DerinDunya Haber Açıldı! Sizleri de bekliyoruz : DerinDunya Haber
DerinDunya Sözlük açıldı! Sizlerin de katılımını bekliyoruz...

DD. YAZARLIK AKADEMİYASI Projesi: Duyuru...

SerdarTopuz_SerdarTopuz_ Gönderiler: 451
Mayıs 5 düzenlendi Kategori Diğer

DerinDunya Yazarlarıyla fazla derin Olmayan… 

SOHBET TADINDA BİR DERTLEŞME

 

Derin Dünya videoları ile tanıdığımız Ahmet YOZGAT ağabeyimizin bir koldan da “Yazar Akademiyası”  projesi olan forum.derindunya.com 'da her geçen gün kendisini, bilgisini ve yeteneğini yenileyerek büyüyen kitlemizle uzun zamandır yazarlık pratiği yapmaktayız. Bir çırpıda belli olmasa da forumun zaman çizelgesindeki yazı ve yorumlar takip edildiğinde grafiğin habire yükseldiği görülmekte. Bu grafik okuyuculuktan yazarlığa doğru bir yükselişin resmi olsa gerek. Bu anlamda serüvene katılan herkesi kutluyoruz...

Bilindiği üzere forum.derindunya en baştan beri kapılarını sonuna kadar her fikre açmış, herhangi bir perspektif sınırı getirmemişti. Bunun yanında, yazar adaylarımızdan küçücük bir istekte bulunulmuştu: Fikirler "edebi" ve "edepli" olmalı, imla ve noktalama kurallarına uyulmalı...

Çalışmalarımız neticesinde meyveler olgunlaştı/olgunlaşıyor… Ve forumdaki kardeşlerimizin yazıları, gün geçtikçe yazılı basında yer almaya başladı. Zira forum, bir yandan Yazar Akademiyası işlevinin gereği olarak, çiçeklerini açıp meyvelerini verirken, projenin bir sonraki basamağı ve forum’un bir sonraki şubesini de zorunlu kıldı. Forum ailesinin bir arzusu olarak, biz açtık konuyu. Ailenin bireyleri, kendi aramızda; “Daha başka ne/neler yapa biliriz?” sorusunu tartışmaya başladık. Dergi dendi, Dijital dergi dendi… Profesyonel anlamda ve daha geniş kitlelere hitap edecek, makale köşeleri, yazar listesi olacak bir “Haber Portalı” üzerinde de duruldu. Ve ilk adım olarak, Haber Portalı öne çıktı. Yine derin dünya kardeşliğinin işbirliği ile girişim tamamlandı ve derindunyahaber.com sitesi açıldı. Evvela milletimize ve grubumuza hayırlı olsun! Yüce Allah, yanlış düşündürtmesin; yanlış yazdırtmasın!

 Bu gelişmeyle birlikte, forum yazarlarının yazarlık serüveni farklı bir boyuta taşınmış durumda. Birkaç gündür de seçilen yazar kardeşlerimizin yazıları haber sitemizden paylaşılmakta.

Lakin…

Sevgili okurlarımızdan, imla ve noktalama hususunda gerekli gayreti göstermediğimiz yönünde kritikler almış bulunmaktayız. Bu anlamda, makaleci ve haber yazıcılarımızın bazı kurallara uyması; hem forum.derindunya ile derindunyahaber'in hem de yazarlarımızın kalitesini göstermesi açısından önem arz etmekte. Zira okuyucunun henüz içeriği okumadan yazıdaki şekil düzensizliğine bakarak ön yargıya kapılması muhtemel.

Bundan dolayı yazılarımızda şu konulara dikkat edilmesini hatırlatmakta fayda görüyoruz.

* Her şeyden önce; fikirlerimizi "Edebi" ve "Edepli" bir şekilde yazıya dökmek bidayetten beri şiarımız… Malum!

* Edebi yazıdan kastımız; fikirlerimizi estetik bir yapı içinde yazmaya gayret etmek olarak anlaşılmalı. Bildiğimiz kompozisyon kurallarına uygunluk, noktasında bir zorluk çekilmeyeceği kanaatindeyiz. Zira bu bir lise konusudur. O yıllarda dikkate alınmamış olsa da “Yazma Hakikati”nde kompozisyon, manzara resmi çizmek gibi bir anlam ifade eder. Yani her şey yerli yerinde ve eksiksiz. Estetiği şekil olduğu kadar hem de anlam açısından yakalamaya çalışmak, daha çok okuyucuya ulaşmakta oldukça önemlidir.

* Edepli yazıdan kastımız ise hakaret ve küfür gibi çirkin kelimeleri yazılarımızdan uzak tutmaktır. En çok kritik aldığımız konu olan noktalama işaretlerinin doğru kullanımına gayret göstermeliyiz. Bunun için 10-15 dakika noktalama işaretlerinin doğru kullanımı hususunda bir çalışma yapmamız yeterli olacaktır.

* İmla kurallarını hatalı yapmak hususuna gelince… Malum… Kullanılan PC programı dahi yazım hatalarını otomatik olarak düzeltmekte. Ham yazının ardından bırakın “Redeaksiyon” yapılmasını, “Tashih” hatalarının bile düzeltilmediği yazılar, okuma tadı vermez. Ayrı yazılması gereken kelimeleri bitişik; birleşik kelimelerin ayrı yazıldığı, harflerin eksikliği veya harf fazlalığı bariz örnekler ancak ondan önce cümlenin, büyük harfle başlayıp noktayla bitirme temel kuralının çiğnenmesi, yazar ciddiyetsizliği olarak algılana bilmekte.  Bu arada yazılmış kelimeler de göze çarpmakta. Nasıl yazıldığından emin olunmayan kelimeler için internetten yardım alınabilmekte.

* Yazıda paragraf hem fikir pasajlarını anlamada ve okuma iştahını artırmada çok önemli bir unsur. Tek paragraf halinde acele ve plansız bir yapıyla yazılmış yazının okuyucuya itici geldiği bir vaka. Yukarıda da değinildiği üzere, yazıların; tıpkı bir okul kompozisyonu gibi giriş, gelişme ve sonuç bölümlerini içerecek şekilde en az üç paragraf olarak düzenlenmesi tercih edilir. Her paragrafın arasına boşluk bırakmak okuyucunun gözlerine hitap edecek bir grafik oluşturması açısından mühimdir.

* "Yazının dinlendirilmesi" denilen bir kavram vardır. Yani makaleyi yazdıktan sonra hemen paylaşmamalı bizce. Belli bir süre bir köşede durmasında yarar var. Birkaç saat ya da gün sonra yeniden okumak lazım... Bu arada gereksiz yazılmış yerleri atabilir; gözden kaçan imla ve noktalama işaretleri düzenlenebilir. Yazar, yazısını dinlendirdikten sonra okuduğunda zaten şunu diyecektir; "İyi ki hemen göndermemişim…"

* Sevgili kardeşlerim! Edebi kurallar, değerli fikirlerinizin daha fazla okuyucu ile buluşturulması için olmazsa olmaz bir yöntemler dizisi sayılır. Biliyoruz ki yazmak, okumaktan çok daha zor bir eylemdir denilebilir. Yazarlar, aynı zamanda birer okuyucudur. Bu anlamda, biz yazarlar da bir okuyucu olarak, içeriğe girmeden önce yazının estetiğine bakmaz mıyız? Çok önemli olan hatta ufuk açıcı bir yazı estetik bulunmadığı için erbabı tarafından atlanmış ve okunmamıştır. Bu arada;  sıradan bir yazının da sırf estetik bulunduğu için kendisini okuttuğu da olmuştur. İdeal olan her ikisi de olmalı. Yani dört başı mamur!

* Ve azami analiz! Bilindiği gibi forumun bu konudaki tekniği, “Çok Katmanlı Düşünce” sistematiği şeklinde örneklenmekteydi.  Yani bir mesele, sığdan derine doğru çeşitli katmanlarda başka anlamlar ifade eder ve buna bağlı olarak farklı şekillerde analizasyona tabi tutulur. Hareket sığdan derine doğru indikçe, çeşitlenir, giriftleşir ve dünyanın ve devletlerin çok katmanlı halinin ortaya koyduğu şaşırtmacaları atlayarak hakikate yaklaşır. İyi yazarın analizi en derindekidir. En derine inen, tüm katmanları atladığı için her analizden haberdardır ve beynini en dipteki mutmain etmiştir denilebilir. Yani iyi yazar, yaptığı analizle beynini sükunete erdirendir. Kişi, yaptığı analize kendini inandıramamışsa, ona kimse inanamaz! 

***

      Diliyoruz ki… Hem yazarlık kariyeriniz ve hem de forum.derindunya ve derindunyahaber sitemizin kalitesi açısından, konuya bu zaviyeden yaklaşmanın ve makalelerde azami gayretin göstermesinin önemini kim yadsıya bilir ki? Hiç kimse tabi…

Başarılarınız daim olsun!

 

DD MEDYA YAYIN KURULU
Adına
Serdar TOPUZ
koordinatör
Teşekkür edenler (3)Sekar AhmetYozgat HakanKutalmisoglu

Yorumlar

  • SerdarTopuz_SerdarTopuz_ Gönderiler: 451
    Mayıs 4 düzenlendi
    NOT: KARDEŞLERİMİZİN YAZILARINA YORUMLAR GELMEYE BAŞLAMIŞTIR. DERİNDÜNYA TAKİPÇİLERİ OLARAK SİZLERDE HABER-YORUM SİTEMİZ http://www.derindunyahaber.com a HABER BAŞLIKLARINIZ VE YORUMLARINIZLA KATKIDA BULUNABİLİRSİNİZ...
    Teşekkür edenler (1)HakanKutalmisoglu
  • SerdarTopuz_SerdarTopuz_ Gönderiler: 451
    KARDEŞLERİM
    DERİNDÜNYA HABER SİTEMİZİN FACEBOOK VE TWİTTER SAYFALARI AKTİF HALE GEÇMİŞTİR.
    DESTEKLERİNİZ İÇİN ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİZ...
    https://www.facebook.com/ddhaber/
    https://twitter.com/DerinDunyaHaber
    Teşekkür edenler (1)HakanKutalmisoglu
  • SerdarTopuz_SerdarTopuz_ Gönderiler: 451
    Kardeşler Derin Dünya Haber sitemizin, köşe yazarları( http://www.derindunyahaber.com/category/yazar/ )
    sayısını genişletiyoruz. Forum'a sonradan veya yeni katılan kardeşlerimizden, köşe yazarlığı için yeni eklemeler yapacağız. Hitap ettiğimiz kitle genişledikçe, ailemize her gün yeni kardeşler gelmekte ve bu kardeşler arasında çeşitli konularda makaleleri, kaleme alanlar olmakta. Makalelerin tamamı elbette tarafımızdan değerlendirilmekte. Köşe yazarlığı hususunda değerlendirmeler her vakit devam edecek ve yeni yazar eklemelerimiz her daim sürecektir. Konuyla alakalı mektup en kısa zamanda Ahmet Yozgat ağabey tarafından kardeşlerimize duyurulacaktır... (Makalelere hız kesmeden devam) Selam ve dua ile...

    Teşekkür edenler (1)HakanKutalmisoglu
  • SerdarTopuz_SerdarTopuz_ Gönderiler: 451
    Kardeşler Derin Dünya Haber sitemizin, köşe yazarları( http://www.derindunyahaber.com/category/yazar/ )
    sayısını genişletiyoruz. Forum'a sonradan veya yeni katılan kardeşlerimizden, köşe yazarlığı için yeni eklemeler yapacağız. Hitap ettiğimiz kitle genişledikçe, ailemize her gün yeni kardeşler gelmekte ve bu kardeşler arasında çeşitli konularda makaleleri, kaleme alanlar olmakta. Makalelerin tamamı elbette tarafımızdan değerlendirilmekte. Köşe yazarlığı hususunda değerlendirmeler her vakit devam edecek ve yeni yazar eklemelerimiz her daim sürecektir. Konuyla alakalı mektup en kısa zamanda Ahmet Yozgat ağabey tarafından kardeşlerimize duyurulacaktır... (Makalelere hız kesmeden devam) Selam ve dua ile...

  • SerdarTopuz_SerdarTopuz_ Gönderiler: 451
    Mayıs 22 düzenlendi
    Sevgili DerinDünya ailesi, DD Yazarlık Akademiyası olarak bir süredir yazarlığın ince hususlarına değinmekteyiz ve bu konuda yazarlarımıza olması gerektiği gibi yazmanın nasıl olabileceğini aktarmaktayız... Başlangıçta kural veya şart olarak koyduğumuz edepli davranış biçiminde hiç sorunumuz yok Allah'a şükür. Lakin yazıların edebi olması ve imla kurallarına uygun olması bakımından bazı sıkıntılar çekmekteyiz. Bugüne kadar tespit edegeldiğimiz bir büyük sıkıntımız ise; YAZILARIMIZI ''MAKALE DİLİ'' ile değil, adeta ''RAPOR DİLİ'' ile yazmaktayız... Bu durum gün geçtikçe alışabileceğimiz ve yazdıkça geliştirebileceğimiz bir durum. Bu durum için ÖRNEK BİR YAZI'yı önce rapor diliyle, sonra makale diliyle alt satırlarda okuyacaksınız. Sizlerden arzumuz bu iki tür yazılmış olan yazıyı dikkatlice incelemeniz ve arada bariz şekilde görülen farkın EDEBİ YÖNÜYLE, AKICILIĞIYLA, İMLA KURALLARIYLA farkına erişmeniz... 

    İlk örnek: RAPOR DİLİ

    TÜRK MİLLETİ TARİHE YÖN VEREN İMPATARORLUKLAR KURDU

          Tarihini unutan imparator çocuğu da olsa sefalete düşmeye mahkûmdur.

           Türk Milleti kahramanlık ve teşkilatçılık özellikleriyle tarihte birçok imparatorluklar ve insanlığa hizmeti esas alan bir anlayışla medeniyetler kurmuş çağ açmış, çağ kapatmış demiri, atı birçok medeniyet unsurlarını insanlığa kazandırmış ve en önemlisi de İslamiyet’in Hindistan'a ve Avrupa içlerine kadar yayılmasına hizmet etmiş yüce bir millettir. Halka hizmeti esas alan ve insanları rengine, biçimine, dinine ve mezhebine göre ayırmadan kucaklayan Türkler ve onların hâkim olduğu coğrafyalarda her dinden ve ırktan insanlar barış ve huzur içerisinde yaşıyorlar, din ve vicdan hürriyetinden yararlanıyorlardı. En güçlü olduğu dönemlerde bile başka milletlerden, başka dinlerden insanlara zulüm etmediğini hoş görü ve adaletle davrandığını pek çok tarihi gerçekler göstermektedir. Anadolu’da ve Balkanlar’da şuanda Hıristiyan ve Yahudilerin bulunması bunun en açık delilidir. Bu başarıyı gerçekleştirebilmesinin en önemeli sebebi Türk Milletindeki cihan hâkimiyeti düşüncesidir. Bu düşünce İslamiyet’le birlikte Allahın adını yüceltmek ve İslamı tüm dünyaya yayma gayesine dönmüştür. Türklerde ki cihan hâkimiyeti düşüncesi o kadar köklü ve eski ki en eski destanlarında yazıtlarında bile ifade edilmiştir. Örneğin Türk fetihlerini destansı bir şekilde anlatan Oğuz name’ye göre ilk cihan hâkimiyeti Oğuz Kağan tarafından kurulmuştur. Babası ile taht mücadelesine girişerek saltanata geçen Oğuz Kağan'ın ilk işi de bütün kavimlere elçiler göndererek "Ben artık bütün dünyanın Kağanıyım" demek olur. İstemi Han: Atalarımızdan işittik; Roma elçileri geldiği zaman bu bizim için artık yeryüzünü fethedeceğimiz e delalet eder. Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisin arasında kişioğlu (insanoğlu) yaratılmış ve kişioğlunun başına babam, amcam Bumin ve İstemi kağanlar Tanrı tarafından oturtulmuştur". Bu ifadeden de anlaşılacağı gibi, Türk kağanı ilâhî bir menşeden yani Tanrıdan devlet kurma ve yönetme yetkisini (kut) almaktadır. Kut sahibi kağan, dünyayı yönetme gibi ağır bir mesuliyeti üslenirken, insanoğlunun huzur ve refahını ön plânda tutmak zorundadır. Bu gelenek Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları zamanında da devam etmiştir. Padişahlar için “Cihan padişahı” denmiş, “Allah’ın gölgesi”, “Allah’ın vekili” gibi unvanlar verilmiştir.

    Alparslan : “Biz temiz Müslümanlarız, sapıklık nedir bilmeyiz. Bunun için Allah halis Türkleri aziz kıldı” derken üstün ve seçkin bir miller olduğunu ifade etmiştir.

    Türk geleneğine göre Halife, Sultan Tuğrul Bey’e kılıç kuşatırken ona : “Doğunun ve batının padişahı, dinin direği “demiş kılıcı beline takmıştır. Kanuni Sultan Süleyman, devlet adamlarına gönderdiği mektuplarda : “Hak Teâlâ’nın taç giydiren sultanlar sultanı Sultan Süleyman Han…” diye başlamıştır. Fatih Sultan Mehmet de : “Yeryüzü tek millet, İstanbul da merkez olmalıdır” demiştir.

    Bütün bunlar gösteriyor ki, Türk cihan hâkimiyeti ideali, Türklerle beraber doğmuş, Türkler Müslüman olduktan sonra da bütün canlılığı ile yaşamış, İslam dininin cihad emri ile daha da kuvvet kazanarak devam etmiştir. Büyük gayeler insanları da milletleri de yüceltir. Yani demek istediğim o ki Türk Milleti tabiri caizse süper ligde top koşturmuştur. Böyle bir milletin amatör lige razı olması nasıl düşünülebilir. Temsilde hata olmasın. Bir futbolcuyu düşünelim. Bu futbolcu zaman içerisinde sakatlandığından veya yaşlandığından dolayı eski başarısını kaybetse tutup onu amatör kümede oynatmaya kalsak sen buna razı ol desek ne kadar razı olur ne kadar mutlu olabilir. Tabi ki olamaz. Doğru olan o futbolcunun eski başarısını yakalaması için çabalamak ve futbol hayatınca süper ligde top koşturmasını sağlamak. Tarihte kurmuş olduğu büyük imparatorluklarla insanlığın kaderine yön vermiş insanlığın dinde, bilimde, sanatta şekillenmesine hizmet etmiş bir millete köşeye geç otur etliye sütlüye karışma biz ne dersek onu yap dendiğinde buna razı olabilir mi? Acaba bünyesi bunu kaldırabilir mi?  Bence kaldıramaz ve kaldıramadı da 15 Temmuz’da ayağa dikildi. Ben de varım bu dünyada dedi. Artık onu kimse oturtamaz. Zira uzun bir dinlenme süresi geçirdi. Artık er meydanına inme zamanıdır. Zaten başka çaresi de yok gibi çünkü bünyesi esareti ve sefaleti kaldırmıyor. Tarih boyuca dediği gibi bu günde ‘’Zillet altında yaşamaktansa izzetimle ölmeyi tercih ederim’’ diyor.

    Zira imparator çocuğu başkalarına uşaklık yaparak mutlu olamaz. 

    Teşekkür edenler (1)HakanKutalmisoglu
  • SerdarTopuz_SerdarTopuz_ Gönderiler: 451
    İkinci örnek yazı: MAKALE DİLİ

    Tarihe Yön Veren Bir Millet:  

    İMPATARORLUKLAR KURUCUSU 

       "Tarihini unutan, imparator çocuğu da olsa sefalete düşmeye mahkûmdur..." 

     Türk Milleti, kahramanlık ve teşkilatçılık özellikleriyle tarihte birçok imparatorluk ve insanlığa hizmeti esas alan bir anlayışla medeniyetler kurmuş çağ açmış, çağ kapatmış... Demiri, atı ve birçok medeniyet unsurlarını insanlığa kazandırmış... Ve en önemlisi de İslamiyet’in, Hindistan'a ve Avrupa içlerine kadar yayılmasına hizmet etmiş yüce bir millettir. 

    Halka hizmeti esas alan ve insanları rengine, biçimine, dinine ve mezhebine göre ayırmadan kucaklayan Türkler ve onların hâkim olduğu coğrafyalarda, her dinden ve ırktan insanlar, barış ve huzur içerisinde yaşıyorlardı. Din ve vicdan hürriyetinden yararlanıyorlardı. 

    Onların en güçlü olduğu dönemlerde dahi başka halklardan, başka dinlerden olan insanlara zulüm etmediğini; hoş görü ve adaletle davrandığını  tarihi gerçekler göstermekte.  Şu anda bile... Bunun en açık delili; Anadolu’da ve Balkanlar’da,  Hıristiyan ve Yahudilerin bulunması değil mi? 

    Onun, bu başarıyı gerçekleştirebilmesinin en önemeli sebebi, özündeki “Cihan Hâkimiyeti” düşüncesi sayılmalı. Bu düşünce, İslamiyet’le birlikte “Allah’ın Adını Yüceltmek ve İslam’ı Tüm Dünyaya Yayma gayesine dönmüştü. Söz konusu “Cihan Hâkimiyeti Düşüncesi” o kadar köklü ve kadimdi ki onların en eski destanlarında ve taşa vurulan silinmez yazıtlarında bile ifade edilmişti. Mesela, Türk fetihlerini destansı bir şekilde anlatan Oğuzname’ye göre ilk Cihan İmparatorluğu, Oğuz Kağan tarafından kurulmuştu.

    Babası ile taht mücadelesine girişerek saltanata geçen Oğuz Kağan'ın ilk işi de bütün kavimlere, elçiler göndererek; "Ben, artık bütün dünyanın Kağanıyım!" demek olmuştu.

    Daha sonra İstemi Han diyordu ki: “Atalarımızdan işittik ki… Budunun ayağına kadar Roma elçileri geldiği zaman bu, bizim için artık yeryüzünü fethedeceğimize delalet eder. Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisin arasında kişioğlu (insanoğlu) yaratılmış ve unun başına babam, amcam Bumin ve İstemi kağanlar Tanrı tarafından oturtulmuştur!" İşte bu! Hanın ifadesinden de anlaşılacağı gibi, Türk Kağanı, İlâhî bir menşeden yani Tanrı’dan devlet kurma ve yönetme yetkisini (kut) almakta...

    Kut sahibi kağan, dünyayı yönetme gibi ağır bir mesuliyeti üslenirken, insanoğlunun huzur ve refahını ön plânda tutmak zorundaydı elbette. Bu gelenek, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları zamanında da devam etti geldi. İşte bu nedenle padişahlar için “Cihan Padişahı” dendi, “Allah’ın gölgesi” “Allah’ın vekili” gibi unvanlar verildi.

    Kendisiyle övündüğümüz Büyük Alparslan : “Biz, temiz Müslümanlarız; sapıklık nedir bilmeyiz. Bunun için Allah, halis Türkleri aziz kıldı!” derken takdiri şayan bir milletin mensubu olduğunu ifade etmekteydi.

    Bağdat’taki İslam Halifesi, Türk geleneğine göre Sultan Tuğrul Bey’e kılıç kuşatırken ona: “Doğunun ve batının padişahı, dinin direği…” unvanını vererek yüceltiyor ve hediyesi olan kılıcı beline takıyordu. Osmanlının en büyük imparatoru Kanuni Sultan Süleyman, devlet adamlarına gönderdiği mektuplarına: “Hak Teâlâ’nın taç giydirdiği Sultanlar Sultanı Sultan Süleyman Han…” diye başlamaktaydı.

    Koca Fatih Sultan Mehmet de : “Yeryüzü tek millet, İstanbul da merkez olmalıdır!” diyerek milletin ezeli düsturunu hedef yapıyordu devletine.

    Örnek çok! Yaz yaz bitmez…

    ***

    Bütün bunlar gösteriyor ki, Türk Cihan Hâkimiyeti ideali, Türklerle beraber doğmuştu. Ve onlar, Müslüman olduktan sonra da bütün canlılığı ile yaşamıştı. Tabii ki İslam dininin cihad emri ile daha da kuvvet kazanarak devam etmişti.

    “Büyük gayeler insanları da milletleri de yüceltir.” denir.

    Yani demek istediğim o ki… Türkler, tabiri caizse süper ligde top koşturmuş bir millet olmuştur her devirde.

    Soruyoruz şimdi: “Böyle bir milletin amatör lige razı olması nasıl düşünülebilir?”

     Temsilde hata olmasın… Bir futbolcuyu düşünün... Bu futbolcu, talihsiz bir şekilde sakatlandığından ya da zaman içerisinde veya yaşlandığından dolayı, eski başarısını kaybetse tutup onu amatör kümede oynatmaya kalsanız. Ve “Ee, artık sen, buna razı olmalısın!” deseniz.

    O, bu kadere razı olur mu ya da ne kadar razı olur? Ya mutlu olabilir mi?

    Tabi ki olamaz!

    Böyle bir durumda… Doğru olan, o oyuncunun eski başarısını yakalaması için çabalamak ve futbol hayatınca süper ligde top koşturmasını sağlamak olmalı.

    Son söz olarak… Tarihte kurmuş olduğu büyük imparatorluklarla kavimlerin kaderine yön vermiş; insanlığın dinde, bilimde, sanatta şekillenmesine hizmet etmiş bir millete; “Sen geç de… Şu arkadaki köşeye otur bakalım. Bu arada etliye, sütlüye de karışma sakın! Bu arada biz, ne dersek; onu yap!” dendiğinde o millet buna razı olabilir mi? Ya da onun devasa bünyesi, böyle bir cüceliği kaldırabilir mi?  Bizce kaldıramaz! Ve kaldıramadı da… İşte, bu nedenle Türk Milleti, 15 Temmuz’da bu sebeple ayağa dikildi. Ve davudi sadasıyla haykırdı “Ben de varım bu dünyada!” dedi.

    Bir sır vereyim mi size? Artık onu, hiç kimse durduramaz; küçük minderine oturtamaz, minnacık yatağına yatıramaz. Zira uzun bir dinlenme süresi geçirdi o; tam yüz yıl. Dinlendi hatta fazla bile dinlendi. Artık onun için, asıl olan er meydanına inme zamanıdır. Zaten başka çaresi de yok gibi onun… Çünkü bünyesi esareti ve sefaleti kaldırmıyor ki...

     Tarih boyunca atalarının dediği gibi o, bugün de ‘’Zillet altında yaşamaktansa izzetimle ölmeyi tercih ederim!’’ diyor.  Haklı olarak tabi…

    “Zira imparator çocuğu başkalarına uşaklık yaparak mutlu olamaz!” 


    EVET KARDEŞLERİM FARKLAR ORTADA, SİZLERDEN AYRICA BİR ARZUMUZDA YAZIDA GEÇTİĞİ GİBİ BAZI KELİMELERİN KULLANIMI!

    FARKLI BİR KAÇ ÖRNEK;
    AZERİ yerine, AZERBAYCAN TÜRKÜ
    IŞİD yerine, DAEŞ/
    PYD yerine, PKK/PYD veya PKK/YPG
    Abd yerine, ABD
    Tayyip yerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan veya Recep Tayyip Erdoğan.

    Kardeşler şimdilik en çok hataları örnekledim. Örnekler çoğaltılabilir, dikkat edelim.
    Şimdiden göstereceğiniz ilgi ve hassasiyet için teşekkür ederim.


    Serdar TOPUZ
    DD Medya Genel Koordinatörü





     


Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .