AHMET YOZGAT: HİTLER ve STALİN KÜRESELCİ Mİ?

Cevapla
SerdarTpz
Mesajlar: 18
Kayıt: 17 Mar 2019, 11:15
 Teşekkür edildi: 11 sefer

AHMET YOZGAT: HİTLER ve STALİN KÜRESELCİ Mİ?

Mesaj gönderen SerdarTpz » 21 Mar 2019, 20:37

AHMET YOZGAT'IN 14 OCAK FACEBOOK SAYFAMIZDA PAYLAŞTIĞI MAKALEDİR

Küreselciliğin Deşifresi 7
Ve yukarıda, kaldığımız yerden devam ettirelim konumuzu… Burada; daha önce yazdığımız bir makalemizden kısaca, bir özetleme yapmak istiyoruz. Derin katmanlı, Amerikan Ortaklığını anlatıyorduk ya… Orada; “1600 Yılından başlayarak, peyderpey bina edilen ve 1800'lü yılların ortasında “Kuzey Güney Yanke Savaşı”yla birlikte, tüm paydaşlarının isimleri belli olan Amerikan Şirketindeki, büyük paylardan biri Küreselcilerin eline geçmiş oldu.” demiştik ya… Ve devamla Birleşik Devletler, Yeni Dünya’nın ilk Küresel yarım İmparatorluğu olarak bina edildi: ABD... Fakat ABD Ortaklığındaki, kısmi sehemine razı olmayan Küreselci Akıl, tam bir imparatorluk istiyordu. Her şeyiyle kendisine ait bir Emperyal Ülke...

İşte, bu nedenle bir plan yaptı, söz konusu Akıl. Bu plana göre; ya ABD'nin tamamını ya da kanaatimizce, Habsburg Monarkları aracılığıyla Bavyeralıların Derinliğine sızdıkları, Komünist Rus İmparatorluğu'nu ele geçireceklerdi. Hatta her ikisini birden… Bu yüzden; önce Habsburg ve Bavyera Derinliğinin Tarihi hırsını Sefarad Yahudileri ile kaşıdılar. İşte, Adolf Hitler, böylece ortaya çıkmıştı. Ve zannımıza göre; Hitler’ kendisi de bir gizli Şövalye’ydi. Onun, Ezoterik “Thule Tarikatı”na mensubiyeti biliniyor ve tabii, İbrani kökeni de malum... Yani “Çılgın Adolf,” Küreselci olması için şekeri de unu da mevcut birisi olarak karşımıza çıkmakta. Bu yüzden; ona, “Avrupa Küreselciliğinin Şövalyesi ya da önce Habsburg’un devamla Bavyera’nın içine sızmış olan Kabalacı Sefarad Küreselciliğinin Şövalyesi…” demekte bir mahzur bulunmamakta.

“Çalınan Kutsal Bilgi” makalemizde anlattığımız, “Felsefe Taşı” olarak kayıtlı “Medeniyet Data Şifreleri”nden, Sefaradların payına düşen, iki fasiküllük kodlamalardan birisinin; Hitler'in laboratuvarlarında çalışan Yahudi Fizikçiler eliyle Nükleer Güce dönüşme potansiyeli taşıyan, üstün bilgi olduğu ortaya çıkmıştı. Zaten, Küreselcilerin Habsburg ve Bavyeralıları 2. Savaş'a sürmelerinin kışkırtıcı unsuru buydu.

Viyana ve Münih Monarkları; Yahudi Fizikçilerin çantasındaki, bu yeni enerjiyi, maksimal bir boyutta gördüklerinde savaşa karar vermiş olmalılar. Zira böylece; 2. Savaş Projesinin başına geçirilen ve kendisi de bir Yahudi olan Hitler’in çılgınlığıyla Güneş Batmayan İmparatorluğun müktesebatına el koyacaklardı. Elbette; Güneş Batmayan İmparatorluğu'n bir parçası da ABD idi. Ve hani Küreselciler, oranın tüm sehemlerine taliptiller ya... Yukarıda değindiği gibi Küreselizm’in Aklındaki ikinci Emperyal ülke ise Sovyet İmparatorluğu'ydu.

Adolf Hitler'in çılgın idaresindeki hırslı Cermenler; ilk sadmede, Windsor Kralına diz çöktürürken; olası zaafiyetlerinde, onlara yardımcı olsun diye Sovyetlerin Demiradamı Stalin’e -ki kendisi de bir Küreselci adaydır- Hitler’le ortaklık anlaşması imzalatılmıştı. Karanlık Küre Planı’a göre; Stalin, Windsorların çökertilmesinden sonra yani savaşın ortasında, saf değiştirerek; Cermenlerin, bırakın hayallerindeki coğrafyaları; babalarından kalık öz mülklerine de el koyarak, Avrupa'nın yarısını, Küresel Akıl adına tescil edecekti.

2. Savaşın yarısına gelindiğinde; İngiltere'nin, artık belini doğrultamayacağı ortaya çıkmıştı. Küreselci Aklın birinci hedefi buydu. Ve hedef tuturulmuştu. Yani Windsorun eli, kolu bağlı; Güneş Batmayan İmparatorluk sahipsiz, vassalı ABD tek başınaydı. Arık Küreselizm’in gizli operasyonunun, birinci ayağı tamamlanabilirdi. Ve Böylece; Küreselciler, ABD'de söz sahibi olan en büyük sehem haline geldi. ABD’nin Küreselist Devresi böylece işbaşı yapmış oldu.

Şimdi; sırada, Küre Planının ikinci aşaması vardı. Avrupa'ya el koymak; oradan Sovyetleri kendine bağlı bir başka alan olarak formatlamak... İşte, bu noktada Hitler; ya Amerikan Küreselcilerinin “Stalin Planı”nı çözdü ya da Amerikan Küreselcilerinin, Sovyetlere çökme ya da sızma planın bir parçası oldu. Veya “Deli Adolf” şahsi çılgınlığını ikiye katlayarak, yamyamlaştı ve müttefikini yemek üzere kuzeye yöneldi yani Rusya'ya… Zaten, başta Amerikan Küreselcileri olmak üzere; tüm taraflar böyle olsun istiyorlardı. Lakin sadece Küreselcilerin dedikleri gibi oldu.

Her ne sebeple olursa olsun… Avrupa ve Britanya’nın işgalinden sonra kuzeye yönelen Adolf Hitler’i bıraksalar, Sovyetleri dümdüz edebilirdi. Zaten, yukarı doğru harekete geçmesinin verdiği ego şişkinliğinin ardında; Windsor İngiltere’sini yıktıktan sonra, bir ucundan, zaten Alman Malı diyebileceğimiz Sovyetleri dize getirmesinin çok zor olmayacağına olan inancıydı. Daha doğrusu; ya Hitler, buna inandı ya da inandırıldı. Tarihçiler. der ki... “Almanların, Sovyet Seferinde, zamanlama hatası yapılmıştı. Böylece Harekat, kışın ortasında başlatılmış oluyordu. Henüz Moskova'ya ulaşmadan Adolf’un Askerleri, tüm teçhizatlarıyla birlikte, dondurucu Rus kışına yenilmişlerdi.”

İşte, Küreselci Aklın, beklediği buydu. Hitler'in; Sovyetleri, dümdüz etmeden, kapının eşiğinde donup yarı canlı kalakalması... Bu nedenle Küresel Akıl; Amerika'daki Askeri Gücü, Normandiya üzerinden Fransa'ya çıkarttı. Böylece “Küresel Pentagon”a giden yol başlamış oluyordu. Amerikan Ordusu için Fransa’yı düze çıkarmak ve can çekişen Almanya’yı çökertmek müşkül olmadı. Bu arada; Sovyetler de kurtarıldı ve önü açıldı. Bu arada; Hitler intihar etti ya da bir gizli el tarafından, Arjantin'e kaçırıldı. Yani ortalıktan çekildi. Başsız kalan Naziler dağıtıldı.

ABD Ordu Gücüyle ile ele geçirilen Avrupa'nın direksiyonunda; artık, Amerikan Küreselcileri söz sahibiydi. Amerikan kimliğindeki Küreselciler, Sovyetler, İngiltere ve Fransa'yla Postdam’da anlaştılar. Bu yüzden; Almanya ikiye bölündü: Batı Almanya ve Doğu Almanya... Doğu Almanya, Sovyetlerin payına düştü. Batı Almanya ise İngiltere, Fransa ve Amerika Üçlüsünün malı sayıldı. Amerikan Küreselizm’i, Almanya'da bir üst çatı oluşturarak; Federal Almanya’yI formatladı. Almanların elini, kolunu budayarak; askerini yok sayarak, ülkeyi kuşa benzetti. Bu arada; Avusturya Habsburglarını yok etti. Kurduğu Cumhuriyetle Cermenlerin, doğudaki kardeşlerini, avuç içi kadar bir hapishanenin mahkumları kırıldı.

Böylece “İki Bloklu/İki Kutuplu” Soğuk Savaş Dönemi başlamış oluyordu. Blokları oluşturan Küresel Akıl, bu itibarla Amerika'da ve Sovyetler Birliğinde, yüzde 51'lik “İdari Pay” elde etmiş; 20. Yüzyılın sonuna kadar süre tanıdığı Soğuk Savaş Dönemi oluşturmuştu. Amerika ve Sovyet Bloklarını, akıl almaz bir yarışın içine sokarak; 21. Yüzyıldan sonra girmeyi tasarladığı, “Dijital Çağ”ın gereklerini yerine getirme yarışına başlatmıştı. Ulaştığı netice itibariyle bu yarış, Küresel Aklın umduğundan iyi gitmişti. Nükleerin keşfinden sonra “Nükleer Fizik”in bilgisinin hayata geçirildiği gözlemlendi. Oradan; “Dijitaliz”ee giden yol ve kuantum fiziği Caddesi” açıldı. Ve bugünkü laboratuvarlarda; “Bilinen Teknolojik Seviye”nin, belki de yüz yıl ötesinin buluşlarına imza atıldı.

Küresel Akıl, bu seviyesiyle 21 Yüzyılın arka tarafında dünyayı bir kez daha karmakarışıklaştıracak ve Soğuk Savaşın “İki Emperyal Gücü”nü kendisine ait “İki İmparatorluk” olarak tescilleyecekti. Ve bu iki imparatorluğun ortasında, dünyanın merkezinde yani İstanbul, İskenderiye, Hürmüz ve İsfahan Dörtgeninde, “Merkezi Küre Devleti”ni kurarak; Osmanlıların Tahtına oturacak ve bundan sonrasının yüzyılında dünyayı, yine “İki Kutup” üzerinden oluşturarak, idare etmeye devam edecekti.

21. Yüzyıl Katastrofunu; 2001'de Yüzyılcıların elinden alarak, “Binyılcılık Katatastrofu”na dönüştürdü. Böylece; sadece dünya Siyasetini değil; 2016'ya giden, 15 yıllık mühlet içerisinde insanlığın kafasını da karmakarışık etti. Böylece; “Siyasi Katastrof” ve “Zihinsel ve Ruhsal Katastrof’un son şeklini kotardı. Bu başarının son noktasına yani 2016’nın 15 Temmuzu’na ulaştığı zaman, Türkler karşı çıktı ve “Küreselcilerin Bin Yıllık Planını bozdu. İşte, “Gerçek Millat” bu şekilde tarihe geçti. Ve “Temmuzu Miladı”yla birlikte Türkler; dünyayı “Tek Kutuplu Adil Gezegen” yapma yolunda hızla ilerliyorlar. Dönüşü yok bunun! Ve mutlaka; Türklerin keşfedeceği “Yeni Dijitalizm/ Pozitif Dijitalizm” üzerinden; Küreselcilerin “Negatif Dijital/Kara Dijital Yüzyıl”ı ya da Binyılı çökecek/çökertilecek. Ve zaten; ondan sonrası, “Kun Medeniyeti yani Bizim Dünyamız!

Efendim! Sözü, ta buraya kadar getirdik ama… Malum; bu uzun bölümü, Sevgili Recep'in şu cümlesinin bir parçası üzerine bina etmek istemiştik ve “Rusya ile Çin, Küreselci mi?” sorusuyla ilgili olarak, konunun, Rus varyantını anlatmak niyetindeydik. Topaelamak gerekirse… Yukarıdan beri görüldüğü gibi Stalin Döneminde, kısmi bir “Küreselci Sızıntı”dan söz edebiliriz. 1991’de Sovyetler Birliğinin sonlandırılmasıyla birlikte, “Kısmi Sızıntı”nın devamı olarak; Boris Yeltsin'in kısa dönemi, bir Küresel Dönem oldu. Ancak Rusya'nın eski Hanedanlarından süzülüp gelen, “Derin İstihbarat Yapısı, yani “Ruriklerin Obroçnino”su ve “Romanovların Okhrana”sından doğan KGB ve onun -devamı niteliğindeki FSB’nin Derin İstihbarat Aklı, ülkeye el koyarak; Küreselizm’in tasallutuna püskürttü. Yani bir nevi; Rusya'nın, 15 Temmuzun’u yaptı. Doğu Almanya'dan getirilen “İstihbaratçı Putin” ve günümüz Rusyası; Askeri Müktesebat ve Coğrafi Mülk olarak, Küresel Aklın en büyük alternatiflerinden biri olarak duruyor. Ama Küreselizm’in ve Küresel Aklın ne anlam ifade ettiğini, Erdoğan kadar Putin; Türkler kadar, Rusların anlamış olduğu kanaatinde değiliz. Zaten. anladıklarında; Ortodoksluk’tan hızlı bir şekilde Müslümanlığa geçecek ve Türklerin Bayrağı altında yer tutacaklardır.” hususundaki inancımızı biliyorsunuz, Ve öyle zannediyoruz ki... Rusların ve Putin'in istikameti, kaçınılmaz olarak. bu yönde ilerliyor; diyebiliriz. Allahualem!

Sevgili Recep'in mesajındaki, “Çin Küreselci mi?” kısma geçmeden önce, her ne kadar, “Kaç Amerika var?” makalemizde anlatmış olsak da Amerika'nın durumuna, bir kez daha bakalım; başka açıdan... Yukarıda; Doğu Guta Operasyonundan söz ettik ya… Amerika'nın, Küreselci olup olmadığı hususundaki son tasvirine bakmaya; oradan devam edelim… Yani Recep'in Rusya ve Çin Küreselci mi?” sorusuna bir ek de fakir yapmış olalım, bulunduğumuz gün itibariyle: “Amerika Küreselci mi ya da ne kadar Küreselci?”
***
DEVAM EDECEK…
Ameliyatımızdan sonra İnşallah!

1.392
Erişilen Kişi
93
Etkileşim
SerdarTpz
Mesajlar: 18
Kayıt: 17 Mar 2019, 11:15
 Teşekkür edildi: 11 sefer

Re: AHMET YOZGAT: HİTLER ve STALİN KÜRESELCİ Mİ?

Mesaj gönderen SerdarTpz » 21 Mar 2019, 21:56

AHMET AĞABEYİN PAYLAŞIMLARI FORUMDA DEVAM EDECEK KARDEŞLERİM...
Cevapla