DerinDunya Haber Açıldı! Sizleri de bekliyoruz : DerinDunya Haber
DerinDunya Sözlük açıldı! Sizlerin de katılımını bekliyoruz...

NEDEN VAFTİZ OLMAYA KARAR VERDİM

Levent TabakLevent Tabak Gönderiler: 152. Derece
Kategori DÜNYA

NEDEN VAFTİZ OLMAYA KARAR VERDİM


“Muzungu, bu akşam evde ayin yapılacak, bu senin için de bir fırsat gel seni bu akşam VAFTİZ yapalım.” diye başladı sözlerine Madam Lucy.

“Muzungu” Afrika’nın bu bölgesinde yani daha çok Doğu Afrika ülkelerinde “Beyaz Adam” anlamında kullanılan bir terimdi.
O sırada misafiri olduğum bu evin yemek salonunda öğle yemeği yiyorduk. Oturduğum sandalyeden ayağa kalkarak askeri bir duruş ile selam verip:

Muzungu (Ben) : “Ben buna hazırım, eğer siz de hazırsanız tabi…” dedim.
Bulunduğum bu ev, Uganda Kampala sının elit bölgelerinden Mutungo bölgesiydi. Yani daha çok zengin ailelerin ikamet ettikleri bölgelerden biriydi. Daha çok bir malikâneyi andırıyordu. Etrafında kalın ve yüksek güvenlik duvarları ve ana girişindeki devasa demir kapısı ile güvenilir bir yer olduğu izlenimini veriyordu. Ev olarak kullanılan yapının etrafında, içinde daha çok geniş yaprakları ile dikkat çeken muz ağaçları olmak üzere çeşitli bitkilerin de olduğu çok büyük çiçekli bir bahçe bulunuyordu.
Bu ailenin biri erkek ikisi kız üç çocuğu vardı. Evin içinde her çocuğun kendine ait özel odaları olmasına rağmen, çalışan hizmetliler (özel sürücü, güvenlik görevlisi, mutfak çalışanları) için binanın dışında ayrı yaşam alanları oluşturulmuştu.

Madam Lucy, Adalet Bakanlığı’nda üst düzey görevi olan bir bürokrattı. Ayriyeten eşinin yönettiği aile şirketleri arasında üç büyük okul (her biri 800 ila 1000 öğrenci kapasiteli), bir özel hastane ve taşrada büyük çiftlikleri olan zengin bir aileydi. Ancak çoğu Ugandalı aileler gibi bu aile de “Anaerkil” bir yapıya sahip olduğu için, hem evde ve hem de ticari işlerde her zaman Madam Lucy’nin söz sahibi olması dikkatlerden kaçmıyordu.
Bu aile oldukça dindar bir aileydi. Mesela, her yemek saati geldiğinde yemeğe başlamadan önce birkaç dakika dua ediyorlar ve sonra yemek yemeğe başlıyorlardı. Mesela, Madam Lucy, beni birkaç kez sabah namazına kalktığımı tesadüfen görmüştü ama ondan sonraki günlerde günün o erken saatlerinde çocuklarını da uyandırıp kiliseye götürüyordu.

Uganda’ya her gidişimde onun bu malikânesinde bana bir oda tahsis eder, orada misafir olarak kalırdım.
Yine böyle bir ziyaretimde, bir yemek sohbeti arasında bir anda onun Hıristiyanlık adına gönlünden geçeni telaffuz etmesi ile başlayan bu “VAFTİZ OLMA” teklifine verdiğim bu “olumlu” cevap onu çok mutlu etmişti.
Madam Lucy’nin heyecanı yüzündeki ifadeye bile vurmuştu;

Madam Lucy : “Elbette biz de hazırız!” diyebildi.
Muzungu : “Ancak öğrenmek istediklerim var. Bu konuda bana kim yardımcı olacak?” diye sordum.
Madam Lucy : “Ben, pekala bu konudaki sorularını cevaplayabilirim. Ayriyeten, ayin için iki rahip gelecek onlardan da her şeyi öğrenebilirsin!” dedi.
O gün evde yapılan bazı değişikliklerle orası adeta küçük bir kilise düzenini almıştı. Ben de bunlara şahit olmanın heyecanı ile kafamda, akşam yapılacak “Vaftiz Töreni” öncesinde yaşanabilecek muhtemel bir sürpriz için kendimi hazırlamaya çalışırken bu konuda daha önce yaşadığım bazı tecrübeler aklıma geldiğinde ise sadece kendi kendime tebessüm etmiştim…
Ve nihayet akşam olmuş, yaklaşık 15-20 kişilik elit bir davetli topluluğu özel lüks araçları ile malikânenin bahçesine girmeye başlamışlardı. Kendilerince “ayin” saydıkları bir takım ritüellerden sonra akşam yemeğine geçildi. Yemek yenildiği sırada Madam Lucy, davetlilere önce beni tanıttı ve daha sonra da adeta “büyük bir taraftar kazanımı” edasıyla “Benim Vaftiz olmam konusunu” diğer misafirlerle paylaşırken, bu konuda bazı sorularımın olduğunu da söylemeyi ihmal etmiyordu.
Bu yemek sohbetinden sonra, “Vaftiz Merasimi” için büyük bir heyecan içinde hepimiz salonda toplanmış olduk.
Davetliler içinde biri genç diğeri daha yaşlıca iki rahip bulunuyordu. Genç olan rahip, hareket ve konuşma üslubu bakımından yani her konuşma sonrasında diğer rahibe atıfta bulunmasından da anlaşıldığı üzere, sanırım yaşlı rahibin asistanı gibiydi.
Ve başladık konuşmaya:
Muzungu : Evet, size daha önce de söylediğim gibi şu “Vaftiz Töreni”ne geçmeden önce benim bu konuda öğrenmek istediğim, belki size göre çok anlamı olmayan ancak bana göre çok önemsediğim bazı sorularım olacak. Sizden ricam şu ki; içinizden her kim gerçekten biliyorsa, bu sorulara cevabı o versin.
Madam Lucy, konuya çok hâkim biri olduğunu göstermek bakımından sözümü kesti;
Madam Lucy : Elbette ki ben sizin sorularınızı cevaplayabilirim. Bilgimin yetmediği yerde -orada bulunan yaşlı Rahibi işaret ederek,- “Rahip Baba”mız, sizin sorularınıza ikna edici cevaplar verecektir.” dedi.
Muzungu : “Tamam, ama şimdiden şu konuya bir açıklık getirmek istiyorum. Ben sokaktaki vatandaşın sorabileceği türden sorular sormam. Yani benden, böyle basit sorular sormamı beklemeyin. Ve cevap olarak da ‘Bilimsel Cevaplar’ isterim. Yani kalkıp bana ‘Halle Luya’ şeklinde ürettiğiniz şarkılar ve türkülerle cevap vermeyin lütfen.” dedim.
Zira Uganda genelinde, hatta sadece bu ülkeye mahsus da değil; Amerika’ya yaptığım bir seyahatimde de şahit olmuştum. Siyahi gençlerin Hıristiyanlık dininde yer almaları için böylesine müzikal bir davet çok sık görülen bir uygulamaydı. Benzeri bu tür uygulamalar, daha çok gençleri kiliseye ısındırmak için kullandıkları bir yöntemdi. Genç nesil, bedenlerinde biriken gençlik enerjisini bir anlamda üzerlerinden atmak için böylesine yüksek dozlu amplifiye edilmiş müzikler eşliğinde dans ediyor, avazları çıktığı kadar bağırıyor ve böylece sözüm ona bir anlamda ibadet yaptıklarını sanıyorlardı.
Madam Lucy : “Sorularınızı gerçekten merak etmeye başladım!” dedi.
Muzungu : “Pekala o zaman başlıyoruz! Öncelikle, sohbetimizin daha kontrollü olması bakımından size soracağım ilk soru, daha çok hangi zeminde tartışacağımızla ilgili olacaktır. Sizce Hıristiyanlık, Hz. İsa (A.S.) tarafından getirilen bir din midir? Yoksa Pavlus’a ait bir din midir?”
Bu soruyu bir anlamda kasıtlı olarak sormuştum zira daha burada bir kopma yaşanırsa, başka sorular sormama gerek kalmadan sohbeti bitirmeyi amaçlıyordum. Artık Dünya Hıristiyanlık otoriteleri, bugünkü Hıristiyanlık dininin, Hz. Meryem oğlu Hz. İsa’ya ait bir din olmadığını ve Aziz Pavlus diye bilinen şahsın ürettiği doktrinin etkisi ile oluşmuş bir din olduğu konusunda aynı görüşü paylaşmaktadır.
Bu soru, orada bulunanların hiç beklemedikleri türden bir soru olmuştu. Bir an duraksadılar. Hatta bazı davetliler, bu soru ile tam olarak neyi öğrenmek istediğimi bana sordular. Ben de onlara;
Muzungu : “Dönemin Roma İmparatorluğu’nun nüfus kayıtlarına göre Hz. İsa adında biri hiç doğmamış, yaşamamış ve varlığı ‘Resmi Belgelere’ dahi yansımamış iken, siz ortada olmayan ‘İsa’ adında birine nasıl inanıyorsunuz.?” diye soruyu değiştirdim.
Madam Lucy : “Biz Hz. İsa’ya inanıyoruz, çünkü Kutsal İncil onu bize tanıtıyor ve biz bu bilgileri Kutsal İncil den öğreniyoruz. diye açıkladılar. Yoksa siz Hz. İsa’nın varlığına inanmıyor musunuz?” diye soru sordu.
Muzungu : “Bizim durumumuz çok farklı, biz ona, Kur’an yazdı diye inanıyoruz. Ancak Hıristiyan dünyası halen daha bu ikilemi tartışıyor, ben de bunun için sizin görüşlerinizi öğrenmek istemiştim.
Ayriyeten, şu anda ortaya çıkan durum daha da farklı bir hale geldi; Siz “Hz. İsa” inancından da önce bir “Kutsal Kitap” inancı içindesiniz doğru mu? Bu durumda bizim de sorularımız bu yönde olacaktır. Yani o zaman sorularımıza Kutsal Kitap İncil ile devam edebiliriz.
Madem ki ortada var olduğuna inandığınız Kutsal bir Kitap var ki bu konuda tek bir kitap ta yok, yani “Kitaplar” var, pekala inandığınız bu kitapların nasıl oluştuğu ile ilgili beni bilgilendirir misiniz?
Madam Lucy : Kem küm….
Madam Lucy ve diğerleri bu kitapların oluşumu ile ilgili en bilinen uydurma hikâyeleri anlatmaya çalıştılar. Nerdeyse her davetlinin ortaya bazı fikirler ileri sürmesi bir anlamda tartışmanın boyutuna farklı bir yön vereceği için hemen müdahale ettim ve:
Muzungu : Tamam, o zaman bu konunun daha iyi anlaşılması için “Pavlus Dini olan Hıristiyanlık” ile başlıyoruz. Zira bu konunun içeriğinde zaten Kutsal Kitapların da nasıl oluştuğu konusunda fikir sahibi olacağız. dedim.
Ve bu konuda sormak istediğim soruyla devam ettim:
Muzungu : Bana lütfen Pavlus’u tanıtır mısınız? Kimdir? Ne iş yapardı? Asıl görevi neydi? vs.
Madam Lucy : Aziz Pavlus, her şeyden önce bir havariydi. Hz. İsa ya olan bağlılığı ile Hıristiyanlık dinine çok büyük katkıları olmuş…. vs vs.. diye devam edecek iken sözünü kestim.
Muzungu : Tamam da biz Hz. İsa nın 12 havarisi olduğunu zaten biliyorduk. Ancak, bu bilinen on iki havari isimlerinin içinde Pavlus adı yer almıyor, bu durumda siz neye dayanarak onun “İsa’nın Havarisi” olduğunu iddia ediyorsunuz?
Madam Lucy : Evet doğrudur. Aslında bu bir çeşit dinsel bir hikayeye dayanıyor. Yani Pavlus un nasıl iman ettiği ile ilgili bir hikaye bu. Ve İncil’de şöyle der:………………….
Muzungu : …..sözünü balla kestim. İsterseniz hikâyenin bu kısmını evveli ve sonrası ile size ben anlatmak isterim. Eğer söylediklerimde bir yanlış olursa lütfen siz düzeltiniz, eğer bir eksik olursa lütfen siz tamamlayınız…! Size soracağım soruyu da bu bilgileri gözden geçirdikten sonra sorayım..!
Madam Lucy : Buyurun sizi dinliyoruz…!
Muzungu : Pavlus, yani asıl adı ile Yahudi Saul, namı diğer “Katil Saul”. Ama bütün Hıristiyanlar onu “Aziz Pavlus” olarak bilir. Zira İncil kaynaklarına da düşen bu hikaye ile onu, bir anda “kutsal kimlik” ile yani “Aziz” sıfatı ile anmaya sebep oluyoruz.

PAVLUS KİMDİR..? Bu sorunun cevabını gelecek yazıda arayalım…
Devam edecek…

ADNAN LEVENT TABAK

Yorumlar

Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .