , belkide yasta!
    Senelerin yorgunluğu vurgun olmuş sol yanına.
    Yarıp omurgası atlası, sabırla ilerlemekte

    Şımarıp oynaşırken bordası dalgalarla, verir sireni alaca karanlığa
    karışır sesler , yiter umutlar
    arsız martılar lafa karışıp ana bacı karşılık verir

    Kavuşurken gece sabaha,
    dümen suyunda bir fincan kahve tüter
    Köşk aydın!
    Gözler kanlı ,gözler düşünceli

    Kim bilir o gözlerde hangi sevda ölmekte. ..

    11.10 .2014 Yedikule'den kaptana!
    M.GONCA
    Teşekkür edenler (1)AhmetYozgat
  • AzerAzer Gönderiler: 548
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .