DerinDunya Haber Açıldı! Sizleri de bekliyoruz : DerinDunya Haber

Alman Partisi,Dünya Savaşı ve Ülkemiz(Bölüm4)(ZoRLu AmELiYaT))

abdülCebbarabdülCebbar Gönderiler: 62. Derece
Kategori DÜNYA
Pek müşkülpesent olan cerrahımız Ameliyata başladı ve evvelâ Yaradan'ına bir niyazını arz etti..

- Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah. Sen dilersen ateş yakmaz,Sen dilersen soğuk üşütmez..Sen dilersen şu Güneş doğmaz,Sen dilersen ısıtmaz.. Herşeyin anahtarı Zat'ının elinde olduğu gibi, bizim vehmettiğimiz varlıklardaki güç unsuru da aynen elindedir. Biz lisan-ı hâl ile Sen'den destur isteriz,talebimizi kabul etmek,şartları oluşturmak Sen'dendir. Yoksa bizde var olan hiçbir güç ve kuvvet mevcut değildir. Sen 'ol' demeden olmaz. Velev ki şer istemiş olalım.

Alemlerin Rabbi olan Allah'ım..Ölümlülere yakıştırdığımız Zatına layık olan tüm sıfatları kullanmaktan teberri ettik. Asıl Hazret,asıl Efendi,Asıl iki cihan Sultanı,asıl muhip Sen'sin ! Gizli yahut açık işlediğimiz şirkleri ve günahları elbetteki biliyorsun. Ve biz bunlardan tevbe ettik,kapına geldik,bir daha işlememeye azimli ve gayretliyiz inşaAllah.

Şu sedyede yatan bîkarar gönüllüyü affet. Biliriz,bedeni onca günaha,isyana bulaşmış amma halen Orta Asya steplerinden getirdiği merhameti var sevgisi var ve dahi Sana olan saygısı ve birlemesi var. Onun cismaniyetinde Dini Mübin-i İslâm'ı tekrar kandilli bir nûr et ve yeryüzünün tüm köşelerinde yankılandır ! Küffarın manevî âlemlerimizi daha fazla karartmasına izin verme. Aleme nizam olarak indirdiğin düsturları uygulama fırsatı ver. Ve tabii ki mazlum ve bîçare inananların gönüllerini,ellerini,dillerini ve kalplerini tekrar bu hasta vesilesi ile dirilt. Önlerine çıkacak zalimlere diz çöktür,ana yoldan saptırmayıp orta yolda karar kıl. Onu tüm ayrık otlarından,kuşkulu düşüncelerden,uydurulmuş söz ve ritüellerden ayır.

...

sedyedeki hasta sanki gözlerini kırpar gibi oldu..parmaklarını oynattı ve gayri ihtiyarî ağzından 'el aman' kelimesi döküldü. iştirak ediyordu ruhen bu azîm duaya ve fakat bedeni narkoz etkisinden mütevellit yalnızca minik kasılmalarla senkronize olabiliyordu.

...

Ahmet eskilere daldı..ama tâ eskilere..çok ötelere..gözünün önüne çok büyük bir bir gümbürtüyle patlayan ışık demetleri geldi ve o davudî ses..aynı anda trilyonlarca zerre birbirinden koptu,bazıları kararsız dağılıyordu etrafa,bazıları ise kendi aralarında çembersel bir döngüde raks etmede..

Su'yu gördü..ve üzerinden saliseler geçmeden buharı..gaz bulutları etrafını sarıyordu ışık huzmelerinin..yuvarlacık toplar birbiri ardına koşuyordu ve havada asılı duruyordu tüm büyülü haşmetleriyle.

Derken hücreyi seçti gözleri..tek bir hücre bir anda trilyonlar olup bedeni meydana getirdi..yukarıdan bilmem kaç parça şeffaf elbise giydirildi sırasıyla..beden içre beden..bakışlar şehlalaştı ve Tabibin alnından düşen bir ter damlası öpücük kondurdu kaz ayaklarına..ve sanki o anda gözünü diğer tarafa hızlıca çevirdi istemsizce ve o anda alındı görüntü..yan bakışlar..keskin,dumansı ve sert.

Doktor elleri titrerken merhametinden,bir anda canlandı kolu Ahmet'in ve yakalandı avuçlarından titrek kahramanımız. sanki 'heyecan yapma,vur bıçağı,dem bu dem' demeye getirdi. Yarı baygın yarı canlı yarı ölü ve belki de ruhu o esnada âlemi suğradan âlemi kübrayı temaşa eden Ruh'ul Envar, Doktorun endişelerini çekip aldı.

Ameliyat ekibi kararlı ve kısık gözlerle girizgâhı takip ederken tavan yarıldı, Hasan gül cemalini gösterdi, sarığını çıkartıp Tabibin boynuna taktı üşümesin ortamda diye.. Şaşkınlıkla hadisatı koğşak kalan kapı ardından gözetleyen zencimiz tombul dudaklarına o kelimeleri konduruyordu kendi dilince : haşbunallâhh ve niimel vakilll..

Hayber geldi önüne doktorun ve azametli kapıları savurup kendine kalkan yapan Murteza'yı gördü.. Çift başlı kılıncının kabzasını sımsıkı tutan o el birden hayâl dünyasından çıkıp okşadı saçlarını bonesinin üstünden..

Sonra Sıddık'ı gördü o tatlı yüzünü..Faruk'u gördü ve haşmetini..ve Zinnureyn'i gördü..nur'un alâ nur'du.

 Ebu Turab ül Haydar ül  Esedullah,Şir-i Yezdan Şir-i Hüda Seyyidü'l-Arab el-Murtaza baş sallayıp 'koyul işe evlat' deyü yol verdi.

Bu zorlu,çetin,cangamalı,nizahlı,titrek,elyazması Kur'an'ın minik durakları tadında işe koyuldu cerrahımız ve kelimeler yine döküldü dudaklarından :

Ya Allaahhh,Bismillah...!!!

Yüzyıllardır beklenen ve adaleti tesis edecek o kutlu devletin muasır medeniyetleri kat be kat sollayıp liderliğe oynayacağını adı gibi biliyordu Tabip. ve lâkin tövbenin ve halis niyetin ne denli mühim bir enstrüman olduğunu ve olmazsa olduğunu da ..Çalışmak,azmetmek ve bîkararlıktan kararlılık tarafına geçmek..Cümle nuranî âlemlerden alkış tutulacak işleri yapmak,zorluklarına göğüs germek,omuzlarında ağır şelekleri  taşımak etrafındaki sitayişlere prim vermeden..

Evet doğuyordu o azîm ahirzaman karanlıklarını yara yara o güneş..Tulûatta irticalen sadredilen kelimeler kovaladı birbirini ve Ameliyathaneye dolan onlarca ruhanînin kurşunî çehreleri sessizce bir şeyi haykırıyordu parlak yarınlara :

17.Hilâl beliriyor Erenler !!



Teşekkür edenler (3)Azer BAMSI_BEYREK Cengizhan_29
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .