DerinDunya Haber Açıldı! Sizleri de bekliyoruz : DerinDunya Haber
DerinDunya Sözlük açıldı! Sizlerin de katılımını bekliyoruz...

Yehuda, İsrail ve Süleyman Mabedi / Firavunlar ve Çalınan Bilgi

derindunyaderindunya Gönderiler: 2463. Derece
Ocak 4 düzenlendi Kategori DERİNDUNYA VİDEOLARI

Yehuda, İsrail ve Süleyman Mabedi

İsrailoğulları, Firavunlar ve Çalınan Bilgi

DerinDunya Ailesi : DerinDunya.com | TarihTurk.com

Yorumlar

  • byserdarbyserdar Gönderiler: 382. Derece
    Ahmet hocam,

    Ahit sandığı hakkında çok çeşitli kaynaklarda bilgiler mevcut. Sandığın yanına herkesin giremediği, özel kıyafet ve ritüeli olduğu söylenmekte. Bunu deneyenler olduğunda derileri patlayarak can verdiği bilgisi sandığın bir koruma kalkanı olduğunu gösteriyor. Hatta savaşlarda bile yanlarında taşıdıklarını ve nerdeyse sandığın tek başına savaşı kazanacak bir etkisi olduğu bilgisi günümüz şartlarında insana bilim kurgu havası veriyor. Kutsal Ahit Sandığı'nın bu özelliği yanında içinde Hz. Musa'nın asası ve Hz. Süleymanın yüzüğününde olması muhtemeldir. Bu bilgilerin doğru olduğunu düşünürsek, sandığı yok etmek mümkün olmadığından hala bir yerlerde gizli ve herkes yanına yaklaşamadığından belli bir grup insan bu ritüel bilgisine sahip olanlar günümüze kadar bekçiliğini yapmış ve yapmakta olduğu düşünülebilir. Kutsal Ahit sandığının  ortaya çıkışıyla Hz. Mesih/ Hz. Mehdi ' nin gelişiylede ilgili oluşu bi kat daha önemli hale geliyor. Kutsal Ahit Sandığı'nın himaye eden kavmin bu bakımdanda önemli olduğu düşüncesindeyim ( yanlarında götürdükleri fikri ağır basıyor ).
    Bu durumda Kutsal Ahit Sandığını harıl harıl arayan israil devleti Mescid-i Aksa'nın altını boşuna kazdığını söylemek mümkün mü ?

    Saygılarımla....
    Teşekkür edenler (1)Tevekkül
  • Ferhat KaymanFerhat Kayman Gönderiler: 892. Derece
    Aralık 2016 düzenlendi
              Sevgili dünyamın güzel insanları öncelikle terör ile söylediklerimi şöyle bir açıklık getireyim. Dünyadaki en büyük terörist DOĞA’dır. Japonya’yı güçlü, pratik zekalı yapan etkenlerin başında yer altı oynamaları sebebi ile oluşan depremler sonrasında gelen tsunamiler Ülkedeki patlamaya hazır halde bulunan volkan ve ABD’nin ibreti alem olsun halklar kafalarına göre yayılmacı politikalar izlemesin diye oraya attığı 2 Kitle imha silahı da cabasıdır. Bazı halkların başına ilahi bir ceza gibi inen büyük kasırgalar, ihmalkarlığımızdan dolayı meydana gelen araç kazaları. Bütün bunlar o ülke insanlarını hayatta kalma potansiyelinin mislince katlanarak artmasına sebepler vermiş, başlarına gelenlerden aldıkları dersler onları daha güçlü bir millet haline getirmiştir. Gelelim tekrar güncel konumuz ortadoğuya burası jeostratejik olarak gerçekten dünyanın kalbi sayılabilecek bir alandır. Sadece Müslüman coğrafyası deyip geçemeyeceğimiz bu alanda yükselecek uygarlık yaratılış olarak fıtrat kardeşi olduğumuz(Beşer) tüm insanlığın gidişatını etkileyebilecek potansiyele sahiptir. Şunu samimi olarak birbirimize sormak zorundayız burada kalıcı piramitler gibi uzun vadeli naylon olmayan mimarisi, kültürüyle öncelikle 3 Semavi Din’e mensup vatandaşların beklide tüm dünya halklarının Hac, turistik geziler düzenleyip bir kısmının da fiili olarak Küresel Ticaret merkezi olarak dizayn etmek mi istiyoruz? Yoksa 150-200 yılda bir dünyada yağı biten kandile takviye yapmak ümidi ile değişen dengeleri gözden geçirip, hastayı kaybetmemek amacı ile sorunların masaya yatırıldığı Sivil Masum insanların yitip gittiği partiler düzenlemeye devam mı etmek istiyoruz? Papatya örneği çok romantik, yanlış bir tespit olmuş ise. Sizlere ikilik sistemi evrilterek Çaprazlama 4 Yapraklı Yonca Projesi önerebilirim. Güneyimizde gelecekte su savaşları olacağı söylentileri dolaşsa bile ki toprak ıslah edilmediği sürece bu sıkıntı var. Orada kalabalık nüfuslu devletler istenmiyor. Her parçası bir kuvvet merkezinin temsil ettiği Yarı Demokratik, Hamilerinin sözlerini dinleyen sağlıklı bir yapının meydana getirilmesi başta bölge ülkeleri dünyanın bütününün amacı olan “ALTIN ÇAĞ”a hızlı adımlarla ilerleme şansı sunmaktadır.

     

        Ben ezoterik bakışımla bir yazımda orada Arzı Mevut kurulsun derken. Ahmet abimizin bir videosunda dillendirdiği dünya cennetinin meydana getirilmesi gerektiğine ait söylemi idi. Lakin oda bende biliyoruz ki Kusursuz Düzen diye bir şey bu alem de mümkün değildir. En azından kalıcı süre.. Ve seçimlerinden dolayı çok fazla nüfusa sahip olmayan bu toplumun diri tutulması gerektiğini de, Mazallah günün birinde hangi ırka mensup olduğu önemsiz başka bir gökadada Sancağımız en haşmetli haliyle dalgalanmaz ise birileri en sade haliyle bu mübarek vazifeyi üzerine alıp yeniden şahlandıracağını ümit etmemden kaynaklanmaktadır. (Merhamet göster ki, merhamet göresin) Düz mantık gidersem sonsuzluktan 1 Birim(Evre) mesafeye kadar sağ salim, tek parça gidebilmesi umulan gemimizin ve içinde bulunan KatTrilyonlarca Mürettebat Hücrelerin yolculuğunda. Birbirimize hoşgörü ile sahip çıktığımız sürece yolculuk boyunca çeşitli formlara bürünsek bile gidebildiğimiz kadar azimle ilerleyip, elimizden geleni yaparız gerisi Rahman, Rahim olan Tek Yaradanımız Aliym Olan Allah’ın takdiridir. Büyüklerimizden duyduğumuz üzere insanın anne rahminde kaldığı süre bu dünyada yaşadığımız süreye eşdeğer, doğumdan son nefesimizi verdiğimiz zaman çizelgesi de ölümden sonra yaşayacağımız Cennet diye tabir edilen mekan da gerçekleşmektedir. Yani içtiğimiz her dal sigara veya mübarek topraktan söktüğümüz her fidan kaçınılmaz olan sonun başlangıcını bir şekilde etkilemektedir. Olasılıkların her bir zerresi H.z ADEM Peygamberimiz’den alınmış bizlere yol göstermesi için H.z HIZIR Efendimizin bilgisi dahiline sunulmuştur. Bizler kıt aklımızla veya meydana getirdiğimiz/oluşturduğumuz icatlarla günümüzde sürtünmesiz bir ortam olduğu için çok uzakta şehit olmuş bir yıldız topluluğundan kopup Işık Yılı Uzaklıkta tespit edilen kendi kader çizgisinde ilerleyen bir meteor parçasının olası rotasını veya çarpacağı gök adayı %99.9 oranda  hesaplayabilecek düzeye erişsek bile. Düşünebilen içinde bulunduğu kainatı inceleyip, sırlarını çözmeye çabalayan çift yumurta ikizi olsa dahi her (TEK)İnsan Faktörü işin içine girince bizlerin uzun uğraşlar sonucunda yaptığımız makinalar neredeyse hiçbir işe yaramamaktadır. Bu nedenle abimiz Kandilin Yağı tükendiği için bu kaos-katastrofi dönemlerinin belli aralıklarla veya KAZININ yapılması gerektiği düşünülen lokasyonlarda işlerini icraa eden insanların varlığından bizleri haberdar etti. Açıkçası abimizin bu videosunu izlerken geçmişte izlediğim “Dragon Dall” Çizgi filmi gözümün önüne geldi. Animasyonda bir grup gezgin, maceracı kötü iblise ağır yara açmaya muktedir olan Ejderha Kuvvetini elde eden seçilmiş kişiye aktaran gizemli alevden parlak küreler vardır. Bu gizemli küreler ayrı ayrı bir işe yaramasa da her biri yakındaki bir diğer kürenin haritasını(Sinyalini) vermektedir. Ancak hepsi bir araya toplanıp hemhal olduklarında geçici bir süreliğine iyi ve kötülüğün mücadelesi verilir. Umulur ki her zaman kazanan iyiler olacaktır. Ardından mağlup olan İblis ejderha kürelerini tekrar parçalar ve tekrar dünyanın muhtelif yerlerine gömer/gizler.

       Ta ki çıktıkları kutlu efsanevi macerada kendilerinden emin, azimli yeni kahramanlar onları tekrar açığa çıkartmanın zamanının geldiğine karar verip yollara koyulana dek. Elbette boş durmayan iblisin yollArın üzerine döşediği kocaman dikenli sarmaşıklar, akıl almaz tuzakların bulunduğu ucu bucağı neredeyse gözükmeyen kasvetli patikanın sonunda  inanılmaz parlaklıkta bir ışığın göründüğü bilinmelidir. Bence denge gerçekten önemlidir, son zamanlarda duyduğum güzel bir söze atıfla “Bizler ruhunda tek kanatları olan kelebekleriz, yalnızca birbirimize sarılarak uçabiliriz.” 

       Rakibimiz olan RUS kardeşlerimizin acısını paylaşıyor. Şehitlerimizin tümüne Allah'tan Rahmet, yakınlarına başsağlığı önümüzdeki yeni yılın beşere hayırlara vesile olması dileklerimle sevgi ve saygılarımla

       Ben kim miyim? Bir Stratejist, Araştırmacı Yazar, Filozof, Emmeye devam eden buzağı, hiçbir şeyin azı olmadığının bilincinde hiçlik makamında profesyonel amele       

    derindunya
    Teşekkür edenler (2)KağanDemir AhmetYozgat
      Her Şeyin Doğrusunu ALİYM OLAN ALLAH(c.c) BİLİR!
  • esenesen Gönderiler: 322. Derece
    Aralık 2016 düzenlendi
      Sevgili Ahmet abi, çok güzel anlatım olmuş; emeğine, yüreğine sağlık... Bununla ilintili bir konuda görüşlerini merak etmekteyim...
      Bildiğindiği üzere kutsal emanetler ezoterik örgütler için hep önemli olmuştur. Ben tarih için bir dönüm noktası olan 4.Haçlı seferlerine değinmek istiyorum. Bu haçlı seferi  diğerlerinden farklı olarak Kudüs'e değil, İstanbul'a yapıldı. Söylenenlerin aksine hedef başından beri İstanbul'du zannımca. Tapınakçıların burada çok önemli rolü olduğunu düşünüyorum... Peki hedef neden İstanbuldu? Bir ezoterik örgüt olan Tapınakçılar Ayasofya'daki kutsal emanetlere göz dikmiş olabilir mi? Bu kutsal emanetlerin içinde ahit sandığı da var mıydı? Ezoterizmin etkisini her yanında hisseden Ayasofya'nın karanlık dehlizlerinde neler buldular acaba, yoksa bulamadıkları neler var?
    Biliyoruz ki bugün de ezoterizmin hedefi zamanın 'Hipodrom'u'. Sultanahmet saldırısıyla  bunu bize bir kez daha hatırlattılar.... Ezoterik örgütlerin hedefi neden hala İstanbul? Eski Hipodrom'daki göz önünde duran 'simgeleri' dışında ulaşmak istedikleri başka şeyler olabilir mi?
      Son olarak Ahmet abi , küreselcilerin imparatorlara vereceği cevabı tekrar dönüp hipodromda aramalı mıyız?  
    İstanbulumuzun tarihi simgeleri verilecek ezoterik mesajın tekrar birer tanıkları olmazlar umarım...
    Selam ve dualarımla...
    Teşekkür edenler (1)Tevekkül
  • BaronBaron Gönderiler: 14
    Selamun Aleyküm Ahmet Abi. Bu gizli bilgi "Gnosis"ten Fahri Alem Efendimiz (S.A.V.) in haberi var mıydı ? O ve sahabeler -özellikle 4 Halife- bu bilgiden yararlandı mı ? Selam ve dua ile.. Her şeyin doğrusunu "Alım" olan Allah bilir..
    Teşekkür edenler (2)Tevekkül osmankaraca
  • TevekkülTevekkül Gönderiler: 1413. Derece
    nerede bu bilgi bir anda dünya gözümün önüne geldi ve ben gözlerimi bi sağa bir sola çevirip durdum... 
    nasıl bir bilgi sadece teknoloji ile mi ilgili bazen aklıma Kuran geliyor diyorum ki bu bilgi Kuran olabilir mi çünkü bizim dinimizin kitabı olması dışında çok ilginç ve olağan üstü olduğunu da biliyoruz ortada ondan daha mucizevi birşey göremiyorum... ALLAH ALLAH... bu bilginin nasıl bir görüntüsü var... sandık değil herhalde sadece Ahmet abi beni öyle bir meraka soktun ki....
    Teşekkür edenler (1)kerem
    Sana ağır gelen o bir secde var ya, binlerce secdeden alıp kurtarır seni. 
    -Muhammed İkbal-
  • yörükyörük Gönderiler: 1783. Derece
    ateşin yanması için. oksijen+ ısı+yanıcı madde=ateş denkleminde olduğu gibi, bu ateşi söndürmek için bunlardan birini alırsan ateşi söner örneğinde olduğu gibi. medeniyetin oluşması içinde buna benzer bir denklem gerekiyor kabaca. insan+bilgi+ortam=medeniyet denklemi sonucu çıkıyor.
    yamyam diye tabir edilen belinde bir tutam ot burnunda bir kemik takılı insan bizden dahamı aptal, insan var bilgi yok ortam var yada yok = medeniyet yok
    mısırı medeniyet yapan bilgi hayvanları ehlileştirme bilgisiydi bununla tarım yapabildiler, bundan bilmemkaçbin sene önce diyelim insanlar yaşamını sürdürebilmek için avcı toplayıcı küçük gruplar halinde yaşıyordu yukardaki 3 bileşenin kesiştiği yerlerde medeniyet fışkırdı diğer yerlerde bir değişiklik olmadı.
    yanlış hatırlamıyorsam evcilleştirilen 12 stratejik hayvan var bunların 9 u ortadoğu kökenli. orta amerikada sadece lama var deve benzeri daha küçük bir şey ama bununla bir medeniyet kurmuşlar, türkler atları ehlileştirip bir medeniyet kurmuş. ama ortadoğu daha farklı ehlileşmeye musait hayvan çeşidi çok fazla en değerli hayvan sığır-boğa samiri bunun için boğa putu yapıyor ona tapınıyorlar yada onun arkasındaki bilgiyi sembolize ettiğinden o bilgiye hürmet gösteriyorlar.
    günümüz insanları için hayvanların ehlileştirilmesinin medeniyetin oluşmasındaki en büyük itici güç olduğu fikri inandırıcı gelmeyebilir, 300 sene önce atsız araba fikri insanlara nasıl uçuk bir düşünce gibi geldiyse şimdi onsuz yapamıyorsak. 10.000 sene önceki insanları hayal edelim.
    -şu hayvanı kendime alıştıracağım onun arkasına bir sopa takacağım hayvanla o sopayı toprağa sokup karıştıracak tohumları serpeceğim bir süre sonra daha fazla tohumum olacak nasıl fikir ama diyen birinin aldığı cevaplar ilginç olsa gerek(bundan güzel karikatür yapılır)
    Süleyman peygamberin hayvanların dilinden anlaması mucizesi bu bilgiye ulaştığının göstergesi olabilir.
    hayvanların ehliletirilmesinden sonraki tamamlayıcı bilgi tarım bilgisiydi bu ikisi birleşince medeniyet fışkırdı. bu bilgiyi elinde tutanlar hüküm sahibi oldular şimdiki düşünce yapımıza ters gelsede o zamanlar öyle değil. bilgi sahipleri ekinlerin ne zaman ekileceğini söylüyor ne zaman hasat edileceğini söylüyor her zamanda doğru çıkıyor insanların karnını bu bilgi sahiplerinin ağzından çıkacak iki kelime doyuruyor böyle düşünün.
    sonraki zamanlarda metal bilgisi geldi bilinen dünyanın güç dengelerini alt üst etti, ahmet hocamızın işaret ettiği gibi 300 yıl önce ingiltereye motor bilgisi geldi tüm dünyanın güç dengeleri alt üst oldu.

    peki bundan sonra hanki bilgi gelecek? bence gelecek olan şey sanal zeka bu konuda iyi düşünmek gerek. kendisi veri toplayan bu veriyi işleyen ve bir sonuç çıkaran bu sonuca göre karar verip hareket edebilen sistemler. ne olabilir sanal doktorlar olabilirmi? düşünün binlerce senelik tıp bilgisinin hepsini biliyor analiz yapıp sonuçlarına en doğru karar verip doğru tedaviyide kendisi karar verip ameliyat bile yapabiliyor ölümden başka herşeye çare!!!!! bunun askeri versiyonunu düşünün kaybedecek bir savaşı yok. birde bu bilgiyi elinde tutanları düşünün. eski mısırlı halk nasıl ki bilgi sahiplerine firavun tanrı gözüyle bakıyorlardı, o gün geldiğinde bizimde onlardan bir farkımız olmayacak.
    Teşekkür edenler (1)esen
  • esenesen Gönderiler: 322. Derece

      Ahit sandığındaki bu bilgi; bir denklem yada bir formül olmanın ötesinde birşey, elle tutulur nitelikte somut bir bilgi değil zannımca. Kuran'da; 'inananlar için bir delil olduğu' şekliyle geçiyor. Peki nasıl bir delil, Ahmet abinin de dediği gibi tamamlayıcı nitelikte teolojik bir bilgiyi çağırıştırıyor...

      Diğer yandan Ahit sandığındaki bilgi benim aklıma levhi mahfuzu getirmekte. Acaba bu bilgi, her bilginin kayıtlı olduğu levhi mahfuza ulaşmamızın bir anahtarı olabilir mi? Şüphesiz her bilginin mevcut olduğu yerde son medeniyet için gerekli argümanlara ulaşmak da mümkün olacaktır...

      Gelelim son medeniyetin ulaşacağı en üst bilginin ne olacağı konusuna...

      Ben bu bilginin kuantum dünyasının gizemini çözeceğini ve karşımıza 'herşeyin formülü' yada 'tanrının formülü' olarak adlandırılan bilgiyi çıkaracağını düşünüyorum. Bugünkü ulaştığımız bilgiler ışığında maddenin yapısının atomlardan oluştuğunu, bunun da ötesinde atam altıparçacıkların var  olduğunu biliyoruz. Atomların yapısının büyük kısmını elektron bulutları oluşturmaktadır. Ve ilginç olanı bu elektronlar düzensiz ve süreksiz hareketler yapmaktadır. Elektronlar yörüngeler arası sıçramalar yapmakta ve aynı anda birden fazla yerde olabilmektedir. Bilim dünyasını kökten değiştiren çift yarık deneyini de es geçmek istemem. Çift yarık deneyinde; yarıklara doğru fırlatılan bir elektron aynı anda iki yarıktan birden geçmekte ve dalga modeli oluşturmaktadır. Bilim adamları buna ikna olmayıp yakından bakmak istediğinde hayret verici bir durumla karşılaştılar. Elektron gözlendiğinde sadece tek bir yarıktan geçmiş ve parçacık modeli oluşturmuştur. O halde madde parçacık mıdır? Dalga mıdır? Ve en önemlisi gözlemcinin(bilincin) madde üzerinde etkisi nedir? 

      Tüm bunlar sırrını korurken bilim adamları big bang sonrası ortaya çıkan enerjinin atomlara nasıl kütle kazandırdığı araştırmaktadır. Cern'de yapılan tam da budur! Higgs bozonu(Tanrı parçacığı) teorisi ortaya atılmış ve big bang labaratuvar ortamında canlandırılarak bu parçanın varlığı ispatlanmaya çalışılmaktadır. Cevabı aranan soru; madde nasıl meydana geldi?

      Son olarak kuantum dünyasının sırrının çözülmesinin ortaya çıkaracağı teknolojik güçten de bahsetmek isterim...

     Bilindiği gibi klasik bilgisayar bitlerden oluşmaktadır. Her bit 0 veya 1 değerini alabilir. Kuantum bilgisayarları ise kübitlerden oluşmaktadır. Kübit 0 veya 1 durumunu aynı anda içerir. Buna kuantum çakışması da deniyor. Yani klasik bilgisayarda 100bitlik bilgi, kuantum bilgisayarında 100kübit olarak düşünüldüğünde 2^100 şeklini almaktadır. Arada sayısal olarak uçurum bulunuyor. Yani kuantum bilgisayarı aynı anda birçok olasılığı hesaplayan bir yapay zekadır. Ayrıca bu durum insan beyninin çalışmasına oldukça benzerlik gösteriyor. İnsan beyninde sinapslar arası elektriksel iletimde elektron sıçramaları gözlenmiştir. Yani insan düşünür ve uygularken sinapslar arası iletilen elektronlar potansiyeller dalgasıdan çıkarak bir sinyal haline dönüşmekte ve insan aklındaki sayısız düşünce arasından nihai bir sonuca ulaşmaktadır .Bununla birlikte bilincin tam olarak ne olduğu konusu hala gizemini korumaktadır.

      Kanaatim odur ki, insanoğlu ulaşacağı son bilgi ile maddenin, bilincin ve ruhun ne olduğunu anlayacak  puzzle'ın bütün parçaları tamamlanacak ve nihai Allah bilgisine ulaşılacaktır..

    Gene de herşeyin doğrusunu Allah biliyor...

  • Yafesin_TorunuYafesin_Torunu Gönderiler: 803. Derece
    Benim bu konuda basit, öz ama bir o kadar da samimi bir önerim var. Yaklaşan 3. Dünya savaşında neden Yahudileri tehdit etmeyelim ki? Evet Gnosis diye bir şey vardır bunu da çok komplikeleştirmeye gerek yok Ahmet abininde dediği gibi Allah'ın insanlara faydalı işler yapması için verdiği bir nimet olarak görmekteyim. Ama gelin görün ki insanoğlu nankörlüğün hakkını burda da göstermiştir tarihte malesef. Ama Ahmet abiyi şu konuda uyarmalıyım dediği gibi bu bilgiye ulaşanın bir şekilde kökü kuruyor. Tufanda bunun bir göstergesi kanaatimce. Gnosisle Efendimiz Sav dönemi arasındaki bağı anlayıp sonra Yahudi ile masaya eğer oturacaksak oturalım. Belliki bu bilgide ufak bir yanlışlık toplumu yeksan ediyor. Bunu dikkate almalıyız. Yine en doğrusunu Allah bilir. Selam ve dua ile.
  • hakimbeyazhakimbeyaz Gönderiler: 3143. Derece
    Ocak 8 düzenlendi
    Sevgili kınık ''Bilgideki ufak bir yanlışlık toplumu yeksan ediyor'' cümlene, müsadenle yorum katmak isterim. Benim burdan anladığım bizatihi bilginin toplumu yok etmek gibi bir anlamı olmamalı.Bu bilginin kullanılması ile alakalıdır diye düşünüyorum.  Bilgiye adapte olamayan, kendini yenileyemeyen, ayak uyduramayan,çağın gerisinde kalan teknolojiyi takip edemeyen yada yerinde sayan anlamları çıkarmıştım. Yani gizem içeren gnostik  korkulacak bir anlamı da olabilir mi ?  bilemedim. Daha ziyade buna ilham bu kişilere de mucit demeyi tercih ederim. Buda o kişilerin ruhlarıyla alakalıdır. Bilginin ruhani bir yönü olduğu fikrini de buraya bağlamak isterim. Aksi takdirde Piri Reisin günümüzdekine çok yakın dünya haritasını çizmesini açıklayamayız. Bilgiyi yanlış kullanarak atom bobası yaparsın insanları ve canlıları yok edersin.  Bilgide yaratıktır yaratılmıştır tıpkı zaman gibi. Zaman da gün geldiğinde yok olacak, kurani tabirle  dürülecek  sonsuz  zamansız bir dönem olan ahiret başlayacak  bilgide öyledir. izin verilen tüm bilgiler açığa çıkacak öğrenilecek. Yinede en doğruyu Allah bilir.  saygılarımla 
  • Yafesin_TorunuYafesin_Torunu Gönderiler: 803. Derece
    Sevgili hakimbeyaz kardeşim gayet doğru anlamışsın. Kast ettiğimde o idi zaten, evet insanların yararına kullanılması en güzeli. Lakin bunun böyle olmadığıda aşikar bir gerçek. Tarihte bunu en iyi kullanan ya da kullanabilenlerden birisi olan Osmanlı da yok artık. Madem içerikten konu açtın kardeşim devam edeyim yukarıda bahsetmemistim şimdi girizgahımızı yapalım. Efendimiz Sav dönemi yani kainatın şu dünya hayatındaki şüphesiz ki en güzel döneminde Gnosis neredeydi? Ruhaniyet demişsin soruyorum asrı saadettin ruhaniyeti ne idi? Daha doğrusu o dönemin ruhaniyete ihtiyacı var mıydı? Bi zatihi o dönemin kendisi koca bir alemin öz ruhuydu. Bunu Rabbimizin Kainatı Efendimiz Sav için yarattığından anlıyoruz. Yani mesele şu Asr-ı Saadette gnosis kullanıldı mı kullanılmadı mı? Bence kullanılmadı. Demem o ki eğer bu dönemde Yahudi ile işbirliği yapacaksak bunu doğrudan bizim elimizle değil derinde biz olmak kaydı ile başkası üzerinden yapalım. Kaba tabirle ihale bize patlamasın. Ayrıca Efendimiz Sav'in yahudilerle nasıl geçindiğinede bakmak lazım anahtarda burada zaten. İnşaAllah anlatabilmişimdir. Ahmet abinin yapacağı 2. Videoyu hele bir bekleyelim. Selam ve dua ile.
  • agartaagarta Gönderiler: 72. Derece
    Ahmet hocam selamlar içtiğinin çay olduğun dan eminiz insaallah bilgiyi aramaktan bahseder ken ben bu bilginin türkiye de olduğunü düşünüyorum
    Efendimiz taberiye golünden kutsal sandığın çıkacağını söylüyor taberiye anlam itibari ile tab edilmiş yani kalinlaştirilmis şöyle tabanı kalinlaştirilmis havuz gibi özel yapılan bir göl olduğunu düşünüyorum ve bu gölün şekil itibari olarak ta keldani alfabesinde ki vav harfi şeklinde olduğunu sanıyorum
