DerinDunya Haber Açıldı! Sizleri de bekliyoruz : DerinDunya Haber
DerinDunya Sözlük açıldı! Sizlerin de katılımını bekliyoruz...

AhmetYozgat

Hakkında

Kullanıcı Adı
AhmetYozgat
Katıldı
Ziyaretler
169
Son Etkinlik
Roller
Üye, Moderatör
Puanlar
58
Rozetler
7
Gönderiler
288
Teşekkür Edildi
842
  • Hz. Peygamber ve Tebliğ

    FaceBook'taki kardeşlerimden Ramiz Karaeski ile aramızda şunlar geçti; dedi ki Sevgili Ramiz: "Selam Aleyküm hocam eğer kabul ederseniz dinle ilgili size bir soru sorabilirmiyim belki sizin ilgi alanınız değil ama sizin fikriniz bilginiz benim için cok önemli?"

    Hay hay Sevgili Ramiz... Bekliyorum.

    Ve devam etti Ramiz: "Teşekkür ederim hocam! internetten celal şengör diye bir bilimcinin konuşmasını dinledim kendisi ateist Allah'a kitaba inanmadığını islam ve islamla bağdaşan diğer dinler ortadoğu masalları olduğunu söylüyor aksi taktirde çinlilere ve japonlarada peygamber gelirdi onlara neden peygamber gelmedi diye bir takım seyler söyledi  benim kafamı karıştıran onun söylediği gibi haşa Allah yok kitap yok gibi bir şey değil iman ettik Allah'a habibine ve kitabına inandık elhamdülillah kafamı karıştıran peygamber efendimiz çinlileri japonları islama davet etmedimi yani hükmünü sadece orta doğudamı sürdürdü ben sadece meraktan soruyorum bunu.

    Ramiz sağlığımızı da unutmadı: : "Geçmiş olsun hocam Allah şifa versin inşallah!" dedi.

    Sevgili Ramiz. Allah razı olsun! 

    Soruna gelince: Son üç yüz yıl hariç, hemen hemen yeryüzündeki tüm dinler; bir resul ya da nebi inancı olarak ortaya çıktı. Sonradan bozuldu; Yahudilik gibi, Hıristiyanlık gibi.... Hatta Zerdüştlük gibi... Hani derler ya "Hindistan BRAHMANİZM'indeki Brahma, ile Hz. iBRAHİM aynı kişi olsa gerek..." diye. Ve Aynı Hz. İbrahim'in Zerdüştlük'teki 3. Saoşyant (Yani Kadim İran Mehtisi... Henüz gelmemiş olan 4. Saoşyant'ın da Hz. Muhammed olduğu iddiası var.) ve Mecusilik'in de ateşin yakmadığı Hz. İbrahim ile ilişkili olduğu ve bu nedenle ateşin kutsandığı tahmin ediliyor.

    Bunun gibi Uzakdoğu Dinlerindeki Buda ve Konfiçyusus'un nebi olma ihtimalinden söz ediliyor. (Bize göre peygamberden çok tasavvuf şeyhlerini andırmaktalar. Japon Şintoculuğu için de aynı kanıdayız.)

     Yine bunun gibi Türk Oğuz Kağan için de aynı iddia geçerli. Göktürklü Bilge Kağan için de peygamber olabilir denmekte. Lakin biz buna katılmıyoruz. Zira Bilge Kağan Hz. Efendimizle yakın çağın adamı. Doğumu 683 - ölümü ise 25 Kasım 734: Buna göre Bilge, 632'den 50 sene sonra dğmuş olmakta. Üstelik, kendisinin Budist olma isteği de tarihi bir vaka. Ancak bir "Türk Peygamber"den söz ediliyor. Adı Olcay/Olcayto Nebi... Kanatimizce bu da değil. Asıl olan şu: Türklerin nebisi Hz.Nuhoğlu Yafet'ti... Yani Asya'nın kapısını açan AbdülFETtah...

    Peygamberimizin ya da İslamiyetin, Ortadoğu dışında tebliğ yapıp yapmadığı hususundaki soruna gelince. İslamın tebliğcileri, doğduğu yıllar içerisinde dünyanın dört bir yanına tebliğ edildi. Upuzak Asya diyebileceğimiz ÇinHindi'ne dahi.  Sevgili Peygamberimizin, Göktürklü Sahabelerinin olduğu bilinmekte. Hatta Süreyciler diye bilinen bir KAYILI demirci ailesinin Medine'de meslek icra ettikleri de malum. Hz. Osman'ın Topkapı'daki kılıcındaki "IYI" tamgası da o demircilerin mührü. O tamga, Ertuğrul filmiyle ortaya çıktı ve mitinglerdeki yerini aldı. Selam ve dualarımla... 
    ***
    derindunya
  • Ahmetyozgat'tan Talha'ya Mektup

    RUS, ÇİN ve İRAN'ın Uzattığı Dikenli Gül Dalı...
      Ya Da Suya Düşen Yılana, İkinci Kez Sarılmamalı...

    Ahmet YOZGAT

    Sevgili kardeşlerimizden Talha Meniz, bir hususu merak etmiş. Soruyor: Ahmet Abi... Türkiye, Rusya, Çin ve İran, bundan sonra beraber çalışacaklarını belirttiler? Sizce, bu samimi bir açıklama mı? Yoksa Doğu blogunda yeni bir Truva atı mı? Eğer samimi bir açıklama ise bu, resmen kendi topuğumuza sıkmak olmaz mı?"

    Sevgili Talha! Batı ittifakının ihanetini keşfeden Türkiye'nin yeni dostlar aradığından hareketle çeşitli odaklar, Ankara'ya gül dalı uzatmaktalar.

    İsrail mesela...

    Şangay Beşlisi mesela...

    Ve son olarak da "Rusya, Çin ve İran..." üçlüsü...

    Bu açıklama C.Başkanının, Kasım 2016'da Pakistan ziyaretinde sarf ettiği "Müslüman dünyanın, kendi ittifakı"ndan söz etmesinden sonra oldu.

    İran, "Müslüman dünyanın kendi ittifakı..." denirken, Sünni Dünya'ya işaret edildiğini anlama yanlışını sürdürmeye devam etmekte. Böyle bir ittifakın kendisine karşı yapılacağı zannıyla Ankara'ya bir başka teklife başvuruyor...

    (Buna, İran hinliğinin tarifiyle "Yağlı Kemik" de diyebiliriz; oysa bilmiyor ki Türkiye "Yağlı Kemik" derdinde değil, salt hakikatin peşinde...)

    İran; "Pakistan'a karşı ben, Rusya ve Çin..." diyor.

    Zira Tahran'ın en büyük korkusu, Pakistan'ın nükleer sırlarını, (giderayak...) Türkiye'ye vermesi. (Oysa "Kardaşlarımız" sırrı çoktan verdi bile...)

    Rusya ve Çin'e gelince... Onların yegane korkusu, Türkiye'nin bir başka ittifak içinde, (mukadder olarak) büyümesi... Çünkü bu devletlerin her ikisi de ömürlerini tamamlamış iki dev durumunda...

    Ve bu devlerin ölümü, Türkler eliyle olacak mecburen. Zira yumuşak karınları, lebalep Türk dolu... İşte, Moskova ve Pekin'in korkusu, bu yumuşak karın...

    (Ve bir gün, o karnın patlaması; derinden derine orta bölgelerinin guruldayıp durduğunu duymaktalar.

    Çinin Uygur Türk bölgesinde olup biteni, dostumuz, Mir Kaşgarlı'nın paylaşımlarından, günü gününe takip ediyor; buğz etmeyi sürdürüyoruz: Lanet olsun tarihi düşmanımız Çin'e!

    Rus'u da Çin’den başka bir biçimde görmüyoruz: Uralların doğusu ve batısında uzanan uçsuz bucaksız Türk soydaşlarımızın ve Kafkasya'daki din kardeşlerimizin illerine çökmüş; yüz yıllardan beri göz açtırmamakta. Bu hal, daha ne zamana kadar? 150 yılı aşkın bir zamandan beri, kardeşlerimizin sağrısına vurulmuş olan boyunduruğun çözülmesinin arefesindeyiz; inşallah! Bu boyunduruğu, bir o kadar daha, oldukları yerde tutmaya yardımcı olmak Türkiye’ye yakışmaz. Asla! Fakat bu iki devlet, yakışacağına ve bu yakıştırmayı Türkiye aracılığıyla sürdüreceklerine öyle inanmakta ki… Rüşvetini vererek...)

    O nedenle akılları sıra, bunalmış gibi duran Türkiye'yi yanlarına alarak, olası ölümlerini ötelemek istiyorlar.

    Siz “Suya düşen, yılana sarılır.” deyiminin hikayesini biliyor musunuz? Bilmiyorsanız, öğrenmeyin daha iyi! Dememiz o ki Türkiye, tarihte düştüğü sulardan birinden çıkmak için yılana sarılmıştı. Sonunda ne olduğunu gördü. Yılan, Türk’ü ısırdı. Devir, 2. Mahmut devriydi.

    Konuya devam edelim:

    Eğer Ankara, bu tekliften bir İttifak çıkarırsa, nihai kurtuluş için gün sayan, Türk ve İslam dünyasına, bir yüz yıl daha kaybettirir. Ve soy kardeşlerimizi Rus-Çin; din kardeşlerimizi de mevcut Aryan dünyasına, bir daha kurban eder. Bunun vebali ağır olur.
    Lakin Ankara, uzatılan dalı, bir stratejik ittifak olarak değil de taktik beraberlik olarak kabul ederse, Batı'nın ihanetinin düşmanlık seviyesine ulaştığı şu günlerde tadından yenmez!

    Bu minvalde, ticari ilişkiler büyütülür,
    Rusya veya Çin'den askeri teknoloji ithal edilir.
    İran'la çeliştiğimiz Ortadoğu sorununun çözümünde ilerleme kaydedilir.
    Yerel parayla yapılan ticaret, dolar kapanını kırar...

    Ben, Fakir böyle düşünüyorum. Tabii ki en doğrusunu Allah biliyor!

    Selam ve dua ile...
    ***
    derindunya
  • TÜRKLER VE YAHUDİLER-3 : Sabetay ve Ayrılık / Türkiye - İsrail İlişkileri

    Sevgili Yörük'ün şahsında tüm karındaşlarım:  "...sanırım bu soruların cevabı ahmet hocamızın dediği gibi yahudi tarihinde saklı." cümlesinden hareketle...
    Diyelim ki... Evet, dünyanın gizli tarihini saklayan bir sır küpünden söz etmektesin. Ama en önemli şey Yahudi'nin saklandığı dünya tarihi dense (ki ben fakir öyle diyorum.) yeridir.
    Sevgili yörük, bu konuda çektiğimiz diğer videolar sırayla gelecek ancak vakit geçmesin diye bir sıra değişikliği yaptık. Şimdilik en son çekilen video, (şu üç parçalık Musul Operasyonu konusunu aradan çıkartalım da...) zannediyorum on gün sonra sizlere sunulacak. İnşallah! Ve o çalışmayla beraber, şu an kafamızdaki dünyanın derinlerine bakış penceresi, on kat genişleyecek ve tarihin kendisi için "NEDEN-SONUÇ" ilişkisinin asıl argümanına ulaşmış olacağız. Ve "DERİNDÜNYA KARDEŞLERİ" için dünü, bugünü ve yarını yorumlamak daha kolay olacak. Ee, bekleyelim o halde... 
    Devamla... Yahudi'nin Gizli Tarihinin özeti diyebileceğimiz 8-10 videonun üzerinden ilerleyen  yol, bizi "17. İMPARATORLUK ve SÜLEYMAN MEDENİYETİ"nin kapı eşiğine götürüp bırakacak. Orada, Türkiye-Türkler, kapıyı zorlamayacak; kapı kendiliğinden açılacak; inşallah! Zira Yahudi Tarihi, en mahrem sırlarını, Türklerle ile paylaştı demiyorum; Türklerin mahreminde saklamakta.
    Hemen ekleyelim: Yahudiler, mahrem sırlarını İngilizlerle ve biraz da Amerikalılarla paylaştılar, küçük bir kısmını da Almanlarla...
    Ama bu paylaşım İngilizleri çok yordu ve bitirdi. İşte Fakir, "Birkaç aydan beri (AB Referandumundan sonra?  İngilizler,  (Nato Varşova Zirvesiyle beraber) tarihten düştü ve onula birlikte İsrail de... diyegeliyorum. Ve devam ediyorum: O ikisi için istikbal yok artık. Ancak İsrail için istikbal Türkiye'nin "GÜDÜMÜ"ne girmekte. Bu da ancak İNGOJUDİK birlikteliğin sonlanması nedeniyle artık anlamsız, faydasız hatta zarar veren bir sahiplenme olarak İsrail'i hala bağlar görülen "Made ın İNGİLİZ" gömleğini çıkarması ve Lübnandaki Hıristiyanlar yani Maruniler  ölçüsünde, edilgen bir toplum olmasıyla hayata geçebilir. Yoksa "İSRAİL MUSEVİLİĞİ" kara yere göçmesi  bugün, yarın kadar kısa bir gelecekle olup bitecek.
    Onun için diyoruz ki: "İsrail'i kim kurtaracak?" Elbette Türkler! Tıpkı 1492'de olduğu gibi. 1940'da olduğu gibi...
     İşte, bu anlatılmalı Telaviv'e.. Gerçi zaten onlar da biliyor ya...
    Ne olacak İsrail Musevileri kurtarılınca? Museviler, İngilizlerden, İngilizler Siyonistlerden kurtulacak; Ortadoğu ve Filistinliler, İsrail Siyonistlerinden kurtulacak; İsrail Musevileri, Siyonizmden kurtulacak; İnsanlık, İngojudik zulmünden kurtulacak...  
    İşte o zaman, İsrail Yahudiliğinin beklediği Mesih gelmiş olacak.
    Kimdi Yahudiler için Mesih?
    Elbette Hz. İsa idi. O, geldi ama inanmadılar. Ancak O'na inananların ilk neslinden sonra Bizans aracılığıyla "Muharref İncil'in öğretisi"ne evrilenler yani  Oğul İsacılar(Hristoscular) için Mesih,  İsa değil artık; sadece Hz. Muhammed....
    İşte, Yahudileri Mesihlerine ulaştıracak ve Türkler eliyle fitillenecek olan operasyon, Yahudilerin "Derin SAVLİK OPERASYONU"nun da deşifre olmasına neden olacak. Ve mecburen domino taşları devrilecek, hakikate doğru.
    İnşallah. Tekraren altını çizelim: Bütün bunlar sadece Türkler eliyle olacak, başkaları yok ilk elde İsrail'in geleceğinde ve diğer olacaklarda...
     Peki, ondan sonra İsrail Musevileri, nasıl devam edecek ya da etmeli yaşamlarına;
    Elbette, yaşam onlar için son Arz-ı Mevut olacak olan Kıbrıs'ta...  
    İşte burada Sevgili Yörük'ün anlatımındaki şu pasajı buraya yapıştırmak şart oldu: "Türkiye nin kıbrıs barış harekatı adadaki türkleri kurtarmak için değil kıbrıs'taki yahudi toplumunu kurtarmak için yapıldığını söyleyenler var, rumlar darbe yapmış yahudi'leri adadan atacaklar ken Türkiye imdatlarına yetişti adada 2 devletli bir güç dengesi oldu yahudi'lerde adada yüzyıllardır ince ince kurdukları düzen bozulmadan kalabildiler mealinde bir şeyler hatırlıyorum."
    Hatırladıkların işte buraya kadar uzanmakta sevgili Yörük. Ta Kıbrıs'ın, hala yerleşime açılmamış olan Maraş bölgesine kadar.
    Bilmem anlata bildim mi?
    Hülasa, konu uzun... Dallı budaklı ve çok hikayeli.
    Yeri geldiğinde, o bölümleri de yazar ya da konuşuruz inşallah. Yavaş yavaş ve hazmede hazmede...
    Ve her şeyin hakikatı sadece Aliym olanda saklı. Selamlarımla...