AHMET YOZGAT: KÜRESEL MÜHÜR

Cevapla
SerdarTpz
Mesajlar: 18
Kayıt: 17 Mar 2019, 11:15
 Teşekkür edildi: 11 sefer

AHMET YOZGAT: KÜRESEL MÜHÜR

Mesaj gönderen SerdarTpz » 21 Mar 2019, 20:25

AHMET YOZGAT'IN 14 OCAK'TA FACEBOOK SAYFAMIZDA PAYLAŞTIĞI MAKALEDİR.

Küreselciliğin Deşifresi 2
Bir süre önce çok bunalmıştık. Hatta Sevgili Abdulhakim hatırlayacaktır. Bir konuşmamızda; kendisine dedik ki “Hakimciğim, ne yazık ki başarılı olamadık. 20. Yüzyılın ve 2. Binyılın Kronik Ezberlerini bozarak, memleket evlatlarını, 21. Yüzyıl ve 3. Binyılın eşiğinde, karınca kararınca zihni, beyinsel, fikri bir düşünce zeminine hazırlamakta başarılı olamadık. En son hamlelerden biri olarak, “Küreselci Ezber”i bozmayı omuzlamaktayız. Bu minvalde; belki de ezberlerin en kalınını, en koyusunu, en kavisini zorluyoruz. Yani son yazdıklarımız; Karanlığın Şövalyeleri Küreselcilerle ilgili… Bu nedenle “Koygun Karanlık”ı anlatıyoruz ancak anlatamıyoruz. Kardeşlerimiz; bunca videonun peşi sıra; bir nihai mühür olsun diye “Küreselcilik ve Anti Küreselcilik” kavramları üzerinden anlattıklarımızı dinledikten sonra öyle bir şey söylüyorlar ki… Buraya kadar tüm anlattıklarımız, alt üst oluyor ve sanki emeklerimizi boşa gitmiş gibi hissediyoruz. Bu nedenle bir çıkmazın içerisindeyiz. Ve belki de bundan sonra konuşmayı bırakacağız! Haberin olsun!”

Ne desin Sevgili Abdülhakim?! Tabii ki itiraz etti. Zaten, biz de kendi isteğimizle alandan kaçıp gidecek değiliz ya. Yukarıda sarf ettiğimiz; bunalmışlık cümleleri de bir depresif halin eseri olarak, anlık feryadımızdı. Abdulhakim’e söyledik ve kurtulduk. O da itiraz etti. İtirazını da aldık kabul ettik. Görüldüğü gibi kaldığımız yerden devam ediyoruz. Zira hepimiz, topyekün bir savaşın parçalarıyız. Ve Herkes; bu savaşta, üzerine düşeni yapmakta. Elbette; cephede vuruşan askerlerle boy ölçüşecek değiliz. Ancak bizimki de bu genel Savaş ortamında, Lojistik bir destek olarak algılanabilir. Yani askerlere; karargah mutfağında, karavana pişiren ve “Kılıçaslanlar”ın karnını doyuran aşçının kardeşiyiz. “Biz de beyinler için salatalar üretiyoruz!” diye düşünebiliriz. Ve” Kızılelmacı Savaşçılar”ı, Kızılelma Yolculuğuna hazırlamanın devasa mühimmatından biri tabağı da bizim salatamız olsun! İnşallah!
***
Dönelim Sevgili Recep'e... Malum; dün yazdığımız makalenin başlığı ona aitti: “Trump, Küresel Güçlere Karşı mı Veya Amerikan Başkanı, Küreselci mi?” Fakiri yukarıdaki karamsarlığından kurtaran; son dilimin en müthiş sorusu, en başat suali bu... Belki de ilk defa soruldu bu sual dünyada. Bu soruyu okuyunca, gözlerim ışıladı ve anladım ki anlattıklarımı anlayan ve ötesine dair soru üreten biri var: O da Sevgili Recep Özbay! Kendisini kutluyorum. Ama devamı da var bunun. Ve işte, onun en son yazdığı makale altı mesaj da şöyle…

“Ahmet abi… Tapınakçılar sahneye çıktığına göre; son sözde Trump, bir gecede, Suriye’den çekilme kararını neden aldı? O gece olan, önemli gelişme neydi; bu karar niye alındı? Küresel Güçler, kendi aralarında çatışıyorlar mı? Fransa, Bavyera ve Almanya Federallerinin birleşmelerinden sonra, siyasi barometre Fransa… Orada olacakları iyi izlemek gerekiyor. Lakin İngiltere’de “Kraliçe Windsor Aklı”na, bir yönetim darbesi olacak gibi görünmekte. Bunlar, çok önemli öngörüler! Ve malum gazeteci Diler Bey; bu anlattıklarınızın tam tersini anlatıyor yazılarında. Mesela, Rusya ve Çin’in, Küreselci olduğunu… Gerçi o; bu kavganın ana temasını, tam ve net belirleyemiyor. ‘Yüzyılcı Hanedan Aklı’ ile ‘Binyılcı Tapınakçıları,’ kavrayamamış gibi… Bu ayırımı ve karşıtlığı; tam olarak, ortaya koymuyor ya da bilmiyor.”
***
İşte bu! Yıllardan beri;derece derece yükselttiğimiz Derindünya Siyasilojisi”ni anlamış görünüyor Sevgili Recep. Yaz sonunda yayınladığımız ve “Küreselcilik” etrafında dolanan makalelerimizin sonunda; artık onunla atlarımız, birlikte koşuyor.

Hadi, itiraf edeyim: Yukarıdaki karamsarlığımıza sebep olan kardeşler arasında Recep’te vardı. Dostum, Kardeşim Sevgili Recep, çalışkanlığı; sürekli ve her konuda ilginç mesajlar yayınlaması; fakiri, sabah röportajları için zorlamasıyla dikkatimi çekmişti. Birkaç aydan beri mesajlaşmaktayız kendisiyle. İtiraf etmeliyim ki bu kadar ve kısa zamanda; zihninde, sayısız pencerelerin açıldığını fark ettik. Buna rağmen, nice zamandan beri konuştuğumuz ve yazıştığımız bazı arkadaşlarımızın; bir mesajında yazdığı basit ama temel bir cümleyle savrulup gittiği de görüş sahamıza girdi. Eski ezberler deryasına savrulmaları anlık olmuştu… Kardeşlerimin o cümlelerini okuyunca, demiştim ki “Ya fakir anlatamamışız kendimizi ya da kardeşim anlamamış!” Galiba; geldiğimiz umutsuz noktada, verdiğimiz karar , kabahat fakirdeymiş oldu. Evet, maalesef biz, meramımızı anlatamamış ya da yetersiz kalmışız siyasal felsefemizi masaya koymakta. Lakin artık mutluyuz çünkü Recep örneğinden anladığımız kadarıyla rampayı aşmayı başarmış gibiyiz. Meramımızı anlatabilmişiz. Konuyu anlamayanlar ise eski ezberlerini kurbanı olmuşlar; bizim anlatamamışımızın değil …

Şu Küreselcilik meselesin, iyi ki takmış; tekrar yapmış ve konuyu pekiştirmişiz… Ya, “Konunun etrafinda dönup duruyorsunuz. Ama bir türlü özüne inemiyorsunuz. Güzel sözlerle süslenmis metinden öteye gitmemis.” diyerek, Küreselciliği anlattığımız bir makalenin altına yorum yazan Sevgili Kardeşim, Muhsin’e uysaymışız! Oysa Sevgili Muhsin’in bu yorumunu, ilk okuduğumuzda kendisine hak vermiş ancak kendi kendimize de “Aynı konu üzerinde dönüyoruz. Zira anlatamıyoruz, anlatmayı beceremiyoruz Sevgili Muhsin!” demiştik.

Halbuki Küreselcileri ve Küreselciliği anlamadan ve anlatmadan, daha ötesine dair bir projeksiyon yapmamız mümkün değildi. Şimdiye kadar söylediğimiz bir dolu şeyin mührü gibiydi Küreselcilik. O Küreselcilik ki bir “Pandora Kutusu” ama kilit üstüne kilit vurulmuş bir kutuydu. Bu kutunun açılması, bir makaleyle olmuyordu; olmadı da veya Fakir beceremedik. Bu yüzden; bu hususta, birkaç tane yazı yazmamız gerekli oldu.

Lakin sonunda, Sevgili Recep karşımıza çıkıp dünkü makalenin başlığını verdi; “Trump, Küresel Güçlere karşı mı?” Bu yetmedi; bir üstteki makale yorumunu yazdı. Yani meramımızı, üç beş yazıda ve temelinden anladığını gösterdi. Yüce Allah, ona zihin açıklığı versin! Peki, derdimizi herkese anlatabildik mi? Dedik ya yukarıda; zannetmiyoruz. Sevgili Recep diyor ya yorumunun son ifadelerinde; bir “Gazeteci; bu anlattıklarınızın tam tersini anlatıyor yazılarında. Mesela, Rusya ve Çin’in Küreselci olduğunu… Gerçi o; bu kavganın ana temasını, tam ve net belirleyemiyor. ‘Yüzyılcı Hanedan Aklı’ ile ‘Binyılcı Tapınakçıları,’ kavrayamamış gibi… Bu ayırımı ve karşıtlığı; tam olarak, ortaya koymuyor ya da bilmiyor.” Tabii, söz konusu gazeteciyle ilintili olarak, fakirin hiçbir tarifi söz konusu değil. Çünkü o, kendi tezini anlatıyor; biz de kendi tezimizi… Onunki, bizimkine bizimkine, bizimki de ona uymuyor. Galiba ve sadece Hanedanlar konusunda uyuşur gibi olduk. Lakin sonunda, o konuda da uyuşmadığımız ortaya çıktı... Kendisine, yolculuğunda zihni açıklık diliyoruz. Her neyse, geçelim!
Hülasa… İşte, yukarıdaki nedenlerle bir süre daha “Küreselcilik” yazmayı sürdüreceğiz…
***
DEVAM EDECEK…
1.054
Erişilen Kişi
47
Etkileşim
SerdarTpz
Mesajlar: 18
Kayıt: 17 Mar 2019, 11:15
 Teşekkür edildi: 11 sefer

Re: AHMET YOZGAT: KÜRESEL MÜHÜR

Mesaj gönderen SerdarTpz » 21 Mar 2019, 21:55

AHMET AĞABEYİN PAYLAŞIMLARI FORUMDA DEVAM EDECEK KARDEŞLERİM...
Cevapla