    Golün altında ise babil dönemindeki askeri karargah yapısında yapılmış bir yapı olabilir sebebi ise karargah larin yapısı vav harfi gibi eğer devletimiz bu konuya edilirse eminim bulacaklardır çünkü bu emanetler tarihtede hep devlet eliyle ortaya çıkmış tir diğer bir hadisde ise Antakya dan bahsedilmektedir Antakya ise
    Anlamı itibari ile eski şehir anlamına geliyor tabi bunlar
    benim acizane tespit lerim tabiki endogruyu Kadiri mutlak olan Allah bilir Allah a emanet olun
  • yörükyörük Gönderiler: 1783. Derece
    agarta o sandık başka sandık hafızam silik birşeyler hatırlıyor. iran taraflarında bir göl var hangi peygamberse onun spermi o göle düşmüş zamanı gelince bir kız o göle girecek sperm yerini bulacak babasız bir çocuk beklenen kurtarıcı dünyaya gelecek. adamlar buna inanıyor. inandığı şeye Kuran dan delil bulamazsa peygambere söyletiyorlar.
  • agartaagarta Gönderiler: 72. Derece
    Kınık o tür efsaneler tarihten geliyor bizimde türk efsanelerinde kurdun vasıtasıyla hamile kalan kız larin doğurduğu kurtarıcı lardan bahsediyor benim bahsettiğim o değil biz bunu kurani kerimde de hz isa nin doğumunda görüyoruz orda allah cc insanlara o zaman insanlar tanrılara doğurganlık at Federek kendilerinin tanrı olduklarını idda ediyorlardı ve bu günde hocamın bahsettiği o hanedeanlarin tanrilik iddiaları o zamanlardaki bu inanç tan geliyor o yüzden allah cc hz isayi babasız dünyaya getirerek bu putperest lerin inanç larinin yanlış olduğunu onlara göstermiş tir ama onlar yine anlamamış lardir hz isayi
    Red ederek sapkınlık larina devam ettiler
    Benim bahsettiğim taberiye golü ise emanet lerin olabileceğini düşündüğüm göl olan taberiye golü o nun
    Sebebi de kral koreşin mezarinin o gölün altında olabileceği mezarda ise danyal as emanet edilen bütün emanetlerinin yanına konulduğu nü zannediyorum
  • Yafesin_TorunuYafesin_Torunu Gönderiler: 803. Derece
    Yörük bahsettiğim konuyu sen farklı bir konu ile bağdaştırıyorsun Gnosisin efsanelerle bir ilgisi yok. Onu efsaneleştiren Hristiyan kültürüdür. Ha eğer efsane konusunu soracak olursan bunların hepsi hayal ürünü değil. Mesela Hz Nuh döneminde büyük devasa boyutta insanlar yaşarmış isimleri ise Uç imiş günümüze ise kadınlar çocuklarını uyutmak için "bak uyumazsan öcü gelir" diyerekten öcü olarak gelmiş. Yani hepsinin bana göre bir gerçeklik payı var mesela o dönemlerde yaşayan insanlara şimdiki İnterneti anlatsan bu da onlara efsane gelir belkide. Ha tanrılastirma konusuna gelecek olursak yine bildiğim kadarıyla o dönemde cinler yarı insan yarı hayvan konumununda insanlara görünerek onları aldatmış. Bu konu gerçekten çok uzun ve bilgimde malesef yeterli değil fazla. Hatta bu konuya girersen Hz Adem'in 19. Göbekten torunu olan TURK'e onunda oğlu olan istanbul'a kadar dayanırsın. Belki Ahmet ileride bu konularda değinir yani efsanelere. Herşeyin doğrusunu Alim olan Allah biliyor. Selam ve dua ile.
  • osmankaracaosmankaraca Gönderiler: 252. Derece
    Kınık abiye katılıyorum.Hz Adem as ın boyu bulutlara değdiği için saçları dökülmeye başlamış.Allah u zülcelal de onun boyunu kısaltmış.150o yıl yaşamış.
    Yukarıda bir kardeşimiz efendimiz asv zamanında gnosis i kullanmış mı diye bir soru sormuş.Allah o na asv a belki milyon gnosis yüklemiştir.ebed den ezele ne yasanmis ne yasanacak tüm bilgileri yüklemiştir.
    Yüklemeyi de bir kenara bırakalım Rabbi teala onun ağzından bizatihi kendi konuşmuştur.Fetih suresi 10.cu ayeti kerimede buyurmuştur yüce Allah.
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .